|
Oben:
Kendisine bir başka kişiyi örnek alan kişi. Erkek deve.
Odhan:
1. Atak, hareketli lider. 2. Ateşli han.
Odkan:
1. Canlı, coşkulu. 2. Kanı kaynayan, ateş kanlı delikanlı. 3. Atak.
Odyak:
Ateş yak.
Oflas:
1. İyi, güzel, eksiksiz, tam. 2. Korkusuz, yiğit. 3. Yüksek.
Oflaz:
1. Tam, mükemmel. 2. Gürbüz, yakışıklı. 3. Becerikli. 4. Eflatun.
Ogan:
1. Barış tanrısı. 2. Gök tanrısı. 3. Güneş. 4. Güçlü, yiğit.
Oganalp:
Gök tanrısı gibi yiğit, güçlü yiğit.
Ogancan:
Güçlü dost.
Oganer:
Gök tanrısı gibi yiğit, güçlü yiğit.
Ogansoy:
Tanrı soyundan, gök tanrısı soylu.
Ogeday:
Akıllı, zeki,
Ogün:
O bilinen ve anısı olan gün.
Oğan:
1. Tanrı. 2. Güçlü, kuvvetli.
Oğanalp:
Gök tanrısı gibi yiğit, güçlü yiğit.
Oğaner:
Gök tanrısı gibi yiğit, güçlü yiğit.
Oğulbal:
1. Tatlı oğul. 2. Oğul arıların yaptığı ak bal.
Oğulbey:
Bey oğlu.
Oğulcan:
Can oğul.
Oğur:
1. Uğur. 2. İçten dost. 3. Uygun durum.
Oğuralp:
Samimi, içten yiğit.
Oğuz:
1. İyi huylu kimse. 2. Sağlam, güçlü. 3. Türk efsanelerinde adı
geçen kahraman.
Oğuzalp:
Sağlam, güçlü, iyi yürekli, dost yiğit.
Oğuzcan:
Gürbüz dost.
Oğuzer:
Sağlam, güçlü, iyi yüreki, dost yiğit.
Oğuzhan:
1. Yiğit han. 2. Oğuzların efsanevi kahramanı.
Oğuzman:
1. Sağlam, gürbüz, güçlü kimse. 2. İyi yürekli, dost kimse.
Okakın:
Oklarla yapılan saldırı.
Okan:
1. Barış tanrısı. 2. Gök tanrısı. 3. Güneş. 4. Güçlü, yiğit. 5.
Anlayışlı.
Okanalp:
Gök tanrısı gibi yiğit, güçlü yiğit.
Okanay:
Güçlü, yiğit Ay, Güneş ve Ay.
Okaner:
Gök tanrısı gibi yiğit, güçlü yiğit.
Okansoy:
Tanrı soyundan, gök tanrısı soylu.
Okar:
Başında ok biçiminde bir tel demeti bulunan balıkçıl, telli balıkçıl
kuşu.
Okat:
Okunu fırlat.
Okatan:
Okunu fırlatan.
Okay:
1. Talih, kader. 2. Talihli, şanslı. 3. Beğenme, takdir etme. 4.
Satürn gezegeni. 5. Ok gibi doğru, Ay gibi parlak.
Okaycan:
Beğenilen dost.
Okayer:
Ok gibi doğru, Ay gibi yiğit.
Okaygün:
Ok gibi doğru, Ay gibi güzel, Güneş gibi yakıcı kimse.
Okbay:
Ok gibi doğru ve varsıl kimse.
Okcan:
Pür telaş, hareketli, canı tez.
Okçun:
Uzak, uzakta.
Oker:
Ok gibi yiğit.
Okgüç:
Ok gibi doğru ve güçlü.
Okhan:
Ok gibi güçlü hakan.
Okman:
Ok atan kimse, okçu.
Oksal:
Ok at, oku bırak.
Oksu:
Ok gibi hızlı akan su.
Okşak:
Benzeyiş, andırış.
Okşar:
Ok gibi.
Oktan:
Tan yeri gibi ışıklı.
Oktar:
Ok atan, okçu.
Oktaş:
Ok gibi taş.
