|
Gaffar:
Bağışlama, bağışlama gücü olan.
Gafur:
Bağışlayan, merhametli.
Galip:
Üstün gelen, kazanan.
Ganalap:
Işık veren yiğit.
Ganç:
Çağrı.
Gani:
1. Çok zengin, varlıklı. 2. Bol.
Garabed:
Lider, öncü, önder.
Garbis:
Öncü, önder.
Gavsi:
1. Dalgıç. 2. Bir işi derinlemesine araştıran. 3. Yardımcı, imdada
yetişen.
Gazal:
Ceylan.
Gazanfer:
1. İrice aslan. 2. Güçlü erkek.
Gazel:
1. Şakacı. 2. Yapraklarını dökmüş, kurumuş ağaç. 3. Edebiyatta bir
nazım biçimi.
Gediz:
1. Su birikintisi, gölcük. 2. Ege’de bir akarsu.
Gencal:
Genç, taze, civan.
Gencalp:
Genç yiğit. 2. Cesur kişi.
Gencay:
Yeni doğan ay, hilâl.
Gence:
Genişçe. Azerbaycan'da bir şehir.
Gencel:
Genç elli.
Gencer:
Delikanlı, genç yiğit.
Genco:
Gençten, genççe.
Gençay:
1. Taze, yeni genç. 2. Hilâl, ayça.
Gençer:
Genç yiğit.
Geray:
Gök renginde ay.
Gerçeker:
Yol gösteren, gerçeğe ulaştıran.
Germen:
1. Hisar, kale. 2. Canlı yaratıklarda üreme öğelerinin tümü. 3. Elde
yün eğirmeye yarar araç. Kermane.
Gernas:
Kahraman, yiğit, yüce.
Gerok:
Etkin, aktif, faal.
Gevheri:
Kuyumcu, mücevherle ilgili.
Gezin:
İki yaşından küçük koyun.
Gılman:
1. Tüyü çıkmamış delikanlılar, gençler. 2. Köleler, esirler.
Gıyas:
Yardımcı.
Gıyasettin:
Dinin yayılmasına yardımcı olan.
Giragos:
Taşıyan, yüklenen kişi.
Giran:
Ağır, ağırbaşlı.
Giray:
1. Kudretli, kuvvetli. 2. Uygun, lâik. 3. Kırım hanlarının ünvanı.
Giyasi:
Yardımla ilgili.
Gizay:
Gizli olan.
Gizdeş:
Gizlilikte aynı, eş olan.
Gizer:
Destansı yiğit.
Gizmen:
Giz saklayan kimse, sırdaş.
Göğem:
Yeşile yakın mor.
Göğen:
1. Gök, mavi. 2. Yeşillik.
Göğüş:
1. Turnaya benzer bir tür kuş. 2. Gök yeşil. 3. Sarı saçlı mavi
gözlü kimse.
Gökalp:
Gök gözlü yiğit kahraman, genç yiğit.
Gökay:
Gök gibi mavi olan ay.
Gökbaran:
Gökteki güç.
Gökbay:
Saygın, gök gibi mavi anlamında. Gök gözlü ve zengin kimse.
Gökbel:
Yeşil bir dağın geçit veren yeri. Mavi geçit.
Gökbelen:
1. Yeşil bir dağın geçit veren yeri. 2. Yeşil tepe.
Gökben:
Mavi benli.
Gökberk:
Mavi gözlü sert bakışlı.
Gökbey:
Mavi gözlü bey.
Gökbora:
Fırtına.
Gökbörü:
Bozkurt.
Gökcan:
Mavi gözlü dost, candan kişi.
Gökce:
1. Gök ile ilgili. 2. Gök rengi, mavi. 3. Mavi gözlü.
Gökcen:
1. Güzel. 2. Yiğit. 3. Mavi gözlü, gökmen.
Gökçal:
Yeşile çalan.
Gökçay:
Yeşil dere, sel.
Gökçe:
1. Sevimli güzel, gösterişli. 2. Yiğit, cesur. 3. Gök rengi,
mavimsi. 4. Gökle ilgili. 5. Melek. 6. Bir çeşit armut. 7. Bir tür
hayvan yemi. 8. Mavi gözlü.
