-O-                 ERKEK İSİMLERİ                 -P-

 

Öçal: Sana yapılan kötülüğün acısını çıkar.

Öge: Çok akıllı olmasıyla ünlenmiş kişi.

Öğmen: Harman.

Öğün: Kendi kendini yücelt, övün.

Öğünç: Övünülecek şey, kıvanç.

Öğüt: Bir kimseye doğru, uygun bir yol göstermek, özellikle kötü davranışlardan sakındırmak için şu ya da bu şeyi yapması ya da yapmaması konusunda söylenen söz.

Ökçün: Akıllı.

Ökeer: Bilge kişi.

Öker: Bilge, akıllı, zeki kişi.

Ökkeş: Erkek örümcek, örümcek.

Öklü: Zeki.

Ökmen: Akıllı, zeki.

Ökmener: Akıllı, zeki, yiğit.

Öksel: Akılla, zekâyla ilgili, ussal.

Ökte: Doğruyu bilen. Üstün zekâlı.

Öktem: 1. Yürekli, yiğit, güçlü. 2. Görkemli, haysiyet sahibi. 3. Ünlü.

Öktemer: 1. Yürekli, güçlü, görkemli yiğit. 2. Haysiyet ve cesaret sahibi. 3. Ünlü yiğit.

Ökten: Güçlü, yiğit. Haysiyet ve cesaret sahibi.

Öktener: Güçlü kişi.

Ökter: Akıllı.

Öktüre: Tek filiz, yan dalları olmayan filiz.

Öktürk: Bilge Türk.

Ölçüm: Yetenekli.

Ölçün: Tahmin etme.

Ölmez: Ölümsüz.

Ömer: 1. Yaşam, yaşayış, canlılık, yaşama. 2. II. halifenin adı.

Ömür: Yaşayış, hayat.

Önad: Adıyla tanınan.

Önal: Önce davran, başa geç.

Önalan: Önce davranan, önde giden, başa geçen.

Önay: Ay'ın ilk günlerindeki hali, hilâl.

Önaydın: Başta gelen aydın.

Öncel: Bir görevde sonra gelenden önce bulunmuş olan kimse, selef.

Öncü: 1. Önde gidip haber götüren, ileti ulaştıran kimse. 2. Yazın ve sanatta, zamanını aşan, geleceğin sanatı durumunda olan, alışılmışın dışına çıkarak yeni bir özellik gösteren. 3. Önde giden, önder.

Öncüer: Önde giden yiğit, öncülük eden yiğit.

Öncül: 1. Başta giden. 2. İlk, ilkin. 3. Kılavuz.

Önder: Güçlü ve ünlü oluşu, yeteneği ya da toplum içindeki yeri dolayısıyla, ilişkili bulunduğu toplumsal kümenin ya da toplumun tutum, davranış ve etkinliklerini belli zaman ve koşullar içinde değiştirip yöneltme yeteneğini gösteren, kılavuzluk eden, örgütleyen kimse, lider.

Önderol: Yol gösterici ol, kılavuz ol.

Öndeş: 1. Önde giden. 2. Kılavuz.

Öndüç: 1. Haber getiren. 2. Başta olan.

Öndür: Yüksek, yüce.

Önel: Bir işin bitirilmesi için tanınan ek süre.

Önem: Nitelik ve nicelikçe değeri olma durumu.

Önen: Adalet, hak.

Öner: 1. Önde gelen, lider. 2. Yön. 3. Sıra.

Öneş: Rehber.

Öney: Ön yüz, cephe.

Öngay: Jüpiter gezegenine verilen ad.

Öngel: Oturaklı ve olgun kişi. Ağırbaşlı.

Öngen: 1. Zafer, başarı. 2. Uzun boylu, iri yapılı.

Önger: İleri görüşlü.

Öngör: İleride olacakları sez, göz önünde tut anlamında.

Öngören: Önceden gören, kestiren.

