|
[Ayşe Handan’a...*]
Bir martı ötekiyle
selamlaştı. Sonra bir güzel kucaklaştı. İkisi bir olup afiyetle
küçük kızın simidini paylaştı. Sonra mı? Bir o, bir şu dalganın
üstünde zıplama oyununa başladılar. Tam bu sırada kitabından
gözlerini ayırıp Baba, döndü kızına doğru:
-Bitirdin mi simidini Ayşecim?
-Hı hı. Bitirdik hep birlikte babacım.
-Hep birlikte mi? Kimlerle kızım?
-Birazını ben yedim. Birazını da dalgalarla zıplamaca oynayan şu
iki martı.
-Aferin kızıma ve martı arkadaşlarına, deyip tekrar kitabını
okumaya devam etti Baba. Martılar da zıplamaca oyununa... Boncuk
boncuk gözleriyle martıların oyununu seyre daldı. Tam bu sırada,
rüzgar da onun sırma saçlarıyla oynamaya başladı. Ayşecik
gülümsedi. Martıların oyunu gibi rüzgarın bu oyunu da çok hoşuna
gitmişti. Gülümsemeye devam etti. İnci gibi dişleri bile
göründü.
-Baba! Denizin temiz olması için çok mu sabun lazım?
Kızının boncuk boncuk meraklı gözlerle kendisine yönelttiği bu soru
karşısında önce şaşırdı Baba. Ne demeliydi ki acep?! Düşündü,
düşündü ve biraz daha düşündü. Ama cevapları bulamadı, hepsi
saklanmıştı. En iyisi bilgin kızıma birkaç soru sorayım, ondan
cevap alayım, dedi içinden Baba.
-Sabun mu? Nasıl yani Ayşecim?
-Evet, sabun. Biz ellerimizi, yüzümüzü, ayaklarımızı temiz olsun
diye sabunla yıkamıyor muyuz?
-Sabunla yıkıyoruz.
-Eee… işte, deniz kocaman ya hani. Temiz olsun diye yıkıyorlar ya
sabunla. Onu soruyorum.
Babanın şaşkınlığı devam ediyordu. Denizin kocaman olmasını
anlamıştı. Fakat temiz olsun diye sabunla yıkıyorlar ya, derken
neyi demek istiyordu ki sevgili kızı?
-Denizin büyüklüğüne tamam da Ayşecim. Bir şey sorabilir miyim?
-Sor tabii babacım, diyerek bilmiş bilmiş salladı başını bir güzel
Ayşecik.
-Hımm… deniz temiz olsun diye nasıl yıkanıyor sabunla?
-Ya hani vapurlar giderken yıkıyorlar ya!
Babanın şaşkınlığı azalmıyor artıyordu, Ayşe’nin cevapları
karşısında.
-Vapurlar mı yıkıyor?
-Yaa baba! Evet yaa. Sen hiç görmedin mi ki? Hani vapurlar denizin
üstünde giderken denizi de sabunla yıkıyorlar. Böyle köpük
köpük, baloncuk baloncuk oluyor deniz. Beyaz beyaz oluyor ya
vapurun geçtiği yerler. Vapurun altından mı dökülüyor o
sabunlar?
Bunları söylerken bir yandan da elinden tutup çekiştirdi babasını
Ayşecik. Babasına göstermeden olmayacaktı. Yoksa, bu bilmeceyi
çözemeyeceklerdi. Vapurun kenarına doğru geldiler.
-Bak işte baba! İşte, işte!
Baba, meraklı gözlerle kızının minicik parmağının işaret ettiği
yere doğru bakındı. Nereye mi? Tam vapurun altına. Şimdi
Ayşeciğin neyi anlatmak istediği anlaşılmıştı. Alem kızdı bu
Ayşecik doğrusu! Ne ilginç bir fikirdi, temiz olsun diye denizin
sabunla yıkanması, hem de vapurlar tarafından. İyi de ne cevap
vermeliydi ki şimdi Baba!?
* Kardeşimin çocukluk düşüncelerinden ilham alınarak yazılmıştır. Bütün
çocukların güzel düşünce ve hayallerine tebessüm ederek…
Elif KONAR |