|

Elif KONAR
Uzman (Türk Dili ve Edebiyatı/ Çocuk Gelişimi ve Eğitimi
Sevinç, üzüntü, öfke, kızgınlık, korku... Herkeste zaman
zaman ortaya çıkan heyecan halleri olarak nitelendirilmektedir.
Nedenleri anlaşılabiliyorsa ve kontrol edilebiliyorsa, bu haller
son derece sağlıklı tepkilerdir. Fakat bu tepkiler, kolaylıkla
insanın hayatını altüst eden, karmaşık hale getiren, normal dışı
tepkiler haline de gelebilir. Korku, görünen ya da görünmeyen
tehlikelere karşı gösterilen en doğal tepkidir. Korku normal
düzeyde kaldığında, gelişimin bir parçası ve canlı bir savunma
mekanizmasıdır. Yeni olan ve bilinmeyen her şey canlılar için
ürküntü vericidir. Bu anlamda, çocuğun güçsüzlüğü-acizliği ve
bilmediklerinin çokluğu düşünülecek olursa, çocukların
korkularının çok olması, yetişkinler tarafından daha rahat
anlaşılacaktır. Çocuklar, çevreyi tanıdıkça, beden ve zihin
güçleri geliştikçe korkuları da azalacaktır.
Çocuklara ileri yaşlarda yaşadıkları korkuları, anne-baba
veya hayat öğretir
Çocuğun sobada elini yakarak, sobanın sıcak olduğunu öğrenmesi
gibi, korkuların da pek çoğu deneyimler sonucu öğrenilir.
Bebeklik ve çocukluk dönemlerinde yeni bir durumla
karşılaşıldığında ebeveynlerin ve çevrenin tepkileri çocuğu
etkiler. Anne veya çocukla ilgilenen diğer kişiler bu öğrenme
süreçlerinde sürekli endişeli bir yüz ifadesiyle, jest ve
mimiklerle onu izler; uyarılarda bulunur veya azarlayıcı olursa,
çocuğun dikkati etkinlikten çok o kişinin tepkilerine
yönelecektir. Böylece yeni duruma bağlı endişesi de azalmayacak,
artacaktır. Kendisinde endişe oluşturan, endişesini artıran bu
durumla vb. durumlarla karşılaşmak istemeyerek kaçınacaktır. Bu
şekilde kaçınma davranışları pek çok korkuya neden
olabilmektedir. Bazen de korkular, kaçınma davranışları olarak
değil şartlanma olarak ortaya çıkabilmektedir. Bebek veya çocuk
banyo yaparken her seferinde çok yüksek seste bir gürültüyle
karşılaşıyorsa yahut her banyoda dayanamayacağı sıcaklıkta suya
maruz kalıyorsa banyo korkusu oluşabilecektir vb.
Korkuya neden olan bir diğer faktör, endişelerdir. Endişelerin
yol açtığı korkular, genellikle uykuya dalarken veya karanlıkta
yaşanabilmektedir. Bir diğer korku faktörü ise, çocuğun
başkaların korktukları durumlara tanık olması, yani korkuyu
görerek öğrenmesidir. Uçak veya vapura binmekten korkan bir
ebeveynin yanında bu vasıtalara binmek zorunda kalan çocuk,
onların korku dolu hallerine tanık olunca kendisinde de bu korku
gelişebilmektedir vb.
Ayrıca anne-babasından ayrı kalmak da bütün çocukların (her
yaşta) en büyük korkuları arasındadır. Bunu pekiştiren
davranışlarla karşılaşmaları korkularının artmasına neden
olmaktadır. Çarşıda, pazarda, markette hareketli davranan
çocuklar, "Uslu durmazsan, seni bırakır giderim" diye
korkutulmamalıdırlar.
Her tehlikede sığınağı olarak gördüğü anne-babasının kendisini
bırakıp gitmesi ihtimali çocuğu ürkütür ve çocuğun güvenini
sarsar. Çocuklar ilk aydan itibaren korkularla tanışmaya
başlarlar. Bir bebek için her şey korkutucu olabilir; gürültü,
tanımadığı-alışılmamış bir nesne, yabancı bir yüz. Ayrıca
bebekler, acıkma, susama, altının ıslanması gibi içlerinden
gelen nedenlerle de korku tepkisi verebilmektedir.
İki-üç yaşlarında sifon, elektrik süpürgesi, gök gürültüsü
çocukları korkutmaktadır. Üç-dört yaşlarında ise bu korkulara,
karanlık, dilenci, hırsız, polis, doktor, öcü korkuları eklenir.
Dört yaşında doruğa çıkmış olan korkular yavaş yavaş azalmaya
başlayacaktır. Bu yaştan itibaren çocukların korkuları daha
somut şeylere yönelmektedir; köpek, düşmek, bir yerinin sıyrılıp
çizilmesi, kesilip kanaması gibi.
Anaokulu döneminde korkularda tekrar bir artma görülür.
