|
Cabbar:
1. Kuvvet, kudret sahibi. 2. Zorlayıcı, zorlayan. 3. Becerikli.
4. Bir yıldız kümesi.
Cabir:
1. Zorlayan. 2. Galip gelen. 3. Allah'ın hükümlerini zor
kullanarak uygulayan.
Cafer:
1. Küçük akarsu. 2. Süslemede kullanılan bir tür kâğıt.
Cahit:
Çaba gösteren, çalışan.
Calp:
Güçlü, kuvvetli.
Cami:
1. Derleyip toplayan. 2. Cuma namazı kılınan yer.
Can:
1. Yaşayan varlıkların yaşamasını sağladığına ve ölümle
varlıktan ayrıldığına inanılan madde dışı varlık. 2. Yaşama,
yaşam. 3. Dirilik, güç. 4. Birey, kişi. 5. İç, gönül. 6. İnsanın
kendi varlığı, kendisi. 7. Bazı tarikatlarda yol kardeşi,
kardeş.
Canal:
1. Can alıcı ol. 2. Yiğit ol.
Canalp:
Yüreğinde güç ve sevgi olan kimse.
Can yiğit.
Canaltay:
İçten, yürekten.
Canat:
Gönülden iste.
Canay:
Ay gibi güzel kimse.
Canayaz:
Gönlüne al.
Canaydın:
Yüreği temiz, ferah kişi.
Canbay:
Saygın ve yüreği temiz kişi.
Canbek:
Güçlü, özü sağlam.
Canberk:
1. Can ışığı, canlı, can yaprağı. 2. Güçlü, sağlam.
Canbey:
İçten davranan kişi.
Canbolat:
Sağlam ve sert.
Canbulat:
Sağlam ve sert.
Canda:
İçte, yürekte.
Candan:
Gönülden, içten.
Candaner:
1. Sevecenliğin koruyucusu. 2. İçten, samimi kişi.
Candar:
Samimi, sevecen.
Candaş:
Can yoldaşı, arkadaş, dost.
Canday:
Dost, arkadaş, yoldaş.
Candeğer:
Uğrunda can verilecek kadar sevilen.
Candemir:
Özü demir gibi sağlam kişilikli kimse.
Candoğan:
Doğuştan sevimli ve içten olan.
Canel:
Candan uzatılan el. Dostluk eli.
Caner:
Dost, arkadaş, erkek.
Canfer:
1. Aydın, bilgili. 2. Güçlü.
Cangiray:
Sevecenlik ve içtenlik yaraşır anlamında.
Cangür:
Yaşam dolu, canlı.
Canıbek:
Güçlü.
Canip:
Yan, taraf, yön.
Cankat:
Zor şartlara dayanıklı, cana can katan.
Cankaya:
Sevimli kaya.
Cankılıç:
Vazgeçilmez kılıç.
Cankorur:
Canlı, neşeli ve koruyan anlamında.
Cankurt:
İçten ve sadık anlamında.
Cankut:
Kutlu can, talih, neşe.
Canol:
İçten ve sevecen ol anlamında.
Canöz:
Kişinin kendi öz canı.
Canpolat:
İçtenliği ve yürekliliği çelik gibi sağlam olan.
Cansal:
İçtenliği ve sevecenliğini çevresine de saçan anlamında.
Cansen:
Yaşam sensin, can sensin.
Canseven:
İçten, gönülden seven.
Cansever:
İçten, gönülden sever.
Cansın:
Dostsun, sevgilisin.
Cansoy:
1. Soyu canlı olan. 2. Dost kişi.
Cansu:
Hayat veren su.
Cansun:
Yaşam sun, canlılık ver.
Cansunar:
Yaşam, canlılık verir.
Cansunay:
Yaşam sun ve Ay gibi güzel ol.
Cantaş:
İçtenlik ve sevecenlik iradesi gösteren.
Cantekin:
İçtenlikle ve sevecenlikle eşsiz olan.
Cantez:
Aceleci.
Cantürk:
İçten ve sevecen Türk.
Canyurt:
Yurdunu büyük bir içtenlikle seven kişi anlamında.
Carullah:
Allah'a yakın, dost.
Cavit:
Ebedi, sonrasız, ölümsüz.
Cavlı:
Ünlü, meşhur.
Cazim:
Kararlı.
Ceben:
Oğuzların bir boyu.
Cebrail:
Peygamberlere buyruk ve vahiy getirmekle görevli melek.
Cedit:
Yeni.
Cehdi:
Uğraşan, çalışan.
Cehit:
Çalışma, uğraşma.
