|
Elif KONAR
Uzman (Türk Dili ve Edebiyatı/ Çocuk Gelişimi ve Eğitimi
Alış-veriş de bir eğitimdir
Alışveriş, hayatımızın bir parçasıdır. Ama
birçok anne-baba için alışveriş zevkli bir ortam olmaktan çıkar.
Çocuklarla alışveriş yapmak gerçekten zordur. Büyükşehirlerde
ailecek yapılan market alışverişlerinin sonunda çoğunlukla
geriye stres kalır. Ama çocukların da alışverişe gitmeye,
çevrelerini tanımaya ve sosyal hayata alışmaya ihtiyaçları
vardır.
Çocuklar genellikle, sürekli deneyler yapan
bir araştırmacı gibidirler. Her şeyi görmek, koklamak, tatmak,
denemek ve her şeye dokunmak istedikleri gibi, her şeye sahip
olmak da isteyebilirler. Bütün bu davranışlar onlar için
tabiidir; çünkü çocuk, yetişkin gibi duygularına hakim olamaz.
Hele günümüzde reklam bombardımanı pek çok yetişkini bile
tüketim çılgını olmaya yöneltebiliyorken, küçüklerin kendilerine
bu konuda hakim olabilmeleri doğal olarak daha zordur.
Bundan dolayı, “çocuğumla alışveriş bir kâbusa dönüşüyor” demek
istenmiyorsa, önceden bazı tedbirler alınması gerekmektedir.
Unutulmamalı ki, uygun şartlarda yapılan bir alışveriş de
çocukla ortak faaliyet kategorisine girer; öğretici, eğitici ve
eğlenceli olabilir.
Alışveriş öncesi ne yapılmalı?
Çocuğunuzla alışverişe çıkmak için onun
uygun zamanını seçin. Yani tam uyku saatinde ya da karnı açken
bir çocuğun huzursuzluğunu hesaba katın. Alışveriş için sizin de
yorgun ve sinirli olmadığınız bir anı seçin. Bedeninizi
sıkmayacak rahat giysiler ve ayakkabılar giyin. Öncelikli
ihtiyaçlarınızı belirleyin, almak istedikleriniz için bir plan
yapın. Alışveriş için ne kadar harcayabileceğinizi belirleyin ve
bu miktara bağlı kalın.
Alışveriş kurallarını çocuğunuza önceden
açıklayın; “Alışveriş yaparken yanımdan uzaklaşmamalısın”,
“Dükkanda koşmayacağız, yürüyeceğiz”, “Alışveriş yaparken alçak
sesle konuşmalıyız, bağırmamalıyız”, “Parasını ödeyebileceğimiz
kadar şey alabiliriz”, “Sadece ihtiyacımız olan şeyleri
almalıyız” gibi.
Çocuğunuza bu kurallara uymamanın
sonuçlarının neler olacağını açıklayın; “Eğer yanımdan
ayrılırsan birbirimizi kaybedebiliriz”, “Eğer koşar ve
bağırırsan, marketten ayrılacağız”, “Alışveriş sepetinde ayağa
kalkar ve çok hareketli olursan, sen tekrar oturuncaya kadar
duracağız” gibi.
Gerçek bir alışveriş öncesi, evde bir
alışveriş oyunu oynayın. Alışveriş yaparken gerekirse satıcıyla
nasıl konuşacağınızı; eğer ayakkabı veya giysi alacaksanız,
onları nasıl deneyeceğinizi; parayı nasıl ödeyeceğinizi ve
çocuğunuzun bu sırada nasıl davranması gerektiğini gösterin.
Bunları eğlenceli bir oyun şekline sokarak uygulayın.
Alışveriş sırasında çocuğunuzun ihtiyacı
olabilecek şeyleri yanınıza almayı unutmayın.
0-2 yaş çocukları için, yedek çocuk bezi ve
su; 3-6 yaş çocukları için, besleyici ve kolay taşınabilir bazı
yiyecekler, alışverişiniz uzun sürecekse çocuğun canının
sıkılmasını önlemek için yanınıza bir öykü kitabı, kağıt ve
kalem de alabilirsiniz.
Alış-veriş
sırasında
ne
yapılmalı?