Öngü: 1. İnat, direnme. 2. Bir önceki gün, arife.

Öngül: İnatçı, bir şeyin üzerinde direnen.

Öngün: 1. Ses, gürültü. 2. Önemli bir günün ya da bayramın öncesindeki gün, arife.

Öngür: Gömlek yakalarına yapılan ilik ve düğme.

Önkal: Liderliği benimseyen.

Önol: Önderlik et.

Önsav: Başta gelen düşünce.

Önsel: Hiçbir deneye dayanmadan ve yalnızca akıl yoluyla davranma.

Önsem: Görünüşe göre, anlaşılan, sanırım ki.

Önsoy: Her zaman lider bir soydan gelen.

Öntaş: Taş gibi sert lider.

Önür: 1. İlk. 2. Liderliği yakalayan.

Ör: 1. Köz haline gelmiş kömür. 2. Köken, öz. 3. Ulu, büyük.

Örel: 1. Onaran, düzelten. 2. Savaşta kazanılan siperi düşman gözünden gizlemek için toprağın üzerine çekilen çit, perde.

Ören: Eski yapı, kent kalıntısı, harabe.

Örgen: 1. Organ. 2. İnce halat.

Örikli: Seciye sahibi, karakterli.

Örsal: Ateş gibi, ateşe benzer.

Örsan: Adı yüce.

Örsay: Özcül, özünü seven.

Örscan: Sağlam dost.

Örsel: Örs gibi sağlam el.

Örskan: Örs gibi sağlam kan.

Över: Bir kimsenin ya da bir şeyin iyiliklerini söyleyerek onun değerini belirtir.

Övet: Tanrıya minnet duygusunu sunmak.

Övgü: Bir şeyi ya da bir kimseyi övmek için söylenen söz ya da yazılan yazı.

Övgün: Övülen kimse.

Övmen: Övülen kişi.

Övün: Kendinle, güzelliğinle övünmelisin, övünesin.

Övünç: Övünme, kıvanç.

Öymen: Evine bağlı,evcimen.

Özak: Ak öz, beyaz öz.

Özakan: Temiz yaşayan.

Özakay: Özü beyaz Ay.

Özal: 1. Özü kırmızı. 2. Bir şeyin özünü benimseyen.

Özalp: Özü yiğit.

Özan: Özü düşünceli, düşünen.

Özar: Özü dürüst.

Özarı: Özü temiz, arı.

Özatay: Özü herkesçe bilinen.

Özay: Özü ay gibi parıltılı olan.

Özbala: Öz çocuk.

Özbay: Özü zengin.

Özbek: 1. Cesaretini özünde taşıyan, yürekli. 2. Doğru, namuslu. 3. Orta Asya'da yaşayan bir Türk boyu, bu boydan kimse.

Özberk: Özü sert, özü sağlam.

Özbey: Özü bey.

Özbilge: Özü bilge.

Özbilgin: Özce bilgili kimse.

Özbilir: Her şeyin özünü bilir.

Özbir: Özü sözü bir, doğru sözlü.

Özcan: Bir kimsenin kendi öz canı olan. Candan, samimi.

Özdağ: Dağ gibi yüce. 

Özdal: Dal gibi kimse.

Özdek: 1. Duyularla algılanabilen, nesne, madde. 2. Temel, kök. 3. İç, çekirdek, öz.

Özdel: Hediye.

Özdem: Özümdeki kimse.

Özdemir: Demir gibi güçlü bir kişiliğe sahip olan.

Özden: 1. Öz varlıkla, özle, gerçekle ilgili. 2. İçten.

Özden: 1. Soyca temiz. 2. Özvarlıkla, gerçekle ilgili. 3. Suların geçtiği yer.

Özdener: 1.İçtenlikli davranan kimse. 2. İçten davranışlı, içten. 3. Soyca temiz yiğit.

Özdil: Tatlı dilli.

Özdilek: İçten dilek.