Özellikle altı yaşında; hayalet, cadı ve hortlak, yangın ve
hırsız korkusu yeniden artmış şekilde görülür. Karyolanın
altında birisi veya bir şey var diye odalarında yalnız yatmaktan
korkarlar. Filmlerin etkisinde kalırlar. Bu yaşlardan sonra ise
korkularda genel anlamda bir yatışma görülür ama eski korkuların
zaman zaman depreşmesi veya yeni korkuların ortaya çıkması da
olabilir.
Yabancı korkusu
Bebeğinizin yaklaşık olarak 8. ayda geliştirdiği ve bir-bir
buçuk yıl kadar sürebilen yabancı korkusunu normal kabul
etmelisiniz. Çocuğumuzun beş yaş civarında geliştirdiği; cadı,
canavar gibi bazı hayali figürlerden korkması da ruhsal gelişim
açısından beklenebilir bir durumdur. Dikkat edilmesi gereken
nokta, bazı korkuların belli dönemlerde ortaya çıkabilecekleri,
ancak bu korkuların bir süre sonra ortadan kaybolmalarının da
gerekli olduğudur. 6 yaşındaki bir çocuğunuz hâlâ yabancılardan
korkuyorsa, bu üstünde durulması gereken bir durumdur.
Okul öncesi çocukta karşılaşılabilecek tipik korkular
Felaketler:
Hayal gücü geniş olan okulöncesi çocuğu, pek çok olası olmayan
korku yaşar; kaybolacağı, evin yanacağı, sevilmeyeceği, anne
babasının öleceği ya da evi terk edeceği gibi.
Yaralanmak:
Kendine özel bir bedeni ve "ben"i olduğunu fark eden çocuk kaygı
duymaya başlar. Kan, acı hissi, duydukları korkunun özünü
oluşturur ve bu yüzden küçük yaralanmalardan bile çok korkarlar.
Kırık-dökük:
Bu dönemdeki bazı çocuklar bu sebeple yap-boz oyunlarından da
hoşlanmayabilirler.
Yeni
yerler:
Çocuklarla ilişkiler, genellikle, aynı mekanlarda aynı işleri
yaparak yaşanmaktadır. Bu nedenle çocuk yetişkinle birlikte olsa
bile mekan değişince huzursuz olabilir ve eve dönmek
isteyebilir. Çocuk için tatile çıkma ve taşınma, bu tür
endişelere örnektir. Tatile giderken çocuğunuzun valize
eşyalarını koymasını, yanına birkaç oyuncağını almasını
sağlayabilirsiniz. Yeni bir eve taşındığınızda ise çocuk için
bir köşe hazırlar ve kısa sürede bir düzen kurmaya çalışırsanız
faydalı olacaktır. Çocuğunuz, zihninde evin haritasını
oluşturuncaya kadar gece ışık yakabilir ve ilk gece çocuğunuzla
birlikte yatabilirsiniz.
Yetişkinlerin kullandıkları bazı sözcükler
Çocuklar yetişkinlerin kullandığı bazı mecaz ve soyut ifadelerin
ne anlamda kullanıldığını anlayamadıkları için korku duyarlar.
Korkulu çocuk filmleri ve haberlerde gördükleri çocuk kurbanlar
da (savaşta öldürülen çocuklar, yaralanan-taciz edilen çocuklar,
kaçırılan çocuklar vb.) çocuğun dünyanın tehlikeli bir yer
olduğu yolundaki düşüncelerini pekiştirmektedir.
Farklılıklar:
Bu dönemlerde, cinsel merak arttığı için cinsiyetler arasındaki
farklılıklar keşfedilir ve çocukta bu konularda kaygılar
artabilir. Bir diğer durum ise, çocuğunuz sizinle birlikte
olduğunda kendini güvende hissetmektedir. Sizin bedenen ve ruhen
kendisi için hazır bir şekilde onun yanında olduğunuzu bilmesi
çocuğunuzu rahatlatır. Fakat anne-babayı depresyonda, öfke
krizinde veya incitilmiş görme onda yalnızlık ve huzursuzluk
hissi uyandırır.
Çocuğunuzun korkularıyla alay etmeyin, korkaklığa da
alıştırmayın
Çocuğunuzun korkularıyla asla alay etmeyin ve alay edilmesine
izin vermeyin. Korkularıyla alay edilen çocuk, korkusunu
gizleyecek ya da maskeleyerek korkusuz görünmeye çalışacaktır.
Çocuğunuz, kendinde ve çevresinde olan bitenle baş etmeyi
öğrendikçe korkuları azalacaktır. Ayrıca deneyim ve
yaşantılarıyla, düştüğünde-yaralandığında ölmediğini,
anne-babasının kaçmadığını, onu terk etmediğini, evi hırsızların
basmadığını, dikkat edildiğinde yangın çıkmadığını, insanın kız
ve erkek olarak farklı özelliklere sahip olduğunu, hayalet ve
canavarların bulunmadığını ve güvende olduğunu fark edecektir.
Çocuğunuzun ev dışında hangi deneyimlerin ve yaşantıların
üstesinden gelebileceğini kestirmeye çalışın; onu, hayal
kırıklığı yaratmayacak ve strese sokmayacak yaşantılar için
cesaretlendirin. Cesaretlendirmeye çalışırken, çocuğunuzu yeni
deneyimler için bir yarışa sokmamaya dikkat edin.