Çocuğunuzun alış-verişe katılmasını sağlayın
Çocuğunuzun alışverişe katılmasını
sağlayın; raflardan sadece sizin istediğiniz şeyleri alıp size
vermesini isteyin. Meyve veya sebze alıyorsanız çocuğunuzun
seçmenize yardım etmesine izin verin. Çocuğunuza, söz hakkı
tanımak, onun görüş ve fikirlerini önemsemek, çocuğunuzun
kendisini yeterli hissetmesine yardımcı olacaktır.
Alışveriş yaparken çocuğunuzla konuşun.
Sebze ve meyveleri adlarıyla tanıtın; “Bu elma, bu salatalık, bu
domates, bu patlıcan…” gibi. Çocuğunuza soru da sorun; “Sence bu
süt kutusu hangi şekle benziyor?”, “Babanın en sevdiği/annenin
en sevdiği makarna hangisiydi?” gibi. Konuşma ve sorular
çocuğunuzu can sıkıntısından uzaklaştıracaktır. Ayrıca diyalog,
onun sözcük dağarcığını ve düşünme becerilerini de
geliştirecektir.
Çocuğunuzla alışveriş yaparken basit
oyunlar oynamaya çalışın; “Çayların yerini önce kim görecek?”,
“Peki makarnalar nereye saklanmış?”, “Sepetin içine, senin
yanına, tanıdığın hangi renkler misafir gelmiş, hı?”, “Bak
bakalım sepetin içine neler almışız? Sen bana onların isimlerini
söyle, bakalım unuttuğumuz bir şey var mı?”, “Bu sirke şişesinin
üstünde ne resmi var?” gibi.
Problem olabilecek durumları önceden
düşünerek, onlardan kaçınmaya çalışın; çocuğunuz asitli ve
boyalı içecekler için sızlanıyorsa, içecek reyonundan uzaklaşın;
oyuncak isteyecekse ve almayacaksanız, o reyona yaklaşmayın.
Çocuğunuzun bir isteğine “hayır” dediyseniz ve o huysuzluk
yapmaya başladıysa, bir probleminiz olduğunu söyleyerek, çocukla
birlikte dışarıya çıkın ve çocuğunuz sakinleşinceye kadar
dışarıda kalın. Bu durum, çocuğunuzun daha sorumlu davranmayı
öğrenmesine ve ileriki zamanlarda konuyla ilgili daha az problem
yaşamanıza yardımcı olacaktır.
Çocuğunuzun istenmeyen davranışlarına,
“Seni burada bırakıp gideceğim” veya “Seni bir daha asla
alışverişe getirmeyeceğim” gibi karşılıklar vermeyin. Bu gibi
tehditler, çocukta uzun süreli terk edilme korkusu oluşturabilir
ve daha sonraki çocukluk dönemlerinde ciddi problemlerin ortaya
çıkmasına neden olabilir. Para ödemek için sırada beklerken,
uzun bir kuyruk varsa ve çocuğunuz huzursuzluk belirtileri
gösteriyorsa; çocukken başınızdan geçen (veya dinlemekten
bıkmadığı) bir öyküyü anlatarak ya da onun sevdiği şarkılardan
birini mırıldanarak beklemenin sıkıntısını unutturun. Son
dakikada aklınıza gelen bir şeyi almak için alışverişi uzatmanız
gerekirse, durumunuzu kontrol edin. Çocuğunuz ve siz kendinizi
yorgun, acıkmış ya da gergin hissediyorsanız, bu son dakika
alışverişinizi iptal edin. Eğer alışverişi mutlaka uzatmanız
gerekiyorsa bir süre dinlenmek için oturacak bir yer bulun,
dinlenin; çocuğunuzun acil ihtiyaçlarını giderin ve alışverişe
öyle devam edin. Çocuğunuzun elini, ona güven verecek bir
şekilde sıkıca tutun (ve yürürken onun adımlarına uymaya
çalışın, unutmayın onun adımları henüz minik) veya onu alışveriş
arabasına bindirerek gözünüzün önünden ayrılmasına izin
vermeyin. Çocuğunuz bir şekilde kaybolduysa, doğruca yöneticiye
ya da güvenlik görevlisine gidin ve yardım isteyin; ama panik
yapmayın, panik durumu daha da karmaşık hale getirecektir.
