|
|
 |
OKUL ÖNCESİ
EĞİTİM, EĞİTİMDE ÖĞRETİM İLKELERİ VE ÇOKLU ZEKA |
|
|
|
Elif KONAR
Uzman (Türk Dili ve Edebiyatı/ Çocuk Gelişimi ve Eğitimi)
Okul Öncesi
Eğitim, Eğitimde Öğretim İlkeleri ve Çoklu Zeka
1
Eğitimde
Öğretim İlkeleri
Gelişen ve ilerleyen teknoloji ve bilimin ışığında elde edilen
bilgiler günden güne artmaktadır. “Çocuğun
anne karnında iken bile bazı ses işaretlerine tepkide bulunduğu
araştırmalarla gösterilmiştir”.
Yani öğrenme çok erken başlamaktadır ve sürekli devam
etmektedir. Bütün hayatı kapsayan bu süreç ancak davranışlarda
değişiklikler olduğu zaman gözlenebilmektedir. “Çocuk
kişiliğinin bütünlüğü içinde iç ve dış çevreden algıladıklarını
işleme tabi tutar”.
Dış çevreden aldığı uyarıcılara anlam verebiliyorsa bu bilgiler
artık çocuğun olur. Anlam verilemeyen bilgiler ise kolaylıkla
unutulur. “Çocuk;
herhangi bir konuda görünce, işitince, söyleyince, yazınca,
okuyunca, düşününce, hissedince, tasavvur edince, çizince,
tadınca, koklayınca, bir şeyler yapınca, faal olunca; kısaca
yaparak, yaşayarak, öğrenme olayına katılarak öğrenir
diyebiliriz”.
İlk eğitimine ailede başlayan çocuk, çevresiyle etkileşimde
bulunarak öğrenir ve eğitilir. Okul öncesi dönem itibariyle bu
eğitim sürecine okul da katılır. “Yaşamın
özellikle ilk üç yılında, annenin çocuğunun eğitimiyle meşgul
olması, hiçbir kişi ya da kurumdan yardım istememesi, kuşkusuz
en sağlıklı yoldur”.
Bununla birlikte “3-6 yaş çocuklarının
eğitimini gerçekleştiren anaokulunu, annenin yokluğunu giderecek
bir kurum olarak değil de, ilk yıllardaki annenin tek başına
çocuğun üzerindeki rolüne katkıda bulunan ve bu rolü
yaygınlaştıran bir kurum olarak değerlendirmek gerekir”.
Günümüzde, çocuğun giderek artan güvenli oyun şartları ve
yaşıtlarıyla birlikte bulunma ihtiyaçlarına cevap verebilme;
çalışan ebeveynlerin artışıyla birlikte çocukların güvenle
bırakılabilecekleri bir mekân olabilme gibi sebeplerle okul
öncesi eğitim kurumları daha da önem kazanmıştır. Bundan dolayı
bazı özel nitelikleri de (okulun
fiziki imkânları, öğretmen özellikleri, program)
bünyesinde bulundurmalıdır.
Çocuk eğitiminde aileden hemen sonra
hatta aileyle beraber çalışması gereken kişiler okul öncesi
öğretmenleridir. Okul öncesi öğretmenleri, çocuk gelişiminin ve
eğitiminin önemini kavrayarak, kendisi uygun metotları
kullandığı gibi ailelere de bu konuda bilgi vermeli ve destek
olabilmelidir. “Okul öncesi
dönemde, çocuk henüz çok sıkı bir programa uymaya, düzenli bilgi
almaya hazır olmamakla birlikte, günlük faaliyetlerin belirli
bir sıra izlediğini ve okulun herkes için mutlu bir yer
olmasında buradaki düzenin rol oynadığını da öğrenmesi
gerekmektedir”.
Froebel’in deyişiyle, “anaokulunun amacı,
öğrenmeye ilgi uyandırmak”tır.
Bilinmektedir ki eğitim, bireyin davranışlarında, kendi
yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istenilen yönde (eğitim
amaçlarına, hedef ve davranışlarına uygun) değişme meydana
getirme sürecidir. Öğrenme ise, bireyin olgunlaşma düzeyine
göre, çevresiyle etkileşimi sonucunda davranışlarda oluşan
kalıcı değişmelerdir. Öğretim de öğretmeler ve öğrenmeye yönelik
faaliyetler toplamı ya da kurumsallaşmış öğretmeler toplamıdır.
Eğitimciler, okul öncesinin “kritik dönem” olduğunun bilinciyle
gelişen eğitim yöntem ve stratejilerini kullanarak uygun
metotlar geliştirebilmelidir. “Demokrasi düşünebilen insanların
rejimidir”.
Yani demokratik bir dünyada yaşamak isteniyorsa, düşünen
insanlar ile çepeçevre bir hayata ihtiyaç var demektir.
Düşünme esas alındığında çocuğun, yaşına uygun bir şekilde,
öğrendiklerine göre yorum yapabilmesi, aldığı bilgilerle
ayrıntıları yakalayabilmesi, konuları ve olayları
açıklayabilmesi, faaliyet/etkinlik/ders konuları çerçevesinde
problemi keşfedebilme ve problemi çözebilme yeteneklerinin
geliştirilebilmesi okulun odak noktası olmalıdır.
Eğitimin istenilen düzeyde gerçekleşebilmesi için sınıf (ve
okul/kurum) ortamında sağlıklı bir etkileşim sağlanmalıdır.
Öğrenilenlerin kalıcı olabilmesi ve düşünmeyi geliştirmesi
isteniyorsa öğrenilen konuların hayata yansıtılması
gerçekleştirilmelidir. Bütün bunların gerçekleşebilmesi için en
önemli şart ise, öğretmenin öğrencilerine dair yüksek ve pozitif
beklentilere sahip olmasıdır. Öğrenmenin herkes için doyurucu ve
anlamlı olmasını savunan yeni öğrenme anlayışına göre temel
öğretim ilkeleri şu şekilde özetlenebilir:
*Yüksek düzeyde düşünme
* Konunun özünün aktarılması
* Konunun derinliğine işlenmesi
* Öğrenilenlerin gerçek hayatla ilişkilendirilmesi
* Öğrenmenin karşılıklı etkileşim ortamında gerçekleştirilmesi.
 |
|
[1] A. O. Özcan,
Çocuk Nasıl Öğrenir, Seha, İstanbul, 1995, s.20.
[4] Haluk
Yavuzer, Çocuk Psikolojisi, Remzi, İstanbul, 2006, s. 151.
[5] Haluk
Yavuzer, Anne-Baba ve Çocuk, Remzi, İstanbul, 1991, s.195.
[6] Ayla Oktay,
“Okul Öncesi Dönemi”, Ana-Baba Okulu, Remzi, 1990, İstanbul,
s. 42.
[7] Oktay, 1987,
s. 12; Oktay, “Okul Öncesi Dönemi”, Ana-Baba Okulu, Remzi,
1990, İstanbul, s. 42.
[8] Haluk
Yavuzer, Çocuk Psikolojisi, Remzi, İstanbul, 2006, s. 151.
[9] Y. Özden,
Öğrenme ve Öğretme, Pegem, Ankara, 1999, s.90.
Dipnot: Yazarımızın makalesi Akademi Dergisi (sayı:4, yıl:2007,
ss.13-15), Eğitim ve İnsan sayısında yayınlamıştır. |
Tasarım:
EvrenKENT |
|