Gökçeer:
Mavi gözlü yiğit, sevimli yiğit.
Gökçek:
1. Güzel, sevimli. 2. Yiğit, cesur.
Gökçel:
Gök mavisine yakın renkler. Mavimsi.
Gökçen:
1. Güzel. 2. Yiğit. 3. Mavi gözlü, gökmen.
Gökçener:
Mavi gözlü yiğit.
Gökçer:
Mavi gözlü yiğit, gökçe er.
Gökçesu:
Mavi su.
Gökçil:
Gök rengine çalar, mavimsi.
Gökçin:
Maviye yakın külrengi, kurşuni, mavi kır.
Gökçül:
Gökyüzü ile ilgili.
Gökdal:
Yeşil, taze dal.
Gökel:
Eliaçık.
Göker:
1. Gökyüzünün yiğidi. 2. Mavi gözlü kimse.
Gökhan:
1. Oğuz Han’ın oğlu. 2. Göklerin hakimi.
Gökhun:
Gökyüzü kadar parlak, mavi. Mavi gözlü savaşçı.
Gökmen:
Mavi gözlü, sarışın.
Gökmenalp:
Mavi gözlü ve sarışın yiğit.
Gökmener:
Mavi gözlü ve sarışın yiğit.
Göknel:
Gökle ilgili. Mavi gökyüzü.
Göksagun:
Mavi gözlü hekim.
Göksal:
Mavi gözlerinin güzelliğiyle tanınan.
Göksan:
Adı, sanı göklere yükselmiş.
Göksel:
Gökle ilgili, göğe tutkun.
Göksen:
Gökle ilgili, göğe ümit bağlamış, tutkun.
Gökser:
Gökle ilgili.
Göksoy:
Mavi gözlü, sarışın soydan gelen. Soyu gökyüzünden gelen.
Göksu:
1. Türkiye'nin birçok yerinde akarsu adı. 2. Mavi su.
Göksun:
Kahramanmaraş'ta bulunan ve Seyhan Irmağı'na karışan bir çay.
Gökşen:
Aydınlık, ışıklı gök. Mavi gözlü ve şen.
Gökşin:
1. İhtiyar, koca. 2. Dar ağızlı büyük çömlek. 3. Ebemkuşağı, alkım,
gökkuşağı. 4. Mavi.
Göktan:
1. Tan vakti. 2. Mavi şafak.
Göktaş:
Mavi taş, göktaşı.
Göktay:
Mavi gözlü çocuk.
Göktuğ:
Mavi renkli nişan.
Göktuna:
Mavi Tuna.
Göktunç:
Mavi gözlü va tunç gibi.
Göktürk:
Orta Asya'da yaşamış bir Türk ulusu.
Gökyay:
Mavi yay.
Gömeç:
1. Bal peteği. 2. Ebegümeci. 3. Bir tür papatya. 4. Bir tür erik. 5.
Doğudan esen rüzgâr.
Göndem:
Uyan, uysal.
Gönder:
Bayrak direği.
Gönen:
Mutlu ol, sevin, varlık ve bolluk içinde yaşa.
Gönenç:
Varlık ve bolluğun verdiği rahatlık. Refah.
Göral:
Gör ve al.
Gören:
1. Kızılcık. 2. Kalabalık, sürü. 3. Ağaçlardan elde edilen bir tür
zamk. 4. Bakan ve görme işini yapan.
Görgün:
Görgülü, bilgili. Görme yetisi olan, iyi gören.
Görgüncan:
Görgülü.
Görkay:
Güzel, gösterişli ay.
Görkel:
Heybetli el.
Görkem:
1. Gösteriş, heybet. 2. Gürbüz.
Görken:
1. Çekici olan, cazibeli. 2. Saygıdeğer.
Görker:
Güzel ve yiğit kimse.
Görkey:
Güzellik.
Görkmen:
Alımlı, yakışıklı yiğit.
Görsel:
Görmeye dayanan.
Görsev:
Gör ve sev.
Göven:
Toprağın verim gücü, biteklik.
Göymen:
Gözleyen, araştıran.
Gözay:
Gözlü, bölümleri olan. Ay gözlü.