Özdinç: Kıpır kıpır, hareketli. Dinç kimse.

Özdoğan: Özce şahin gibi olan kimse.

Özdoruk: Dorukta olan.

Özduru: Temiz kimse, özü duru.

Özdurul: Özünü durulaştır, duru özlü ol.

Özek: 1. Ağacın, bitkinin içi, özü. 2. Çalışkan. 3. Güç, soluk, nefes. 4. Okla boyunduruğu birbirine bağlanan demir. 5. Bir şeyin ortası, göbeği. 6. Yürekli, sıcak canlı, gözüpek.

Özel: 1. Yalnız bir tek şeye, bir ereğe ya da kimseye ayrılmış olan. 2. Her vakit görülenden ayrı, alışılmıştan, olağandan ayrı.

Özen: Bir şeyi yaparken onun elden geldiğince iyi olmasına, onu özenerek yapmaya çalışma.

Özenç: İmrenme, istek.

Özender: Ender bulunan temizlikte, değerli.

Özengin: Alçakgönüllü.

Özer: Dürüstlük timsali olan. Yiğit doğru kişi.

Özercan: Özce erkek olan sevgili kimse, yiğit ve sevgili kimse.

Özerdal: Özce yiğit ve dal gibi kimse.

Özerdem: 1. Özce erdemli kimse. 2. Özce iyilikçi, alçakgönüllü kimse.

Özerdinç: Özünden canlı, dinç olan kimse.

Özerhan: Ünlü uçbeyi, ünlü akıncı yiğit Evrenos Gazi'nin dedesi.

Özerk: Kendi kendini yöneten.

Özerkin: Özgü, özerk kimse.

Özerkmen: Özünden erdemli olan.

Özerol: Özce yiğit ol.

Özertan: Özce şafak vakti gibi olan.

Özertem: Özce erdemli, iyilikçi, alçakgönüllü kimse.

Özge: 1. Başka. 2. El, yabancı.

Özgebay: Yaradılışça başka ve zengin kimse.

Özgeer: Yaradılışça başka olan yiğit.

Özgen: Yapıp ettiklerinden hiç kimseye karşı sorumlu olmayan, rahat, gamsız, özgür, özerk.

Özgenalp: Korkusuz, yiğit kişi.

Özgenç: Genç kimse, özce genç.

Özgener: Özgür yiğit.

Özger: Başka er, özge yiğit.

Özgü: Belli bir şeyde ya da kimsede bulunan, başkasında olmayan.

Özgüç: Özü güçlü.

Özgül: 1. Özü gül kimse. 2. Özellikle bir türle ilgili olan, o türe özgü olan.

Özgün: 1. Kendine özgü bir niteliği olan, kopya olmayan. 2. İlk kez yapılmış olan. 3. Bir buluş sonucu yaratılan, benzerlerinden değişik ve üstün olan. 4. Örnek alınmaya değer olan. 5. Yazıldığı dilde olan, çeviri olmayan.

Özgünay: Hiç kimseye benzemeyen ve Ay gibi kimse.

Özgüner: Hiç kimseye benzemeyen yiğit.

Özgüneş: Güneş gibi kimse.

Özgür: 1. Herhangi bir biçimde bir kısıtlamaya, bir koşula, bir zorlamaya bağlı olmayan. 2. Başkasının kölesi olmayan. 3. Tutuklu olmayan. 4. Çevresinin baskılarına, görgü kurallarına boyun eğmeyen, bildiği gibi davranan.

Özgürcan: Özgür kimse, başkasının kölesi olmayan can, hür can.

Özgürel: Özgürce iş gören el.

Özgürsoy: Soydan özgür olan.

Özhan: Hükümdar soyundan gelen. Gerçek hükümdar olan.

Özilhan: Gerçek yönetici.

Özilter: Vatanı için her şeyini feda edebilecek olan.

Özinal: Özü inanç verici.

Özinan: Özü inandırıcı.

