|
Eski
bir çiftlikte sevimli bir ördek ailesi yaşıyordu. Anne ördek,yeni
yumurtalarının üstünde onların çatlamasını beklemekteydi. Güzel
bir sabahtı. Nihayet yumurtalar çatlamaya başladı ve altı sevimli
ördek yavrusu neşeyle yumurtalarından çıktı. Fakat bir yumurta,
diğerlerinden daha büyük olan, çatlamamıştı hala. Anne ördek
endişelendi. Bir terslik olduğunu hissetti. Ne yapabileceğini
düşünürken sonunda son yumurta da çatlamıştı. Şimdi, tuhaf
bakışlarıyla gri bir ördek yavrusu bakınıyordu etrafına
şaşkınlıkla. Geçen kısa zamanda ördek yavruları büyüdükçe anne
ördek bir şey fark etti. İçlerinden birine, en son yumurtadan
çıkan ördeğe bakıp;
– “Anlayamıyorum”, dedi kendi kendine, “Bu çirkin ördek nasıl olur
da benimkilerden biri olabilir?” Başını hayretle sallayıp devam
etti.
– “Evet”, dedi, “Kesinlikle sevimli değil, kardeşlerinden hiç
birine de benzemiyor. Onlardan daha çabuk büyüyor” dedi.
Zaman akıp gidiyordu. Çirkin ördek gittikçe daha çirkin ve daha
üzgün bir ördek olmuştu. Kardeşleri onunla oynamak istemiyor, onu
garip buluyorlardı. Ve çiftlikteki tüm hayvanlar da onunla alay
ediyordu.
Bir gün, yine yalnız ve üzgün gölden döndü. Anne ördek onu teselli
etmeye çalışıyordu:
– “Zavallı çirkin ördeğim,” dedi. “Neden diğerlerinden bu kadar
farklısın ki?”
Çirkin ördek kendisini daha da kötü hissetti. Gece boyunca sessiz
gözyaşları döktü. Kimsenin onu istemediğini düşündü. Sabah
olduğunda çiftliği terk etti. Diğer taraftaki göle geldiğinde
etrafındaki tüm hayvanlara;
– “Benim gibi gri tüyleri olan ördek tanıyor musunuz?” diye sordu.
Fakat herkesten aynı olumsuz cevabı aldı. Tekrar yola devam etti.
Bir başka göle ulaştı. Oradaki kazlara da aynı soruyu sordu. Fakat
kazlar ona;
– “Burada duramazsın böyle, uzaklaş buradan. Burası çok tehlikeli.
Silahlı adamlar dolaşıyor burada” dedi.
Çirkin ördek oradan da ayrıldı. Başka bir göle daha gitti. Bu
sefer yalnızdı. Kimseler yoktu.
– “Beni kimse istemiyor madem, sonsuza kadar burada saklanacağım”
dedi. Aradan zaman geçti. Çirkin ördek yalnız olmasına rağmen
mutlu idi. Bir gün, gökyüzünde güneye göç eden çok güzel kuşlar
gördü. Beyaz,uzun, ince boyunlu, sarı gagalı ve geniş kanatlı.
– “Sadece” dedi hayranlıkla, “Sadece bir günlüğüne keşke onlara
benzeyebilsem”.
Kış gelmişti artık. Sazlıklar buz tutmuştu. Yiyecek bulabilmek için
dolaşmaya başladı. Yorgun düştüğü sırada bir çiftçi onu aldı ve
ceketinin cebine koydu ısınması için.
– “Zavallı şey, nasıl da donmuşsun. Seni eve götüreceğim ve sana
bakacağım ufaklık” dedi. Çiftçi ona şefkatle baktı. İlk bahar
geldiğinde ise çirkin ördek o kadar büyümüştü ki çiftçi onu göle
bırakmaya karar verdi, özgürce dolaşabilsin diye. İşte böylece
uzun zaman ardından, çirkin ördek ilk defa suda yansıyan kendisini
gördüğünde çok şaşırdı. Tanıyamadı önce arkasında biri var sandı.
Bakındı, kendinden başka kimse yoktu.
– “Bu”, dedi heyecanla, “Bu ben miyim?” “Nasıl da değişmişim böyle”
dedi, kendi kendine. Tıpkı kuğulara benzemişim. Hala öyle şaşkındı
ki. Hemen yola koyuldu. Eve dönmeliydi. Yol boyunca öyle neşeli ve
heyecanlıydı ki. Diğer kuğuları gördüğünde artık onlardan biri
olduğunu fark etti. Çirkin ördeğe;
– “Biz de senin gibiyiz” dediler, sen bunca zaman nerede
saklanıyordun? Çirkin ördek;
– “Uzun bir hikaye” dedi. Hala şaşkındı. O, artık kuğu kardeşleri
ile birlikte gölde görkemli bir şekilde yüzebiliyordu. Bir gün,
gölün kıyısında çığlık atan bir çocuğun sesini duydu.
– “Heey! Şu genç kuğuya bakın, diğerlerinden ne kadar da güzel” ve
çirkin ördek öyle sevinçliydi ki…
Hazırlayan: Dantelli Peri
dantelliperi@annelik.org
|