|
Kaan:
1. Hükümdar. 2. Çin ve Moğol hükümdarlarına verilen ad.
Kaban:
1. Savaşkan, savaşçı. 2. Kukuletalı palto.
Kâbil:
1. Olabilir, mümkün. 2. Tür, cins. 3. Hz. Adem'in, kardeşi Habil'i
öldüren oğlu.
Kadem:
1. Uğur. 2. Ayak. 3. Adım. 4. Yarım arşın uzunluğunda eski ölçü
birimi.
Kadim:
1. Ayak basan, ulaşan. 2. Eski.
Kadir:
1. Değer, onur, şeref. 2. Güçlü, gücü yeter. 3. "Her şeye gücü
yeter" anlamında Tanrı'nın sıfatlarından biri. 3. Yıldızların
parlaklık sırasını belirten ölçek.
Kadri:
Değer, kıymetle ilgili.
Kafkas:
Kafkasya halkından olan.
Kağan:
Hanların bağlı olduğu devlet başkanı, imparator, hükümdar.
Kahhar:
Kahreden, yok eden.
Kahir:
1. Ezen, üstün gelen. 2. Kahreden.
Kahraman:
1. Yiğit, cesur. 2. Bir olayın başlıca kişisi.
Kaim:
1. Sebat eden, direnen. 2. Birinin yerine geçen. 3. Ayakta duran.
Kainat:
Var olan her şey. Yer, gök, yaratıklar.
Kalender:
Alçakgönüllü, gösterişsiz.
Kaman:
Dağın doruğa yakın yeri.
Kamar:
Doktor, hekim.
Kambay:
Hekim.
Kamber:
Köle, sadık dost.
Kambot:
Eski bir Çerkesçe isim.
Kamer:
1. Ay. 2. Sadık hizmetli.
Kâmil:
1. Olgun. 2. Tam, mükemmel, kusursuz. 3. Yaşını başını almış,
tecrübeli. 4. Çok bilgili kimse.
Kamran:
Mutlu, muzaffer, isteğine kavuşmuş olan.
Kamuran:
Arzusuna erişmiş.
Kanber:
1. Hz. Ali'nin sadık kölesi. 2. Bir evin gediklisi.
Kanbolat:
Eski bir Çerkesçe isim.
Kanbore:
Yiğit, cesur.
Kandemir:
1. Kanı sağlam olan kimse. 2. Sağlam demir.
Kaner:
Kanlı yiğit.
Kâni:
İnanmış, kanmış.
Kanj:
Nart Destanı'nda geçen mitolojik bir ad.
Kansu:
1. Çerkes Memlük beyi. 2. Çin'de bir il. 3. Memlük sultanlığının son
Çerkes sultanı.
Kanşav:
Geleneklere uygun şekilde yetiştirilmiş delikanlı.
Karaalp:
Esmer yiğit.
Karabey:
Esmer.
Karacan:
1. Yağız. 2. Bir ağaççık. 3. Dede Korkut öykülerinde bir yiğit.
Karahan:
Büyük hükümdar.
Karan:
Yabannanesine benzeyen bir ot.
Karanalp:
Kara yağız yiğit.
Karasu:
Kara akan su.
Karatan:
Karanlık sabah.
Karatay:
Anadolu Selçuklu devlet adamı. Esmer tay.
Karayel:
Bir rüzgâr adı.
Karcan:
Sevimli ve beyaz.
Karer:
Yağız yiğit.
Kargın:
1. Suların kabarmış durumu. 2. Erimiş karların, buzların oluşturduğu
akarsu. 3. Kar ile karışık yağan yağmur. 4. Marangozlukta kullanılan
büyük rende.
Karhan:
Karların hükümdarı anlamında.
Karnik:
Küçük lamba.
Kartal:
Kızıl kara tüylü, güçlü kıvırcık gagalı, iri ve güçlü, yırtıcı bir
kuş.
Karun:
1. Hz. Musa döneminde yaşamış zenginliği ve gücü nedeniyle Allah’a
karşı çıkmış, bu yüzden cezalandırılmış efsanevi kişilik. 2. Çok
zengin kişi.
Kasım:1.
Yılın on birinci ayı. 2. Parçalara ayıran, paylaştıran.
3. Ezici, ufaltıcı.
Kaşif:
Bulan, keşfeden.
