|
Zabit:
1. Subay. 2. Dediğini yaptıran, tuttuğunu koparan.
Zadik:
Paskalya Bayramı.
Zafer:
1. Savaşta kazanılan kesin başarı, yengi. 2. Bir yarışmada ya da
uğraşıda belli bir çaba sonunda kazanılan başarı.
Zafir:
Zafer kazanan, üstün gelen.
Zağnos:
Bir tür doğan kuşu.
Zahid:
Günahtan kaçan, Allah korkusuyla dünya nimetlerinden el çeken.
Zahir:
Parlak yıldız.
Zahit:
1. Doğruluktan ayrılmayan. 2. Sofu.
Zahor:
Sarp kayalık.
Zaid:
Artan, artıran.
Zaik:
Tadan, tadıcı.
Zaim:
1. Kefil. 2. Prens, şef.
Zakir:
Zikreden, anan.
Zana:
Alim, bilge.
Zati:
Kişiye ait, özel.
Zekai:
Zeka ile ilgili.
Zekeriya:
1. Erkek. 2. Bir peygamber.
Zeki:
Anlama, kavrama yeteneği çok ileri düzeyde olan.
Zekican:
Akıllı ve sevilen kişi.
Zeren:
Zeki. Anlayışlı, kavrayışlı.
Zerin:
Altından ya da altın benzeri olan.
Zerven:
Altın yaldızlı.
Zeycan:
Candan, cana yakın.
Zeyneddin:
Dinin ziyneti, süsü.
Zeynel:
Süs, süsleme sanatı.
Zeynelabidin:
İbadet edenlerin süsü.
Zeynet:
Zeynelabidin'in kısaltılmışı.
Zeyni:
Süsle, bezekle ilgili.
Zeynullah:
Allah'ın süsü.
Zeyrek:
1. İlgi çekici. 2. Usta. 3. Akıllı, zeki.
Zeyyat:
Zeytinden yağ çıkaran, satan.
Zılan:
Yoğun esen rüzgâr.
Zihni:
Akılla ilgili.
Zikri:
Anma ile ilgili.
Zinar:
Dağın güneş görmeyen yüzü.
Zinnur:
Nurlu, ışıklı.
Ziren:
Zinde.
Zirve:
En yüce, en yüksek nokta, tepe, doruk.
Zişan:
1. Şanlı, şerefli. 2. Canlı. 3. Bir tür lale.
Ziver:
Süs, bezek.
Ziya:
Işık, aydınlık, nur.
Ziyacan:
Işık saçan, sevgili kimse.
Ziyad:
Fazlalık, çokluk.
Ziyaeddin:
Dinin ışığı, nuru.
Ziyat:
Fazlalık.
Zobu:
1. İri yarı, kaba. 2. Delikanlı. 3. Zor, sıkıntılı.
Zoral:
Çabalayarak elde etmek.
Zoral:
Zorla alan.
Zoran:
Zor, güçlü.
Zorlu:
Güçlü, tuttuğunu koparan.
Zuhur:
Görünme, ortaya çıkma.
Zuhuri:
Orta oyununda komiklik yapan.
Zübeyir:
Küçük yazılı şey.
Zübeyr:
Yazılı, küçük şey.
Züheyr:
Küçük çiçek.
Zühtü:
Her türlü zevke karşı koyup kendini ibadete veren.
Zülfi:
Kılıcın kabzasına iliştirilen süs.
Zülfikâr:
Hz Muhammed'in Hz. Ali'ye hediye ettiği çatal ağızlı kılıç.
Zülfü:
Zülüfle ilgili.
Zülküf:
Yüce makam sahibi. |