Özkal: Karakterinin her zaman için dürüst olması temenni edilen.

Özkan: İyi ve dürüst bir kandan, soydan gelen.

Özkar: Temiz, beyaz.

Özkaya: Özü kaya, sağlam.

Özkayra: İçten gelen iyilik.

Özker: 1. Sağlam, sağlıklı er. 2. Temiz yürekli yiğit, özge yiğit. 3. İyiIikçi, yardımsever.

Özkök: Kökü sağlam.

Özkul: Özü Tanrı'ya kul olan.

Özkut: Uğurlu kimse. Gerçek kutluluk, insanın başarılı olmaktan duyduğu gerçek mutluluk.

Özkutal: Mutluluk al, şans al.

Özkutay: Özü uğurlu ve Ay gibi güzel kimse.

Özkutlu: Özü uğurlu, kutlu kimse.

Özlek: 1. Toprağın özü, verimli yeri. 2. Zaman. 3. Doğaüstü güç.

Özlek: Üstün güçlere sahip olan.

Özlem: Bir kimseyi ya da şeyi görme, ona kavuşma isteği.

Özlen: 1. Kendini özlet, özlenilecek biri ol. Özüne kavuş. 2. Kaynak. 3. Küçük dere. 4. Ağaç kökü.

Özler: Göreceği gelir, hasret çeker.

Özlü: 1. Özü olan. 2. Özleşmiş olan. 3. İçten, gerçek.

Özlüer: Özlü yiğit.

Özmen: Özlü, içten kimse. Sağlam karakterli.

Özmert: Özünden yiğit.

Özmut: Özü mutluluk veren.

Öznur: Öz ışık, özü ışık.

Özoğuz: Tam Oğuz olan.

Özok: Doğru özlü kimse.

Özol: Bir şeyin en güçlü bölümü ol, özü ol.

Özozan: Özü ozan olan, şair kimse.

Özön: Gönlü geniş, açıkyürekli.

Özönder: Gerçek önder olan kimse.

Özpeker: Özü sağlam yiğit.

Özpolat: Özü çelik gibi yiğit.

Özsel: Özle ilgili.

Özsoy: Özü temiz, soylu kimse.

Özsun: Özünden sunan. Fedakâr kişi.

Özşen: Özden sevinçli olan kimse.

Öztan: 1. Aydınlık başlangıç. 2. Gerçek şafak.

Öztanır: Kişiliğiyle tanınan dürüst kişi.

Öztaş: Taş gibi sağlam kimse.

Öztek: Eşi benzeri olmayan kimse.

Öztekin: 1. Biricik, eşi benzeri olmayan kimse. 2. Tam bir şehzade.

Öztimur: Özü demir olan.

Öztin: Gerçek ruh, öz ruh.

Öztiner: Gerçek ruh olan yiğit.

Öztok: Her şeye doymuş kimse.

Öztuna: Gerçek Tuna Irmağı.

Öztunç: Tunç gibi sağlam kimse.

Öztürk: Gerçek Türk, özü Tlirk.

Özül: Özü sözü olan, sözünü yerine getiren, gerçek, verimli.

Özüm: 1. Kardeş gibi sevilen. 2. Kendim gibi sevdiğim.

Özün: Şiir gibi güzel olan, şiir.

 

A   B   C   Ç   D   E   F   G   H   I   İ   K   L   M     O   Ö     R   S   Ş   T   U   Ü   V   Y   Z

KIZ İSİMLERİ                    ORTAK İSİMLER


Tasarım: EvrenKENT

 
Ana Sayfa  -  Eğitim  -  Gelişim  -  Hamilelik  -  Yazarlar  -  Aktiviteler  -  Linkler  -  Forum
Hakkımızda  -  Üye Girişi  -  Foto Albüm  -  Çocuk Filmleri  -  Bize Ulaşın
 

©Tüm Hakları Saklıdır. 2007. Annelik.org    annelik@annelik.org