Alışveriş sonrasında onunla konuşun. Eve
dönerken, çocuğunuzla alışveriş hakkında konuşun; “Bu
alışverişte en çok/en az neden hoşlandın?”, “Makarnaları nasıl
da önce sen buldun!”, “Meyveleri/sebzeleri seçerken bana yardım
etmen çok hoşuma gitti.” gibi. “Alışveriş arabasının içinde bu
kadar süre oturabildiğin için teşekkür ederim”, “Seninle
birlikte alışveriş yapmak çok eğlenceli oluyor” gibi cümlelerle,
çocuğunuzun sizin için ne kadar değerli olduğunu vurgulayın. Bu
tür ifadeler çocuğun öz saygısını artıracaktır. Çocuğunuzu,
kırılmayacak, ağır olmayan ve zararlı maddeler içermeyen
eşyaları taşımanıza yardım etmesi için destekleyin; “Limonları
taşımama yardım etmenden çok memnun olacağım”, “Hepimiz için
aldığımız çikolataların torbasını sen taşımak ister misin? Eve
gidince herkesinkini sen verirsin”... Çocuğunuza böyle küçük
sorumluluklar vermek, onun kendisini yeterli hissetmesine yardım
edecek ve aile görevlerine katkıda bulunması için destekleyici
rol oynayacaktır. Eve döndüğünüzde, çocuğunuzun acil
ihtiyaçlarını gidermek için zaman ayırın. Sevdiği bir içecek,
bir ninni ve kısa bir uyku, bir öykü veya bir oyun ve kucağa
alarak ona sarılma gibi bazı davranışlar, sizi ve çocuğunuzu bir
sonraki alışverişe hazırlamada etkili olacaktır.
Çocuğunuz “Bunu
al, bunu
al...”
nöbetlerine
girdiyse
Her zaman istenilen şeyler alınamaz, ama bu
pek çok çocuğun sık sık deneyeceği bir davranıştır. Yalvarmalar
bütün çocuklar arasında çok yaygındır. Bu davranış kendi önemini
artırmak için sahip olmaya duyulan ihtiyaçtan kaynaklanıyor gibi
nitelendirilmektedir. Bu bencil tepkilerin “Bunu istiyorum, buna
sahip olmalıyım…” kendi normal seyrinde ilerlemesi de,
sağlıksız-açgözlü bir hal alması ya da maddiyatla ilgili
kaygıların oluşması da bu davranışlarla çocukluk yıllarında
nasıl baş edildiğine bağlıdır. Sahip olma konusunda sağlıklı bir
çocuk yetiştirebilmek adına şu öneriler verilebilir: Öncelikle,
sevgi satın alınamaz.
Çocuğun her istediğini almak, uzun dönemde fazladan sevgi
sağlamayacaktır. Aksine, bu davranış açgözlülüğü besleyecektir.
Hiçbir hediye, sevgi ve ilginin yerini tutamaz. Kendilerinin en
çok sevildiğini düşünen çocuklar (bunlar aynı zamanda en mutlu
çocuklardır da), kendilerine en çok hediye alınan çocuklar
değil, ilgi ve saygı-sevgi gören çocuklardır. Sıcak
kucaklamalar, onunla geçirilecek dolu vakitler, soğuk
hediyelerden daha değerlidir. Yalvarmalara teslim olmayın. Her
istediğini ona alarak çocuğunuzu memnun edemezsiniz. İstediği
şeyi alamayacağınızı ve neden alamayacağınızı açıklayın. Teslim
olmadığınız için kendinizi suçlu hissetmeyin. İlk etapta
sızlansa da siz çocuğunuzu her istenilenin her an elde
edilemediği gerçek dünyaya hazırlamış oluyorsunuz ve o, bunu
zamanla fark edecektir. “Bunu al…” atlatılacak bir dönem
olabilir, bir süre alışverişe onsuz çıkın. Alışverişe onu da
götürmek istiyorsanız veya sizinle gelmesi gerekiyorsa,
çocuğunuzun aç, yorgun ve huysuz olmadığı zamanları seçmeye
çalışın. Alışveriş merkezine ya da bir dükkana girmeden önce ona
içeriye ne/neler almak için gireceğinizi açıklayın (Oyuncak
almayacağınızı söylemeyin, zira aklında böyle bir düşünce yoksa,
siz bunu söyleyerek bu şekilde planlar yapmasını sağlamış
olursunuz). Zaman zaman gerçekten ufak bazı sürprizler alın, ama
bu istenmemiş bir şey olsun.