Katip:
Yazıcı, yazı ustası.
Kaya:
Büyük ve sert taş kütlesi.
Kayaalp:
Kaya gibi sert yiğit.
Kayacan:
Kaya gibi sert dost.
Kayaer:
Kaya gibi sert ve sağlam yiğit.
Kayahan:
Kaya gibi sert hükümdar.
Kayhan:
Güçlü kağan, sert, sağlam han.
Kayı:
1. Osmanlıların kökeni olan Oğuz boylarından birinin adı. 2. Sağlam,
sert, güçlü. 3. Sağanak, bora.
Kayıhan:
Güçlü kağan, sert, sağlam han.
Kaymas:
Yılmaz, cesur.
Kayra:
Saygın bir kimseden gelen iyilik, lütuf, ihsan.
Kayraalp:
İyiliksever yiğit.
Kayrahan:
İyiliksever hükümdar.
Kayral:
Kayrılan, korunan.
Kayran:
1. Kayan yer. 2. Kumsal toprak. 3. Ormandaki ağaçsız alan.
Kayrasan:
İyiliğiyle ün salmış.
Kayrasoy:
İyiliğiyle tanınan soy.
Kâzım:
Öfkesine gem vurabilen kimse.
Kemâl:
1. Bilgi ve erdem bakımından olgunluk, yetkinlik, eksiksizlik. 2. En
yüksek değer. 3. Erdem.
Kemâlettin:
Dinin eksiksizliği.
Kemar:
Hürriyet.
Kemin:
Tuzak.
Kenan:
1. Hz. Yakup’un ülkesi. 2. Vaat edilmiş ülke, cennet Filistin. 3.
Yakışıklı oğlan çocuğu.
Kenter:
Kentli.
Keramettin:
Dinin kerameti, gücü.
Kerem:
1. Soyluluk, ululuk. 2. Bağış olarak verme, iyilik, ihsan.
Keremcan:
Soylu dost.
Kerim:
1. Soylu, asil. 2. Eli açık, cömert.
Kevni:
Varlıkla ilgili.
Kevork:
George'un Ermenicedeki karşılığı.
Keyhan:
Dünya.
Kezer:
Kahraman.
Kılgın:
Pratik.
Kılıç:
Çelikten yapılmış, iki yüzü de keskin silah.
Kılıçali:
1500-1578 yılları arasında yaşamış olan Türk denizcisi.
Kılıçalp:
Kılıç gibi keskin yiğit.
Kılıçay:
Ay gibi kılıç.
Kılıçel:
Elinde kılıç olan.
Kılıçer:
Kılıç gibi keskin yiğit.
Kılıçhan:
Kılıç gibi sert hükümdar.
Kınay:
Çok çalışkan, etkin, faal.
Kınaycan:
Çalışkan, dost.
Kınayman:
Çalışkan kişi.
Kıncal:
İnce, zayıf.
Kıraç:
İyi nitelikli olmayan, ekilebilse bile verimi çok az olan.
Kıral:
1. Halk, topluluk. 2. Üzüm asması. 3. Akasya ağacı.
Kıralp:
Kırçıl renkli, kır yiğit.
Kıran:
1. Çevre. 2. Yamaç. 3 Salgın hastalık.
Kıraner:
Vurup ezerek parçalayan yiğit.
Kıray:
1. Delikanlı, genç. 2. Eşkıya. 3. Verimsiz toprak.
Kırca:
Kırçıla yakın, kır gibi.
Kırhan:
Saygın hükümdar.
Kırtay:
Kır renkli tay.
Kırtekin:
Kırçıl şehzade.
Kıvanç:
Kıvanma, sevinç, övünç.
Kıvançer:
Övünç duyulan yiğit, sevindiren kimse.
Kıyan:
1. Coşkun sel. 2. Kıyıcı olan.
Kıygın:
Haksızlığa uğramış.
Kibar:
1. İnce, nazik. 2. Seçkin, değerli. 3. Zengin. 4. Büyükler.
Kinyas:
Geniş yüzlü kişi.
Saygınlık, yiğitlik simgesi.
Kiper:
1. Uygun, uyumlu. 2. Sabırlı, dayanıklı, yiğit. 3. Şık, zarif.
Koçer:
Yiğitler yiğidi. Göçebe.