Çocuğun duygularını ciddiye alın
Çocuğunuzun korkularını ve negatif duygularını reddetmeyin,
ciddiye alın; onları yenmesine ve kendi çözümünü bulmasına izin
verin.
Esra canavarlardan korkmaktadır. Babası ile aralarından şu
şekilde bir diyalog geçer:
Esra: "Baba yatağa gitmek istemiyorum."
Baba: "Neden kızım?"
Esra: "Çünkü odamda canavarlar gizleniyor."
Baba: "Odanda canavar olduğunu düşünüyorsun. Gel bakalım odana
birlikte gidelim, belki canavarlarla arkadaş oluruz. Canavarlar
ne yemekten hoşlanıyor biliyor musun?"
Esra: "Belki tatlı ya da bisküvi seviyordur."
Baba: "Bu hoşlarına gidebilir. Bakalım, soralım, isterlerse
canavarlara yemek koyalım. Canavarlara ne istediğini sor? Neden
sormuyorsun?"
Esra: "Onlar insanları korkutmak istiyor."
Baba: "Neden?"
Esra: "Kendilerini güçlü hissetmek için."
Baba: "Eğer odanda bir canavar varsa ve onunla arkadaş olursan
sana ne yapabilir?"
Esra: "Beni koruyabilir."
Baba: "Bana sanki iyi bir arkadaş olabilir gibi geliyor ya
sana?"
Esra: "Evet, olabilir. Belki..."
Bu diyalog sayesinde baba, çocuğun duygularını ve neye
gereksinimi olduğunu öğrenmiştir, Esra da artık canavarın
kendisine fazla tesiri olmayacağını görerek daha pozitif
düşünmeye başlamıştır. Bir süre sonra kendiliğinden bu canavar
hikayesi unutulacaktır.
Çocuğunuza ve korkularına karşı ne çok koruyucu olun ne de
duyarsız kalın. Korkuları olan çocuğunuza neden korktuğunu sorun
ve sonrasında da onunla bu konuda konuşun. İyi bir dinleyici
olmaya gayret gösterin. Bu korkuları pek çok çocuğun ve hatta
yetişkinin yaşadığını anlatın. Çocuğunuza verdiğiniz sözleri
mutlaka tutun ki size olan güveni sarsılmasın.
Çocuğunuzu korkuları konusunda rahatlatın. Geçmişte de bazı
şeylerden korktuğunu ve bunu nasıl yendiğini hatırlatın;
"Hatırlıyor musun, eskiden odana gece kocaman örümceklerin
geleceğini düşünüyor ve korkuyordun. Bazen korkunç rüyalar
görüyordun. Ama büyüyünce bu korkun geçti." Bu şekilde
korkularını yenebileceğini görmesine yardımcı olabilirsiniz. Tam
aksi bir hareketle korkularıyla alay ederseniz veya korkularının
üstüne giderseniz ya da korkularını hiç ciddiye almazsanız
durumun daha da kötüleşmesine sebep olursunuz, bunu unutmayın.
Çocukların korkularını yenmesi için zaman gerekecektir. Bu zaman
içerisinde yetişkinlerin dikkat etmesi gereken, sevgi ve ilgi
desteğidir. Çocuklar için bu konuda yapılabilecek diğer bir
yardım ise, yetişkinlerin onların korkularına inanmaları ve
durumlarına anlayış göstermeleridir.
Korku ile fobiyi nasıl birbirinden ayırt edebiliriz?
Çocuğunuzun korkusunun fobi olarak kabul edilebilmesi için şu
özellikleri taşıması gerekir:
Çocuğun yaşadığı korkunun, korktuğu durumdan aşırı derecede
büyük olması; parkta bir kez bir çocuğun salıncaktan düştüğünü
gördüğü için hiç salıncağa binememek gibi.
Çocuğun yapılan açıklamalarla ikna olmaması
Çocuğun istem dışı aşırı derecede korkması, hiçbir şekilde
korkusuna engel olamaması
Çocuğun korktuğu durumdan bilinçli olarak sakınması
Fobi herhangi bir yaş dönemine özgü değildir ve uzun bir süre
devam eder. Bazı fobilerde, bu duruma neden olan bir olay
saptanabilirken (bir köpek tarafından kovalandığı için bütün
köpeklerden korkmak-kaçmak gibi), bir çoğunda böyle bir olayı
saptamak mümkün olmayabilir. Fobiler hayatı yaşanmaz hale
getirebilir, bir uzman yardımı şarttır.
Çocuğun korkularını yenmeye çalışırken, korkunun bir yaş dönemi
özelliği mi olduğu, korkuya neden olan belli bir olayın olup
olmadığı dikkatlice araştırılmalıdır. Anne-babalar, çocukla
kurdukları ilişkileri gözden geçirmeli, çocukla birlikte bu
konuyu ele almalıdırlar. Bütün bunlara rağmen çocuğun korkusunda
bir azalma olmuyorsa, konuyla ilgili profesyonel yardım almaktan
kaçınmamalıdırlar.
 |