Almak kadar vermenin zevkini de örnek
olarak ona öğretin. Öncelikle, sizin yardıma ihtiyacı olanlara
severek-isteyerek verdiğinizi görsün. Zamanla biraz eskimiş,
vermek için ayıracağınız giysileri vs. birlikte seçin ve ne
yapacağınızı ona anlatın. Çocuklar kumbara vs. gibi yerlere para
atmayı severler; yardım sandıklarına veya sadaka kutularına
parayı onun atmasını sağlayın. Bu davranışın da nedenini
anlayacağı şekilde ona açıklayın.
Aile içindeki bireylerin özel günlerinde
vermenin tadını öğretmek istediğiniz çocuğunuzla birlikte bir
şeyler alıp verin.
“Bunu al…” bir kriz yahut nöbet
şeklindeyse; öncelikle, bazı nöbetlerin çocuklar için normal
olduğunu kabul edin, ağlama, sinir, kızgınlık, yalvarma
nöbetleri gibi… Nöbetler bazen birinci yılın sonu gibi başlar,
genellikle ikinci yılda zirveye ulaşır ve birçok çocukta
dördüncü yıl sonuna kadar devam eder. Küçük çocuklar nöbetleri
olduğunda “kötü” değillerdir, sadece yaşları gereği
davranıyorlardır. Nöbetleri atlatmanın en iyi yolu onları baştan
önlemektir. “Fiziksel ve duygusal açıdan daima kısıtlanmış
çocuk, her an taşabilecek bir çaydanlığa benzer.” Krize yol
açıyor gibi görünen durumun, duyguların daha iyi şekilde açığa
çıkabilmesini sağlayın; sözel ifadeleri kullanabilmesi için ona
yardımcı olun ve onu destekleyin. Küçük çocuğunuzun hayatını
kişiliğine uygun ayarlamaya çalışın; düzenli çocuk için düzenli
yeme-içme-uyku-banyo; düzenli olmayan için ise biraz daha rahat
bir program gibi. “Hayır” deme ihtiyacını azaltın (sadece
gerekli kurallar ve “hayır”lar); olumsuz anne-baba çoğu krizin
tetikleyicisidir.
Gerçekten gerekli olmadıkça sıkı kontrol uygulamayın
Mümkün oldukça seçenekler sunun. Çocuğunuzu dinlemek ve ne
dediğini anlamak için çabalayın. İyi davranışlarını onaylayın.
Sükunet modeli olmaya çalışın
Nöbet başladığında kurallarınızdan taviz vermeyin (kuralları en
baştan gerekli olanlardan oluşturun); bir nöbete boyun
eğerseniz, bir sonrakine zemin hazırlamış olursunuz. Sakin
kalmaya çalışın; “bir çocuğun barutunu, kızgın bir anne baba
kadar ateşleyebilen başka bir şey yoktur”.
Yumuşak bir tonda konuşun
Bağrışmalar içinde sizin bağrışmanız ortamı düzeltmez iyice
karıştırır. Nöbet esnasında çocuğunuzla uzlaşmaya veya
tartışmaya çalışmayın; bu sırada çocuk, mantıklı açıklamaları
anlayamaz.
Empati gösterin
“İstediğini elde edememenin zorluğunu biliyorum, bazen ben de
istediğimi elde edemediğimde sinirleniyorum veya üzülüyorum”
gibi, onu anlamaya çalıştığınızı görmek, onu rahatlatacaktır.
Dikkatini başka yöne çekin
Eğer yönlendirilmeye yatkınsa, bazılarını bu daha da
sinirlendirebilir. Küçük çocuğunuzun seviyesine inin. Yere
çömelmek vb. aranızdaki moral bozucu boy farkını giderecektir,
bu durumda çocuk, sizi kendine daha yakın hissedecektir.
Nöbeti görmezden gelin (mümkünse); bazen savaşmamak en iyi savaş
yöntemidir.
Ortamı değiştirin
Nöbet engellenemiyorsa, yaşanıp geçirilmesi gereken bir kriz
olarak değerlendirin; çocuğunuz gerginliğini dışarıya
yansıttığında sorun kalmayabilir. Nöbet ve krizleri asla o
sırada yöneltilen isteklere cevap vermek şeklinde yanıtlamayın
ki bu davranış, çocuğunuzun isteklerini elde etmek için
kullandığı rutin bir araç haline gelmesin.
 |