Cejin:
Seyran.
Celadet:
Kahramanlık, yiğitlik.
Celâl:
1. Yücelik, ululuk. Hışım (Tanrı sıfatlarında). 2. Kızgınlık.
Celalettin:
Dinin yüceliği, büyüklüğü.
Celali:
Tanrısal.
Celasun:
1. Kahraman, cesur. 2. Sağlıklı.
Celayir:
Moğolların kollarından birinin adı.
Celil:
Manevi değeri çok yüce.
Büyük, ulu.
Celilay:
Ulu, yüce, yüksek ay.
Cem:
1. Hükümdar. 2. Yanında nezdinde bulunmak, toplanmak. 3. Doğu
mitolojisinde şarap ve içkinin bulucusu.
Cemal:
1. Güzel yüz. 2. Al yüzlü. 3. Yüz güzelliği.
Cemalettin:
Dinin güzelliği.
Cemalullah:
Tanrının bağışı.
Ceman:
Kürtlere göre kentin merkezi.
Cembeli:
Hakkari’de yaşamış halk kahramanı.
Cemi:
Topluma ait, toplumla ilgili.
Toplanmış, bütün.
Cemil:
1. Güzel, yakışıklı erkek. 2. İyilikle anma. 3. Tanrı adlarından
biri.
Cemre:
1. Kor halinde kömür. 2. Baharda havaya, suya, toprağa düştüğü
kabul edilen sıcaklık.
Cemşit:
Mitolojide İran’ın dördüncü şahı.
Cenan:
Gönül, kalp.
Cenani:
Yürekle ilgili.
Cenap:
Manevi büyüklük. Şeref, onur.
Cengaver:
Savaşçı.
Cengiz:
Güçlü, kolay yumuşamayan, korkusuz.
Cengizhan:
Moğol İmparatorluğunu kuran Türk hükümdarı.
Cenk:
Savaş.
Cenker:
İyi savaşan er. Savaşçı.
Cerit:
1. Verimsiz yer. 2. Bekar.
Cesim:
Kocaman, büyükçe.
Cevahir:
Değerli süs eşyası.
Cevat:
Eli açık kimse, cömert.
Cevdet:
1. İyilik. 2. Tazelik. 3. Kusursuzluk. 4.
Mükemmeliyet, olgunluk.
Cevher:
1. Bir şeyin özü, esası. 2. Enerji. 3. Mücevher, değerli taş.
Cevval:
Hareketli, canlı.
Ceyhan:
Adana'nın güneyinde denize dökülen nehir.
Ceyhun:
1. Orta Asya’da bir akarsu. 2. Tevrat'a göre cennetin dört
nehrinden biri.
Cezmi:
Kesin karar ve niyet sahibi.
Cezri:
Kökten.
Cezzar:
Acımasız.
Deve kasabı.
Cibran:
Kürt komutanlarından biri.
Cıdam:
1. Yaramaz, afacan. 2. Aksi, inatçı.
Cihan:
Dünya, kainat.
Cihanalp:
Dünya kahramanı.
Cihanbey:
Dünyanın en saygın kişisi.
Cihaner:
Dünyayı koruyan anlamında.
Cihanerk:
Tüm dünyanın en kudretlisi, güçlüsü.
Cihangir:
Dünyanın büyük bir bölümünü ele geçirmek isteyen.
Cihanmert:
Dünyaya bedel mert yiğit.
Cihat:
Din uğruna düşmanla savaşma.
Cilasun:
Boyu posu yerinde, babayiğit.
Cinuçen:
Galip, zafer kazanmış.
Civan:
Çok yakışıklı genç erkek ya da kadın.
Civanmert:
Doğru sözlü delikanlı.
Coşan:
İçi içine sığmayan.
Coşar:
Her zaman için coşkuyu içinde taşıyan anlamında. Heyecanlı.
Coşku:
Aşırı duyarlılık, heyecan.
Coşkun:
Coşmuş olan, kabına sığmayan.
Coşkunay:
Ay'ın parıltısını heyecanla içinde taşıyan anlamında.
Coşkuner:
Heyecanını, sevincini her zaman için koruyan.
Coşkunsu:
Taşmış olan akarsu.
Coşkuntan:
Tan vaktinin coşkusunu yüreğinde taşıyan.
Cudi:
1. Cömert. 2. Nuh'un gemisinin üzerinde olduğu söylenen Dicle
kıyısında bir dağ.
Cüneyt:
1. Büyük bir mutasavvıf. 2. Küçük asker.
Cumali:
Cuma günü doğan.
Cumhur:
Halk topluluğu. |