OKUL ÖNCESİ EĞİTİM, EĞİTİMDE ÖĞRETİM İLKELERİ VE ÇOKLU ZEKA
 

Elif KONAR

Uzman (Türk Dili ve Edebiyatı/ Çocuk Gelişimi ve Eğitimi)

 

Okul Öncesi Eğitim, Eğitimde Öğretim İlkeleri ve Çoklu Zeka 1

Eğitimde Öğretim İlkeleri

Gelişen ve ilerleyen teknoloji ve bilimin ışığında elde edilen bilgiler günden güne artmaktadır. “Çocuğun anne karnında iken bile bazı ses işaretlerine tepkide bulunduğu araştırmalarla gösterilmiştir[1]”. Yani öğrenme çok erken başlamaktadır ve sürekli devam etmektedir. Bütün hayatı kapsayan bu süreç ancak davranışlarda değişiklikler olduğu zaman gözlenebilmektedir. “Çocuk kişiliğinin bütünlüğü içinde iç ve dış çevreden algıladıklarını işleme tabi tutar[2]”. Dış çevreden aldığı uyarıcılara anlam verebiliyorsa bu bilgiler artık çocuğun olur. Anlam verilemeyen bilgiler ise kolaylıkla unutulur. “Çocuk; herhangi bir konuda görünce, işitince, söyleyince, yazınca, okuyunca, düşününce, hissedince, tasavvur edince, çizince, tadınca, koklayınca, bir şeyler yapınca, faal olunca; kısaca yaparak, yaşayarak, öğrenme olayına katılarak öğrenir diyebiliriz[3]”.

İlk eğitimine ailede başlayan çocuk, çevresiyle etkileşimde bulunarak öğrenir ve eğitilir. Okul öncesi dönem itibariyle bu eğitim sürecine okul da katılır. “Yaşamın özellikle ilk üç yılında, annenin çocuğunun eğitimiyle meşgul olması, hiçbir kişi ya da kurumdan yardım istememesi, kuşkusuz en sağlıklı yoldur[4]”. Bununla birlikte “3-6 yaş çocuklarının eğitimini gerçekleştiren anaokulunu, annenin yokluğunu giderecek bir kurum olarak değil de, ilk yıllardaki annenin tek başına çocuğun üzerindeki rolüne katkıda bulunan ve bu rolü yaygınlaştıran bir kurum olarak değerlendirmek gerekir[5]”.

Günümüzde, çocuğun giderek artan güvenli oyun şartları ve yaşıtlarıyla birlikte bulunma ihtiyaçlarına cevap verebilme; çalışan ebeveynlerin artışıyla birlikte çocukların güvenle bırakılabilecekleri bir mekân olabilme gibi sebeplerle okul öncesi eğitim kurumları daha da önem kazanmıştır. Bundan dolayı bazı özel nitelikleri de (okulun fiziki imkânları, öğretmen özellikleri, program) bünyesinde bulundurmalıdır[6]. Çocuk eğitiminde aileden hemen sonra hatta aileyle beraber çalışması gereken kişiler okul öncesi öğretmenleridir. Okul öncesi öğretmenleri, çocuk gelişiminin ve eğitiminin önemini kavrayarak, kendisi uygun metotları kullandığı gibi ailelere de bu konuda bilgi vermeli ve destek olabilmelidir. Okul öncesi dönemde, çocuk henüz çok sıkı bir programa uymaya, düzenli bilgi almaya hazır olmamakla birlikte, günlük faaliyetlerin belirli bir sıra izlediğini ve okulun herkes için mutlu bir yer olmasında buradaki düzenin rol oynadığını da öğrenmesi gerekmektedir[7]”. Froebel’in deyişiyle, “anaokulunun amacı, öğrenmeye ilgi uyandırmak”tır[8].

