|
Yaban:
1. Issız yer. 2. Uzak yer, gurbet.
Yabgu:
Eski Türklerde hükümdar anlamında bir san.
Yadigâr:
Bir kimseyi ya da bir olayı anımsatan nesne ya da kimse.
Yafes:
Hz. Nuh'un üçüncü oğlu.
Yağan:
Gökten yere dökülen.
Yağancan:
Yağmur gibi yağan.
Yağar:
1. Yağacak olan. 2. Parlayacak olan, parıldayan.
Yağın:
1. Yağmur. 2. Arka, sırt. 3. Düşman. 4. Yiğit.
Yağız:
1. Esmer. 2. Doru. 3. Yiğit.
Yağızalp:
Esmer yiğit, karayağız yiğit.
Yağızcan:
Karayağız yiğit.
Yağızer:
Esmer yiğit, karayağız yiğit.
Yağızhan:
Esmer, yiğit hükümdar.
Yağmur:
Havadaki su buharının yoğunlaşarak su damlaları halinde yere
düşmesi.
Yahya:
Bir peygamber adı.
Yakup:
1. Hz. Yusuf’un babası. 2. Erkek keklik. 3. İbranice’de takip eden,
izleyen anlamında.
Yakut:
1. Parlak, kırmızı değerli taş. 2. Sibirya'nın kuzeyinde yaşayan bir
Türk kavmi.
Yalaz:
1. Alev, ateş. 2. Bayrak.
Yalazalp:
Yalımlı yiğit, yalım gibi yiğit.
Yalazan:
Yıldırım.
Yalazay:
Kıpkırmızı ay.
Yalçın:
1. Çıkılamayacak denli dik ve sarp. 2. Düz ve kaygan.
Yalçuk:
1. Parlayan Ay. 2. Evren. 3. Elçi.
Yaldıran:
Işık saçan.
Yalgı:
1. Büyü, sihir. 2. Yalnız.
Yalgım-Yalgın:
1. Serap, ılgın. 2. Alev.
Yalım:
1. Alev. 2. Kılıç, bıçak gibi kesici araçların keskin yüzü. 3. Kaya.
4. Uçurum. 5. Şimşek.
Yalın:
1. Sade, saf, gösterişsiz. 2. Çıplak. 3. Alev.
Yalınalp:
Katışıksız, sade yiğit.
Yalınç:
Tek bir maddeden yapılan.
Yalkı:
Yalın.
Yalkın:
Yalnız, tek, tek başına. 2. İnce, zayıf.
Yalkır:
Bozkırdaki kor ateş.
Yalman:
1. Eğik. 2. Kesici ve batıcı araçların kesen yada batan yüzü. 3.
Sarp.
Yalvaç:
Kitap getirmiş peygamber, elçi.
Yamaç:
1. Dağın veya tepenin her hangi bir yanı. 2. Karşı. 3. Yan, yakın.
Yaman:
1. Gücü ve becerisi alışılmışın üzerinde olan. 2. Korkulan. 3.
Becerikli, kurnaz.
Yamçı:
Kalın yünden dokunmuş, bir yüzü uzun tüylü yağmurluk.
Yaren:
Arkadaş, yakın, dost.
Yargı:
1. Hüküm, muhakeme. 2. Birini yada bir nesneyi eleştirici bir
biçimde değerlendirme.
Yarkan:
Yüksek mahkeme.
Yarkaya:
Sert ve dik kaya.
Yarkın:
1. Güneş ışığı, Güneş aydınlığı. 2. Çakan ışık, şimşek.
Yarlık:
1. Hükümdar buyruğu ferman, yasa. 2. Bağış, lütuf. 3. Yoksul.
Yasan:
1. Belirlenmiş kuralların içinde bulunan. 2. Yönelim.
Yaser:
Bolluk, varlık.
Yasin:
Kuran’ın 36. süresi.
Yaşam:
Canlıda, yaşamdan ölüme değin geçen süre.
Yaşar:
Doğan çocuğun uzun ömürlü olması dileğiyle konan bir ad.
Yaşın:
1. lşık. 2. Çakan ışık, yıldırım, şimşek.
Yatkın:
Alışkın, usta, becerikli.
Yaver:
Yardımcı.
Yavuz:
1. Kötü. 2. Güçlü, çetin, sert. 3. Yiğit, mert. 4. Benzerlerinden
üstün, iyi, güzel.
Yavuzalp:
Korkusuz, yaman yiğit.
Yavuzcan:
Yürekli, korkusuz kimse.
Yavuzer:
Korkusuz, yaman yiğit.
Yavuzsoy:
Korkusuz soy, yürekli soydan kimse, yaman bir soydan gelen kimse.
Yazgan:
Yazar.
Yeğin:
1. Zorlu, katı, şiddetli. 2. Baskın, üstün.
Yekta:
Tek, eşsiz, biricik.
Yeldan:
Hızlı.
Yelden:
Rüzgâr çocuğu.
Yelen:
Arzu, dilek. Aceleci.
Yeler:
Rüzgâr gibi yiğit.
Yelesen:
Yel gibi hızlı ve çabuk.
Yelkin:
1. Koşucu. 2. Konuk.
Yelmen:
Yel gibi.
Yeltekin:
1. Rüzgâr gibi ve tek olan. 2. Yel gibi şehzade.
Yelten:
Davran.
Yenal:
Galip gel, kazan.
Yenay:
Yeni doğmuş ay, hilâl.
Yenel:
Yenen el.
Yener:
Üstün gelen, kazanan.
Yenerol:
Üstün gelen ol, üstün gel.