Koçhan:
Yiğit kağan.
Koçkan:
Koç gibi güçlü bir soydan gelen.
Koçkar:
Boynuzlu koç.
Koçsoy:
Koç gibi güçlü bir soydan gelen.
Koldaş:1.
Aynı işi yapanlar. 2. Yardımcı, arkadaş.
Koman:
1. Umut. 2. Doğurmamış kısrak.
Kongar:
Kestanerengi.
Konrat:
Kestanerengi.
Konur:
1. Kendini beğenmiş, kibirli. 2. Açık kestane renginde olan.
Konuralp:
Yiğitler yiğidi, onurlu yiğit.
Konurata:
Onurlu ata, yiğit ata.
Konurbay:
Onurlu ve varsıl, onurlu bey.
Kopan:
Muzaffer.
Kopuz:
Ozanların çaldığı telli Türk sazı.
Koral:
1. Sınır muhafızı. 2. Kaynağı dini ezgi olan orkestra parçası.
Koralp:
Yiğit sınır muhafızı. Kor ateş gibi yiğit.
Koray:
Kor gibi kızarmış kıpkızıl Ay.
Korcan:
İçi içine sığmayan. Ateşli, canlı.
Korçak:
Heykel.
Korçan:
Çağlayan.
Korday:
Kuğu kuşu.
Korel:
Kor ateş durumuna gelmiş el.
Korer:
Ateş gibi yiğit.
Korgan:
Kale, burç.
Korgün:
Kızıl, kor durumundaki Güneş.
Korhan:
Ateş gibi yakıcı hakan.
Korkan:
Kor gibi, kızıl kan.
Korkmaz:
Hiçbir şeyden çekinmeyen, yiğit, yürekli.
Korkut:
1. Korkusuzluğuyla başkalarına korku salan yiğit kişi. 2. Büyük dolu
tanesi. 3. Dede Korkut öykülerinin anlatıcısı sayılan kişinin
adından. 4. Korkutmak'tan buyruk.
Korkutalp:
Korkutan yiğit.
Korkutata:
Korkutan ata.
Korman:
Kor gibi kızgın ve hareketli insan.
Kortak:
Gösterişli, boylu boslu, güzel.
Kortan:
Kıpkızıl şafak.
Kortay:
Kızıt tay.
Korugan:
Kale, istihkam, siper.
Koryak:
Kıpkırmızı.
Kostak:
1. İyi giyinmiş, çalımlı. 2. Onurlu. 3. Gururlu. 4. Yiğit.
Koşak:
1. Taş, toprak yığını. 2. Deve yavrusu. 3. Çok güzel.
Koşal:
Koşarak git ve al.
Koyaş:
Güneş.
Koygun:
1. Dokunaklı. 2. Akdoğan.
Koytak:
Rüzgâr almayan çukur yer.
Koytan:
Dağlardaki kuytuluklar.
Koytuk:
Çukur, siper, oyuk.
Köker:
Soyca yiğit olan kimse.
Köknar:
Çam türünden, yatay dallı, kerestelik bir orman ve süs ağacı.
Köksal:
"Kökünü derinlemesine sal", "Kökleş, yerleş" anlamında buyruk.
Köksalan:
Kökleşmiş, kök salmış olan.
Köksan:
Köklü ün.
Köksoy:
Kökü derinlere giden soydan olan.
Köksür:
Kökleş, kök sal, soyun sürüp gitsin.
Kökşin
/
Kökşün:
1. Dar ağızlı büyük çömlek. 2. Yaşlı koca.
Kösem:
Kılavuz, yol gösteren. Sürünün önünde giden koyun ya da keçi.
Közer:
Ateş gibi yiğit.
Krikor:
Gregory'nin Ermenicedeki karşılığı.
Kuban:
Kafkasya'da bir nehir, bir ova ve bir uygarlık.
Kubat:
1. Kaba, şişman, biçimsiz. 2. Davranışları kaba olan.
Kubilay:
Moğol imparatorluğu'nun ünlü hükümdarı.
Kuday:
Tanrı.
Kuddus:
1. Temiz, pak. 2. Kutsal.
Kuddusi:
Kutsal nitelikleri olan.
Kudret:
1. Güç, kuvvet. 2. Tanrının gücü. 3. Zenginlik. 4. Yetenek.
Kulubey:
Şanslı bey.