Göze:
1. Bir akarsuyun çıktığı yer. 2. Kaynak, pınar.
Gözem:
1. Sevimli, hoşa giden. 2. Sulak bölge. 3. Pınar.
Gözen:
İlgi çekici, gösterişli, alımlı kimse.
Gudermes:
Çeçenistan'ın en büyük kentlerinden biri.
Gufran:
Günahların affı.
Gujan:
1. Atak, çevik. 2. Temiz kalpli.
Guram:
Eski bir Gürcü adı.
Gücal:
Kuvvet al, derman al.
Gücel:
Güçlülük.
Gücer:
Gücü olan erkek.
Gücüm:
Dayanağım, güç aldığım.
Gücümer:
Dayanağım, gücüm olan yiğit.
Güçal:
Güçlü, güçlenen.
Güçalp:
Güçlü, yiğit.
Güçhan:
Çetin, güçlü han.
Güçkan:
Güçlü soydan olan kimse.
Güçlü:
1. Kuvvetli, gücü yerinde. 2. Önemli, etkili. 3. Şiddetli.
Güçmen:
Kuvvetli kişi.
Güçsal:
Kuvvetini göster.
Güçsan:
Gücüyle tanınan.
Güçsel:
1. Zorlu, çetin sel. 2. Güçle ilgili, enerjik.
Gülabi:
Gülsuyu.
Güleç:
Her zaman gülen, aydınlık ve güler yüzlü, sevimli.
Güleçer:
Güler yüzlü yiğit.
Gülek:
1. Yüzünden tebessümü eksik etmeyen. Güleryüzlü. 2. Su birikintisi.
3. At sürüsü.
Gülener:
Sempatik yiğit kişi.
Gülerman:
Güler yüzlü adam.
Gülez:
Gülü ez.
Gülhan:
1. Gül gibi sevilen hakan. 2. Gül evi.
Gülmen:
Güler yüzlü kimse.
Gülören:
Gül yıkıntısı, çiçeksiz kalmış gül dalları.
Gültan:
Gül ve sabah aydınlığı kadar güzel.
Gültekin:
1. Genç, nazik delikanlı. 2. Uğurlu gül.
Gümen
/
Güman:
Ümit, umut.
Günaç:
Gün gibi aydınlat.
Günak:
İyi gün.
Günal:
Al gibi kırmızı gün.
Günay:
1. Güneş ve ay. 2. Güneşli yer.
Günbek:
Kuyruksuz.
Günberk:
Güneş gibi yakıcı ve sert.
Günbey:
Günün beyi, günü en iyi geçiren.
Günce:
Günlük.
Günçe:
Güneşli yer.
Gündaş:
Aynı gün doğanlardan her biri, gündeş.
Günden:
Her şeyi kabullenen, uysal kişi.
Gündeş:
Aynı günlerde yaşayan ya da olan.
Güneç:
Güneşli, güneş gören yer.
Günel:
Herkes, elâlem.
Güner:
1. Güneşin doğma vakti. 2. Günün erken zamanı.
Güneri:
Günün yiğidi, eri.
Güngör:
Mutluluk içinde yaşa, çok güzel günler gör.
Güngöze:
Işıklı su kaynağı.
Günhan:
1. Oğuz Han’ın oğlu. 2. Eski Türk tanrılarından. 3. Güneş hükümdarı.
Güniz:
Günün, Güneş'in izi.
Günkan:
1. Güne can veren. 2. Sıcakkanlı.
Günkut:
Kutlu, uğurlu gün.
Günol:
Aydınlık ol.
Günsav:
Günün en değerli sözü.
Günsel:
Günle ilgili, güne ait. Gün ışığı.
Günser:
Işık ver, parla.
Günsür:
Mutluluk içinde yaşa, iyi günler gör.
Günşen:
Şen geçen gün.
Günşiray:
Aydınlık, gün yüzlü.
Güntaç:
Uğurlu taç.
Güntan:
Güneşin doğuşundan az önceki zaman.
Güntekin:
1. Güneş gibi ve biricik. Z. Güneş gibi doğan şehzade.
Güntimur:
Karakurum Devleti hanlarından biri.
Günvar:
Gün gibi, aydınlık.
Günver:
Bereketli, ışıklı.