Yengi:
Üstün gelme, yenme, utku, zafer.
Yenisey:
Orta Asya'nın en büyük ırmaklarından birinin adı.
Yeprat:
Fırat Nehri'nin Ermecedeki karşılığı.
Yergin:
Hüzünlü, endişeli, kaygılı.
Yertan:
Ufukta görülen tan.
Yervant:
Bir Ermeni kralının adı.
Yesari:
1. Sol ile ilgili. 2. Bir düzlem içinde bulunmayan şekil.
Yetener:
Her türlü zorluğun üstesinden rahatlıkla gelebilen.
Yeter:
Sonuncu olması istenen çocuklara verilen bir ad.
Yetiş:
1. Zor zamanların insanı. 2. Amacına, isteğine ulaş.
Yetkin:
1. Olgunlaşmış, kemale ermiş. 2. Bir konuda uzmanlaşmış kişi.
Yetkiner:
Yetişkin, olgunlaşmış, olgun yiğit.
Yezane:
Birinci, ilk sırada gelen.
Yezidi:
Yezidi dininden olanlar.
Yılbay:
Her zaman için saygı duyulan.
Yıldır:
Işıklı, parlak.
Yıldıralp:
Korkusuz, yıldıran yiğit.
Yıldıran:
1. Parlayan, ışıldayan. 2. Bezdiren.
Yıldıray:
Parlayan, ışık saçan Ay.
Yıldırer:
Korkutan, yıldıran yiğit.
Yıldırım:
Gök gürültüsü ve şimşekle görülen elektrik boşalması. Çok hızlı.
Yıldızcan:
Yıldız gibi sevilen.
Yılma:
Hiç gözün korkmasın, korkma.
Yılmaz:
Bir işten gözü korkup vazgeçmeyen, yılmayan.
Yılmazer:
Yılmayan yiğit.
Yiğit:
1. Güçlü, kahraman, alp. 2. Delikanlı, genç erkek. 3. Gözü pek,
düşüncelerini açıkça söylemekten çekinmeyen kimse.
Yiğitalp:
Yiğitler yiğidi, erler eri.
Yiğitcan:
Güçlü ve yürekli kimse.
Yiğitel:
Bileği güçlü, yiğit olan.
Yiğiter:
Güçlü ve yürekli erkek.
Yiğithan:
Yürekli hükümdar.
Yiğitkan:
Yiğitliği kanından gelen.
Yiğitsoy:
Soyunda yiğitlik olan.
Yola:
Gelenek ve görenek.
Yolaç:
Yol açan, önde giden, kılavuzluk yapan.
Yoldaş:
Arkadaş, gönüldeş, dost, aynı şeyleri düşünenler.
Yoldaşer:
Kahraman er.
Yordam:
1. Çeviklik. 2. Çalım. 3. Yatkınlık, alışkanlık. 4. Kılavuz,
yardımcı.
Yosun:
Suda yetişen ilkel yapıda bitki türü.
Yönal:
Belli bir yöne doğrul.
Yönder:
Önde giden, yönlendiren kimse, önder.
Yönel:
Yüzünü belli bir yöne doğru çevir.
Yönser:
Bir amaca, bir hedefe yönelen.
Yöntem:
1. Bir amaca ulaşmak için tutulan düzenli yol, yol yordam. 2. Kural.
Yula:
Meşale, ışık.
Yuluğ:
1. Mesut, mutlu. 2. Hak, adalet.
Yunus:
Bir balığın ve bir takımyıldızının adı.
Yurdacan:
Yurdu için canını verir.
Yurdaer:
Yurda er olan kimse, yurdun yiğidi.
Yurdahan:
Yurda kağan olan kimse.
Yurdaışık:
Yurda ışık olan kimse.
Yurdakul:
Yurt için, ülke için kul olan, ülkenin kulu.
Yurdal:
Yurt kazan.
Yurdanur:
Yurdun ışığı.
Yurdaşen:
Yurdu şenlendiren, yurda şenlik olan.
Yurday:
Yurdun Ay'ı, yurda Ay olan kimse.
Yurdun:
Benim değil ülkenin, vatanın.
Yurduşen:
Yurdu, ülkesi mutlu ve şenlikli.
Yurt:
1. Vatan. 2. Kalacak, barınacak yer.
Yurtal:
Yurtsever.
Yusuf:
1. Yakışıklı, güzel. 2. Bir peygamber adı. 3. İnleyen, inilti.
Yüce:
Yüksek, hayranlık uyandıracak kadar ulu.
Yücealp:
Büyük, erişilmez, ulu yiğit.
Yücedağ:
Büyük dağ.
Yüceer:
Erişilmez, ulu yiğit.
Yücel:
Yüceleş, yüksel, büyüdükçe büyü, ulu ol, yüce ol.
Yücelen:
Yüceleşen, yükselen, yüce olan.
Yücelt:
Yücelmesini sağla, yüceleştir, yükselt.
Yücelten:
Yüceleşmesini sağlayan, yüceleştiren, yüce bir duruma getiren.
Yücesan:
Erişilmezleşmiş ad, ulu ad.
Yücesoy:
Erişilmezleşmiş soy, ulu soy.
Yücetekin:
1. Ulu ve biricik. 2. Ulu şehzade.
Yüksel:
1. Yükseğe, yukarı çık. 2. İlerle.
Yükselen:
1. Bulunduğu yerden daha yükseğe çıkan. 2. İlerleyen.
Yümni:
1. Uğurla, bereketle ilgili. 2. İşi sağ eliyle yapan. |