Kunt:
1. Sağlam, iri. 2. Dayanıklı, kalın. 3. Bir tür güvercin.
Kuntay:
İri yapılı genç.
Kunter:
Sağlam yapılı, sert yiğit.
Kuntman:
Sağlam ve iri yapılı erkek.
Kuraner:
Kurucu kişi.
Kuray:
Ay gibi güzel.
Kurgan:
Kale.
Kurtalp:
Kurt gibi yiğit.
Kurter:
Aldanmaz, işini iyi bilen yiğit.
Kurtul:
Güç bir durumdan kendini kurtar.
Kurtuluş:
Tehlikeli ve kötü bir durumdan kurtulma.
Kuruç:
1. Cesur. 2. Çelik. 3. Toprak içinde bulunan büyük taş.
Kurun:
Zaman, devir, asır, yüzyıl.
Kuşkan:
Özgür, serbest bir soya sahip.
Kut:
1. İyilik getiren şey, uğur. 2. Mutluluk, saadet.
Kutal:
1. Uğur al. 2. Uğurla ilgili.
Kutalp:
İyilik getiren, uğurlu yiğit.
Kutan:
1. Dua etme. 2. Saka kuşu. 3. Büyük pulluk.
Kutay:
1. İyilik getiren, uğurlu Ay. 2. Kutlu ve Ay gibi.
Kutbay:
Uğurlu bey.
Kutberk:
Uğurlu ve sağlam.
Kutcan:
İyilik getiren kimse.
Kuter:
İyilik getiren, kutlu yiğit.
Kuterdem:
Erdemli ve uğurlu.
Kutgün:
Kutsal gün, kutlu günde doğmuş.
Kuthan:
Uğurlu, kutlu kağan.
Kutkan:
Uğurlu, kutlu kan.
Kutlan:
Mutlu ol.
Kutlar:
Mutluluklar, uğurlar.
Kutlay:
Uğurlu, kutlu Ay.
Kutlu:
İyilik, uğur getirdiğine inanılan, uğurlu.
Kutluad:
Adı uğurlu.
Kutlualp:
Uğurlu yiğit.
Kutluay:
Uğurlu, kutlu Ay.
Kutlubay:
İyilik ve zenginlik getiren.
Kutlubey:
Uğurlu bey.
Kutlucan:
Uğurlu ve can kimse.
Kutluel:
Uğur getiren el.
Kutluer:
Uğurlu yiğit.
Kutluğ:
İyilik ve uğur getirdiğine inanılan, uğurlu, kutlu.
Kutluğhan:
1. Uğur getiren kağan. 2. Oğuz Han'ın torunu.
Kutluhan:
Uğur getiren kağan.
Kutlutekin:
1. Uğurlu ve biricik. 2. Uğur getiren şehzade, uğurlu prens.
Kutlutin:
Kutsal ruh.
Kutman:
Uğur getiren, uğurlu kimse.
Kutsal:
1. Güçlü bir dinsel saygı uyandıran ya da uyandırması gereken. 2.
Tapılacak ya da yolunda can verilecek denli sevilen. 3. Üstüne
titrenilen.
Kutsalan:
Uğur getiren, uğur salan.
Kutsalar:
Uğur getiren kimse, uğur getirir.
Kutsan:
Uğurlu, kutlu ad.
Kutsay:
Uğurlu say.
Kutsi:
1. Kutsal. 2. Tanrıyla ilgili.
Kutsoy:
Kutlu bir soydan gelen.
Kutyar:
Uğurlu kimse.
Kuyaş:
1. Güneş. 2. Çok sıcak. 3. Güneşli.
Kuzey:
1. Dört ana yönden biri. 2. Gölge, güneş görmeyen yer.
Kuzgun:
Bir tür karga.
Kültigin:
Göktürk prensi.
Küntay:
Sağlam yapılı, kunt Ay. Kovuşturma ile ilgili.
Küren:
Sarı ile doru arası bir at rengi.
Kürhan:
Bileği güçlü han.
Kürşat:
1. Gür, bol. 2. Sarsılmaz yiğit. 3. Çevik. 4. Gürbüz. 5. Geyik türü
hayvanların su içip yıkandıkları ırmak. 6. Göktürk beyi.
Kürümer:
Topluluk, cemaat. |