Bilinmektedir ki eğitim, bireyin davranışlarında, kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istenilen yönde (eğitim amaçlarına, hedef ve davranışlarına uygun) değişme meydana getirme sürecidir. Öğrenme ise, bireyin olgunlaşma düzeyine göre, çevresiyle etkileşimi sonucunda davranışlarda oluşan kalıcı değişmelerdir. Öğretim de öğretmeler ve öğrenmeye yönelik faaliyetler toplamı ya da kurumsallaşmış öğretmeler toplamıdır.

Eğitimciler, okul öncesinin “kritik dönem” olduğunun bilinciyle gelişen eğitim yöntem ve stratejilerini kullanarak uygun metotlar geliştirebilmelidir. “Demokrasi düşünebilen insanların rejimidir[9]”. Yani demokratik bir dünyada yaşamak isteniyorsa, düşünen insanlar ile çepeçevre bir hayata ihtiyaç var demektir.

Düşünme esas alındığında çocuğun, yaşına uygun bir şekilde, öğrendiklerine göre yorum yapabilmesi, aldığı bilgilerle ayrıntıları yakalayabilmesi, konuları ve olayları açıklayabilmesi, faaliyet/etkinlik/ders konuları çerçevesinde problemi keşfedebilme ve problemi çözebilme yeteneklerinin geliştirilebilmesi okulun odak noktası olmalıdır.

Eğitimin istenilen düzeyde gerçekleşebilmesi için sınıf (ve okul/kurum) ortamında sağlıklı bir etkileşim sağlanmalıdır. Öğrenilenlerin kalıcı olabilmesi ve düşünmeyi geliştirmesi isteniyorsa öğrenilen konuların hayata yansıtılması gerçekleştirilmelidir. Bütün bunların gerçekleşebilmesi için en önemli şart ise, öğretmenin öğrencilerine dair yüksek ve pozitif beklentilere sahip olmasıdır. Öğrenmenin herkes için doyurucu ve anlamlı olmasını savunan yeni öğrenme anlayışına göre temel öğretim ilkeleri şu şekilde özetlenebilir:

*Yüksek düzeyde düşünme
* Konunun özünün aktarılması
* Konunun derinliğine işlenmesi
* Öğrenilenlerin gerçek hayatla ilişkilendirilmesi
* Öğrenmenin karşılıklı etkileşim ortamında gerçekleştirilmesi.

Diğer Yazı ve Yazarlar


[1] A. O. Özcan, Çocuk Nasıl Öğrenir, Seha, İstanbul, 1995, s.20.

[2] Özcan, a.g.e., s.27.

[3] Özcan, a.g.e., s.32.

[4] Haluk Yavuzer, Çocuk Psikolojisi, Remzi, İstanbul, 2006, s. 151.

[5] Haluk Yavuzer, Anne-Baba ve Çocuk, Remzi, İstanbul, 1991, s.195.

[6] Ayla Oktay, “Okul Öncesi Dönemi”, Ana-Baba Okulu, Remzi, 1990, İstanbul, s. 42.

[7] Oktay, 1987, s. 12; Oktay, “Okul Öncesi Dönemi”, Ana-Baba Okulu, Remzi, 1990, İstanbul, s. 42.

[8] Haluk Yavuzer, Çocuk Psikolojisi, Remzi, İstanbul, 2006, s. 151.

[9] Y. Özden, Öğrenme ve Öğretme, Pegem, Ankara, 1999, s.90.

Dipnot: Yazarımızın makalesi Akademi Dergisi (sayı:4, yıl:2007, ss.13-15), Eğitim ve İnsan sayısında yayınlamıştır.


Tasarım: EvrenKENT

 
Ana Sayfa  -  Eğitim  -  Gelişim  -  Hamilelik  -  Yazarlar  -  Aktiviteler  -  Linkler  -  Forum
Hakkımızda  -  Üye Girişi  -  Foto Albüm  -  Çocuk Filmleri  -  Bize Ulaşın
 

©Tüm Hakları Saklıdır. 2007. Annelik.org    annelik@annelik.org