|
TEMEL GÜVEN
DUYGUSU VE GELİŞİMİ
İnsanoğlu dünyaya diğer canlılara kıyasla daha savunmasız olarak
gelir. Birkaç refleks dışında kendilerini zararlara karşı korumak
için doğuştan yeterli özellikleri yoktur. Bebeğin bakımı,
korunması ve bir birey olarak sevgi ve kabul görmesi anne ve
babasının sorumluğundadır.
Güven, bir insanın, yeteneklerine ve varlığına duyulan sağlam
itimat olarak tanımlanmıştır. Güven kişinin dünyayla ve insanlarla
arasında kurduğu köprüdür.
Güven iki yönlü bir duygudur. Bir yön diğer insanlara ve dünyaya
olan güven, diğeri de özgüvendir. Çocuklar büyüme ve olgunlaşma
sürecinde, büyüyüp hayata atılmaya hazırlanırken başkalarına ve
dünyaya nasıl güveneceklerini öğrenmelidir. Ebeveynler kendi
güvenilirliklerini ve dünyanın güvenilir bir yer olduğunu
hissettirmelidir. Güven duygusu öyle temel bir duygudur ki kişilik
gelişiminde en önemli faktör olan özgüvenin de ilk adımıdır.
Bebeğin ilk sosyal ilişkisi annesiyle kurduğu ilişkidir. Bu
ilişkide anahtar kelime ‘bağ’ dır. Anne–baba ve bebek arasında
oluşan ilk bağlar güvenin de temelini oluşturur. Güvenli bağlanma
sürecindeki çocuk bir dizi aşamadan geçer. Doğumdan sonra ilk 3-4
ayda bebek görüş alanındaki kişilere ayrım yapmadan tepkide
bulunur. 3-5 aydan itibaren tepkilerini ayırt edici şekilde
gösterir. Artık annesini diğerlerinden ayırabilmektedir. 6-7 aylar
sırasında bebek tek bir kişiye bağlanır ve bu genellikle annedir.
Bu dönem temel güvenin oluşmasında en önemli dönemdir. Çünkü bu
dönemde bağlandığı kişi dünyayla güvenli bir ilişki kurması için
bir dayanaktır. Yapılan araştırmalara göre yaşamlarının ilk
yılında sık bakıcı değiştiren çocukların çeşitli psikolojik
problemler yaşadıkları ve bu problemlerin yetişkinliklerinde
oldukça arttığı tespit edilmiştir. Temel güven duygusu psikolojik
sağlığın ön koşuludur. Nesne sürekliliği, beynin gelişmesi ve
güvenin oluşması için en önemli kavramdır. 12 aydan itibaren tek
kişiye karşı geliştirilen duygusal bağlar diğer insanlara doğru
yayılma gösterir. Babaya, diğer kardeşlere, anneanne-babaanneye,
dedelere, bakıcılara aynı derecede duygusal bağ geliştirebilirler.
12 aylık bir bebek çoğu zaman annesinin veya bakıcısının görüş
mesafesinde olmak ister. 2-3 yaşa doğru artık konuşmaya ve
yürümeye başlamıştır. Özgüven duygusu gelişmektedir. İstek ve
ihtiyaçlarını uzaktan da iletebileceği için çocuk yavaş yavaş
uzaklaşabilir.
Yapılan bir araştırmaya göre annelerine karşı güvenli bağ
geliştiren bebeklerin annelerinin özellikleri şöyledir;
• çocuklarının gereksinimlerine daha duyarlı,
• çocuklara şefkat ve sevgilerini açıkça belli eden,
• bağımsız oyunlarına daha fazla destek verici...
Annenin kendine ve annelik rolünü yerine getirmesiyle ilgili
duyduğu güvenin derecesi de çocuğu ile iletişimini etkiler.
Güvensiz anneler sık sık çocuğa bakma ve eğitme biçimlerini
değiştirirler ya da hiçbir esneklik göstermeden belirli bir rutin
içinde hareket ederler. Bu rutin, eksikliğini hissettikleri güven
duygusunu sağlar. Bu tür tutumlar çocuklarda güvensizliğe neden
olur.
Anneleriyle uyumlu bir etkileşim içinde olan bebeklerin çevrelerine
karşı daha ilgili ve daha az ürkek oldukları görülmektedir. Birçok
araştırmanın sonuçları, bebeklerin seslendirmelerine tepkide
bulunan annelerin bebeklerinin, seslendirmelerine daha az tepkide
bulunanlarınkine oranla daha uyanık ve canlı, zihinsel açıdan ise
daha olgun ve kendilerine güvenli olduklarını göstermektedir. Bu
çocuklar zamanla çevrelerindeki nesneleri keşfetmeye daha açık
olmuşlardır. Bu tür anneler çocuklarının ihtiyaçlarını keşfedip
uygun tepkilerde bulunarak onlar için güvenli bir dayanak
oluştururlar. Bu şekilde güven içinde olan çocuklar, kendi
tepkilerinin çevre üzerinde etkili olabileceğini görerek daha çok
öğrenme isteği taşımaya eğilimlidirler. Burada dikkat edilmesi
gereken bir nokta vardır ki, bu, çocuğa verilen karşılıkların
dozunun kaçırılmaması gerektiğidir.