Oktav:
1. Sekiz sesten oluşan ses dizisi. 2. Birinin frekansı ötekinin iki
katı olan iki titreşimin aralığı.
Oktay:
Kızgın, öfkeli, sinirli.
Oktuğ:
Ok atan, okçu.
Oktunç:
1. Ok tuncu. 2. Tunçtan yapılmış ok.
Okuşlu:
Anlayışlı, zeki.
Okutan:
Öğretmen, eğitici.
Okyalaz:
Ok gibi delici ateş, alev.
Okyan:
Okçular, okçuluk.
Okyar:
Ok gibi delici olan.
Okyay:
Ok ve yay.
Olca:
Savaşta ele geçirilen mal.
Olcan:
Hareketli ol.
Olcay:
Şanslı, talihli.
Olcayhan:
Kısmetli hükümdar.
Olcaytuğ:
Hulagu'nun torunlarından Argun'un oğlu, İlhanlı hükümdarı. Şanslı
kişi.
Olça:
Savaşta ele geçirilen mal.
Olçum:
1. Eli işe yatkın, becerikli, usta 2. Yetenek. 3. Bilgiçlik
taslayan.
Olçun:
Eli işe yatkın, becerikli, usta.
Oldağ:
Dağ gibi yüce ol.
Olgaç:
Olgunlaşmış, yetişmiş, bilen, bilgili.
Olgu:
1. Birtakım olayların dayandığı neden ya da bu nedenlerin yol açtığı
sonuç. 2. Varlığı deneyle kanıtlanmış şey. 3. Düşünülmüş olanın
karşıtı olarak olmuş, gerçekleşmiş olan. 4. Yazınsal yapıtlarda
olayı geliştiren davranış.
Olgun:
Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş, kâmil.
Olgunay:
Dolunay durumundaki Ay.
Olguner:
1. Bilgi ve görgüce gelişmiş erkek. 2. Olgunlaşmış erkek.
Olsan:
Ad ol, san ol.
Oltan:
Şafak ol, tan ol.
Oltun:
Saygı gösterilen ol, saygın ol.
Oltunç:
Tunç gibi sağlam ol.
Oluş:
Olma biçimi, var oluş.
oluşturduğu şey.
Omaç:
Amaç, hedef.
Onan:
1. Daha iyi bir duruma giren. 2. Eksiği kalmayıp gönül huzuruna
eren. 3. İyileşen.
Onar:
1. Eksiği kalmayıp gönül erincine ulaşır, mutlu olur. 2. "İşler
duruma getir, düzelt" anlamında buyruk.
Onaran:
İşler duruma getiren, düzelten.
Onart:
İşler duruma getirilmesini, onarılmasını sağla, düzelttir.
Onat:
Güzel, düzgün, iyi. 2. İyi yaradılışlı, dürüst. 3. Doğru, uygun.
Onatkan:
Soya temiz.
Onatkut:
İyi ve uğurlu.
Onatsan:
Adı temiz.
Onay:
Uygun bulma, onaylama.
Oner:
On kişiye bedel yiğit.
Ongan:
Özlem ve istekleri yerine gelmiş, mutlu.
Onganer:
Mutlu yiğit.
Ongay:
Basit, zor olmayan.
Ongun:
1. Gönence ulaşmış. 2. Bayındır. 3. Çok verimli. 4. Mutlu. 5. Kutlu,
uğur getirdiğine inanılan. 6. Totem. 7. Simge.
Ongunalp:
Mutlu, yararlı, kutlu, gürbüz yiğit.
Onguner:
Mutlu, yararlı, kutlu, gürbüz yiğit.
Ongur:
Kurtuluş.
Onuk:
1. Sevgili. 3. Dürüst. 3. Yararlı.
Onul:
İyileş, sağlıklı ol.
Onur:
1. Şeref, izzet-i nefis. 2. İnsanın kendine duyduğu saygı. 3.
Manevi değer.
Onural:
Onur sahibi ol.
Onuralp:
Kendine saygısı olan, onurlu yiğit.
Onurhan:
Onurlu hükümdar.
Onurkan:
Soyu onurlu kan.
Onursal:
1. Onurla ilgili. 2. Saygı göstermiş olmak için verilen.
Onursay:
Onur kabul et.