Günyeli:
Doğu rüzgârı, güneşin doğduğu yönden esen rüzgâr.
Günyol:
Yolu aydınlık.
Günyüz:
Aydınlık yüzlü.
Gür:
1. Bol ve güçlü olarak çıkan ya da fışkıran. 2. Sık, yoğun.
Gürak:
Çok beyaz.
Güral:
Hakkını bol bol, çok al.
Güralp:
Güçlü yiğit.
Güralpan:
Üstün yiğide yaraşır biçimde.
Gürarda:
Eli bol, cömert halef.
Güray:
Bolluk içinde olan ay. Bereketli ay.
Gürcan:
Güçlü, coşkulu can.
Gürçağ:
Yeniliklerin, ileri buluşların bol olduğu çağ.
Gürçay:
Bol sulu akarsu.
Gürdal:
Çiçeği, meyvesi bol olan dal.
Gürdoğ:
Tosuncuk.
Güre:
1. Güçlü, dinç. 2. Ürkek. 3. Gür. 4. Uzak. 5. Sakin.
Gürel:
1. Canlı, coşkulu, hareketli. 2. Çetin bir gücü içeren. 3. Maviye
yakın bir renk.
Güreli:
Enerjisi olan, hareketli olan.
Gürelli:
Herkese iyilik yapan, cömert.
Güreman:
Güçlü adam.
Güren:
1. Kızılcık. 2. Sürü, kalabalık.
Gürer:
Güçlü, gürbüz er.
Gürerk:
Yoğun güç.
Güresin:
Yaratıcı gücü çok olan.
Gürgenç:
Her yerinden gençlik ve tazelik fışkıran.
Gürgüç:
Yoğun, fışkıran güç.
Gürhan:
Güçlü, gürbüz hükümdar.
Gürışık:
Güçlü ve bol ışık.
Güriz:
Sık, yoğun, güçlü iz.
Gürkal:
Bol ve verimli kal.
Gürkan:
Bol ve güçlü, fışkıran kan.
Gürkök:
Kökleri güçlü olan.
Gürkut:
Çok başarılı ve kutlu.
Gürler:
Gürleyen, çağlayan, haykıran.
Gürleyik:
1. Çağlayan. 2. Mert, atılgan.
Gürman:
Güçlü, gürbüz.
Gürmen:
Gücü kuvveti olan gürbüz kişi.
Gürol:
Bol ve güçlü olarak çıkış, güçlü olma.
Gürsal:
Her tarafa nam salmış olan.
Gürsan:
Önemli, güçlü bir üne, soya sahip olan kimse.
Gürsav:
Düşüncesi güçlü olan. Bol ve değerli söz.
Gürsay:
Güçlü, saygın.
Gürsel:
Güçlü sel, dağları, taşları sarsan sel suyu.
Gürsen:
Hep bol olan.
Gürses:
Güçlü, kuvvetli ses.
Gürson:
İyi ve mutlu son.
Gürsoy:
Kalabalık soy, soyu güçlü olan.
Gürsu:
Gürül gürül akan bol su.
Gürşen:
Gürbüz ve neşeli.
Gürşener:
Çok neşeli.
Gürtan:
Bol ışıklı şafak vakti.
Gürtaş:
Büyük taş kütlesi.
Gürtav:
Tam kıvamında olan.
Gürtay:
Canlı, besili at yavrusu.
Gürtuğ:
Bereketli tuğ.
Güryay:
Güçlü yay.
Güryüz:
Gürbüz yüz, iyi gelişmiş kimse.
Güvem:
1. Yeşillik. 2. Yabani erik türü.
Güven:
1. Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu. 2.
Bir şeyden umulan, beklenen niteliğe inanıp ona göre davranma. 3.
Yüreklilik, cesaret.
Güvenalp:
Güvenilir yiğit.
Güvenç:
1. Güvenme duygusu, güven, itimat. 2. Sevinçli. 3. Dayanak, yardım.
Güvener:
Güvenilir kişi.
Güyer:
Su yolu.
Güz:
Yazla kış arasındaki mevsim, sonbahar.
Güzcan:
Sonbaharda doğan yiğit.
Güzey:
Az güneş alan, gölgeli yer.
Güzhan:
Sonbaharın hükümdarı. |