Çocuğun en hafif sızlanmalarına gereğinden fazla duyarlı olup,
tepkide bulunulması, anne ile çocuk arasında bağımlılığın
yerleşmesine neden olur. Böyle çocuklar güvensiz bir kişilik
geliştirebilirler. Bunun yanında tepkisizlik en olumsuz sonuçları
oluşturabilir. Eğer anne, bebeğin davranışlarına yönelik hiçbir
tepkide bulunmazsa ya bebek üzerinde hiçbir etkisi olmayacak ya da
şaşırtıcı şekilde olumsuz etkiye neden olacaktır. Çocuklar,
karşılık görerek ya da görmeyerek annelerin ara ara gösterecekleri
sevgi ve şefkat duygusundan doğan dışavurumlara büyük ölçüde gerek
duyar. Bu tezahürlerin belli bir süreklilikte ve tutarlılıkta
olması gerekir. Bedensel temas ve dokunma, güven telkin edici en
önemli iletişim yoludur. Çocuklar sevgilerini dokunarak ve
sarılarak ifade eder ve sevgi iletişimini böyle kurarlar. Dokunsal
uyaranları yeterince alan bebek ve çocuklar, annelerinin
sevgisinden emin olur, güven duygusunun da temelleri atılmış olur.
GÜVENDEN ÖZGÜVENE DOĞRU
Güven duyan çocuk;
• Duygularını kabul eder
• Daha cesurdur.
• Doğal olarak dürüsttür, yalan ve gizliliğe ihtiyaç duymaz.
• Empati duygusunu geliştirebilir, başkalarıyla iletişiminde diğer
çocuklara oranla daha başarılıdır.
Özgüven sahibi insanın zihinsel alt yapısına ait bazı göstergeler
vardır. Bu insanlar şöyle düşünürler
• ‘Ortaya çıkan ihtiyaçlarımı karşılayabilirim.’
• ‘Yaptığım işlerde yeterliyim.’
• ‘Zorlandığım olaylarla ve durumlarla yüzleşebiliyorum ve onlardan
bir şeyler öğreniyorum.’
• ‘Sevgim korkularımın üstesinden gelebiliyor.’
• ‘Bugünü ve getirdiği tüm başarıları seviyorum.’
• ‘Bir amaç için buradayım.’
• ‘Hayatımla ilgili sağlıklı karar alabiliyorum.’
SAĞLIKLI GÜVEN GELİŞİMİ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER
Güveni oluşturan yapıtaşları KABUL, ONAY ve DEĞER VERME'dir.
Güvenilen çocuk şunları duyumsar:
• ‘Ben seni, olduğun şekilde kabul ediyorum.’
• ‘Senin yaptıklarını onaylıyorum.’
• ‘Sana değer veriyorum, sen önemlisin.’
ÇOCUĞUN ÖZGÜVEN GELİŞTİREBİLMESİ İÇİN;
• Çocuğunuzun sevgi dilini keşfetmek ve ona uygun mesajlar
göndermeye gayret etmek.
• Mümkün olduğu kadar farklı kanallarla bu mesajı göndermeye
çalışmak (görsel, işitsel, dokunsal olarak güvenli ses tonu, rahat
tavırlar vs..)
• Çocuğu ödül ve ceza yerine, doğal ve mantıklı sonuçlarla
yüzleştirmeye fırsat vermek.
• Sağlıklı sınırlar geliştirmesine yardımcı olmak.
• Yeni durumlara atılmasında destekleyici ve teşvik edici olmak.
• Kötü sıfatlar ya da çok afaki sıfatlar yakıştırmamak. (‘Aptal
çocuk!’’Çok dikkatsizsin.’ ya da ‘Harikasın, mükemmelsin,
süpersin.’ gibi değil, bunun yerine ‘Güzel başardın.’ ‘İyi
yazıyorsun.’ ‘Çok dikkatlisin.’ şeklinde davranışa atıfta bulunmak
gerekir.)
GÜVEN DUYGUSUNU ZEDELEYEN YAKLAŞIMLAR
Olumsuz beklentiler: ‘Bu çocuk hiç düzelmeyecek.’ ‘Yemeğini hiç
kendi başına yiyemeyecek.’ çocuğun yeterli olduğu konularda bile
yetersiz kalacağına inanmak..
Gerçek dışı yüksek beklentiler:
Tuvalet eğitimini yeterince olgunlaşmadan kazanmasının beklenmesi,
hareketsiz ve ‘çok uslu duran’ bir çocuk olmasını beklemek vs..
Kardeşler arası rekabeti destekleme: ‘Bak kardeşin yemeğini bitirdi
sen hala oyalanıyorsun.’ O iyi sen kötüsün gibi bir mesaj olarak
algılanabilir.
Aşırı hırs: ‘En iyi,mükemmel, kusursuz, birisin. Hep böyle
olmalısın.’
Bu, çocuk için ulaşılması güç bir şeydir. Bu hedefe ulaşamadığı
zaman kendini değersiz ve güvensiz hissedecektir .
Aşırı koruyucu anne-baba tutumu: Çocuğunu dizinin dibinden
ayırmayan annelerin tutumu örnek olarak verilebilir. Özellikle zor
dünyaya gelen çocukların maruz kaldıkları tutumdur. Sorumluluk ve
zorluklarla başetme gücünü oldukça azaltan, dolayısıyla özgüven
gelişimini engelleyici etkileri olabilir. Okula giden çocuğun
ayakkabısını giydirmek, ödevini yapmak gibi örnekler...
Aşırı itici baskıcı tutumlar: Özellikle duyguların bastırılması va
reddedilmesiyle sonuçlanan ve çeşitli psikolojik problemlere neden
olan tutumlar olabilmektedir. Çocuğun farklılığını ifade etmesine
engel olunmakta ve çocuğun özgüvenini kırmaktadır.
----------------------
Ayşe Esma NURİLER
Psikolog
esma@annelik.org
Yazarın Diğer Yazıları:
-Ayşe
Esma NURİLER, "SUSAM SOKAĞI VE SİHİRLİ ANNEM"
|