Onursoy:
Onurlu bir soydan gelen.
Or:
1. Kale burcu. 2. Kent. 3. En büyük asker birliği, ordu.
Orak:
Ekin biçme aracı. 2. Ekin biçilen ay. 3. Temiz.
Oral:
Kaleyi al, kenti al.
Oran:
1. Karşılıklı uygunluk, iki şeyin birbirini tutması. 2. İki şey
arasında ya da parça ile bütün arasında bulunan bağıntı. 3. Anlayış.
Oransal:
Oranla ilgili.
Oray:
1. Kızıl ay. 2. Şehirli.
Orbağ:
1. Kente bağlı. 3. Kalebent.
Orbay:
Kentli ve zengin.
Orbek:
Kentin beyi, yöneteni.
Orcan:
Direnen kişi.
Orçum:
Sağlam adam.
Orçun:
1. Ahlak, töre, ardıl. 2. Ahlaklı, iyi huylu. 3. Halef, oğul.
Orfe:
(Orpheus) İlkçağda ünü orfizm denilen mistik bir akım yaratacak
kadar çok yayılan ünlü ozan.
Orgun:
Sır olan.
Gizli, saklı.
Orgün:
1. Sıcak gün. 2. Kent güneşi.
Orhan:
1. Osmanlı İmparatorluğu'nun ikinci sultanı Orhan Gazi'nin adından.
2. Kent kağanı.
Orhon:
En eski Türk alfabesi ve bu alfabe ile yazılan yazı. Orta Asya'da
büyük bir ırmak.
Orhun:
1. Orta Asya’da bir ırmak. 2. Orta Asya Türklerinde eski yazı türü.
3. Yüksek, yüce hun.
Orkan:
"Orhan" adının bir başka biçimi.
Orkun:
Çoban beyi. Orta Asya' da büyük bir ırmak.
Orkut:
Kutsal şehir.
Ortaç:
Varlıkları belirttiği ya da nitelediği için sıfat ya da ad gibi
kullanılabilen, tümleç alarak yan önerme kurabildiği için eylem
sayılan sözcük.
Ortay:
1. Bir düzlemin aynı yönde koşut bütün kirişlerini eşit parçalara
bölen. 2. Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen.
Ortun:
Ortanca kardeş.
Ortunç:
Ateş renginde tunç. Tunçtan yapılmış gibi sağlam kale.
Oruk:
1. Oymak, aile. 2. Olanak, çare. 3. Yerleşmiş olan.
Orum:
1. Gurur. 2. Geniş çalılık.
Orun:
1. Özel yer. 2. Mevki makam. 3. Özellik.
Orunbay:
Büyük görevi olan kimse, makam sahibi.
Oruz:
Düşünce.
Orya:
Karo.
Oset:
Kuzey Kafkasya'da yaşayan bir halk ve bu halktan olan kimse.
Oskan:
Zeki kişi.
Oskay:
Neşeli, sevinç içinde olan.
Osman:
1. Bir tür kuş, ejderha. 2. Osmanlılarla ilgili. Osmanlı
İmparatorluğu’nun kurucusu, ilk hükümdar. 3. Akıllı, zeki, ateş
gibi. 4. Yılan yavrusu.
Otacı:
Hekim, doktor.
Otar:
Eski bir Gürcü adı.
Otaran:
İyileştiren.
Otay:
Kızıl renkli ay.
Oyal:
Düşünceye önem veren, görüş alan.
Oyat:
Utangaç.
Oyhan:
Düşünceli han.
Oykan:
Kanı düşünceli.
Oykut:
Uğurlu, kutlu düşünce.
Oysan:
Görüşleriyle tanınan.
Oytun:
Beğenilen, güzel yer, kutsal.
Oytunç:
Görüş sahibi.
Ozan:
1. Halk şairi. 2. Şiir yazan kimse, şair.
Ozanalp:
Şair ve yiğit kimse.
Ozanay:
Şair ve Ay gibi kimse.
Ozancan:
Sevgili şair.
Ozaner:
Şair ve yiğit.
Ozankan:
Ozan soyundan gelen.
Ozansoy:
Soyu şair olan.
Ozgan:
Başarılı, kazanan. |