-Z-                    KIZ İSİMLERİ                    -B-

 

Aba: Ay'ın suya akseden yansıması.

Abadan: Şen, bayındır, mamur.

Abbase: Çatık kaşlı, sert.

Abide: 1. Anıt. 2. Önemli, değerli eser.

Acarbegüm: Melek yüzlü, sevimli.

Acarbike: Güzel, hoş ve alımlı kadın.

Acargül: Çabuk açan gül.

Acarhatun: Sevimli, güzel yüzlü kadın.

Acunbüke: Çok güzel ve cana yakın kadın.

Açanay: Ay gibi aydınlık saçan.

Açangül: Çiçek açan gül, açılan gül çiçeği.

Açelya: Güzel, kokusuz, çok çeşitli renklerde çiçek açan fundagillerden bir bitki.

Açılay: Çiçek gibi açıl, dolunay gibi güzel ol.

Açılel: Cömert, paylaşmasını bilen.

Açkıngül: Açılmış gül gibi güzel olan.

Ada: 1. Deniz, göl ya da akarsuda bulunan, dört bir yanı su ile çevrili kara parçası. 2. Çevresi yollarla ya da sokaklarla belirlenmiş arsa.

Adagül: Adada yetişen gül, ada gülü.

Adalet: 1. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk. 2. Bir işi uygulayan, yerine getiren. 3. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme.

Adanır: Adı ünlenen kimse.

Adile: Haktan ayrılmayan, adaletle iş gören, hakkı yerine getiren. Adil.

Adiyuh: Nart Destanı'nda geçen mitolojik bir isim.

Adonis: Köken ve kaynakları Güney Akdeniz'e uzanan tipik bir Anadolu efsanesi.

Adviye: 1. İyilik, yardımseverlik. 2. İslâm tarihinden iyilik ve dindarlığıyla ünlü bir kadın.

Afat: Tufan, bakmaya doyulamayan kadın.

Afet: 1. Güzelliğiyle insanı şaşkına çeviren çok güzel kadın. 2. Doğanın sebep olduğu yıkım.

Afife: İffetli, namuslu, temiz.

Afitap: 1. Güneş. 2. Çok güzel parlak yüzlü kadın. 3. Güzel, dilber.

Afşar: 1. Eli çabuk. 2. Türkmenlerin bir boyunun adı.

Ağanbegüm: Gökyüzüne yükselen prenses.

Ağbeniz: Beyaz yüzlü olan.

Ağca: Rengi ak gibi olan, oldukça ak, ak tenli, beyaza çalan, akça.

Ağçiçek: Beyaz çiçek.

Ağgül: 1. Beyaz gül. 2. Gül gibi.

Ağgüllü: Beyaz güllü.

Ağgün: Aydınlık gün.

Ağgünlü: Günü aydınlık olan, ak günlü.

Ağış: Göğe doğru yükseliş, yükselme.

Aheng: Renkli, melodi.

Ahenk: Uyum, düzen.

Aheste: Yavaşça, ağır.

Ahsen: Çok güzel, en güzel.

Ahter: Yıldız.

Ahu: 1. Ceylan, maral, karaca. 2. Çok güzel, ince, zarif kadın. 3. Çok güzel göz.

Ahucan: Çok güzel dost.

Ahufer: Göz kamaştıran güzellik.

Ahugöz: Gözleriyle güzelliğini bütünleştiren.

Ahugül: Çok güzel.

Ahunisa: Çok güzel kadın.

Ahunur: Göz kamaştıran güzelliğe sahip olan.

Ahusel: Coşkulu güzellik.

Ahuser: Güzelliği gözler önünde olan, göz kamaştıran güzellik.

Ahusu: Su kadar temiz ve güzel olan.

Ahusun: Güzelliği gözler önünde olan.

Ahuşan: Şanlı güzelliği olan.

Ahuşen: Güzel ve neşeli.

Ahutan: Tan vaktinin güzelliğine sahip olan.

Ahuten: Çok güzel bir tene sahip olan.

Ahuyar: Güzel sevgili, yâr.

Ajda: 1. Filiz, sürgün. 2. Çok genç. 3. Üzeri çentik çentik, diş diş olan şey.

Ajik: İnce dal, filiz.

Ajin: Yaşam.

Ajlan: Bol sürgün veren, filizlerin olduğu yer.

Akancan: Sevgiliye akıp giden can.

Akangün: Hızlıca giden gün.

Akasya: 1. Sıcak iklimlerde birçok çeşitleri yetişen bir ağaç 2. Yurdumuzda yetişen bir süs ve göl ağacı, salkım ağacı.

Akay: Beyaz ay, ayın tam bir daire gibi görüldüğü hali.

Akça: 1. Oldukça ak, oldukça beyaz renkli. 2. Beyazca, ak tenli.

Akçasu: Berrak su gibi olan.

Akçay: Saf ve temiz su.

Akçıl: Beyazla karışık, beyaza yakın.

Akdes: En kutsal.

Akdil: Saf dilli.

Akdolum: Temizliği ve saflığı her zaman için kendinde bulunduran.

Akdolun: Ayın on dördü.

Akfer: Beyaz ışık saçan.

Akgül: 1. Ak renkli gül, beyaz gül. 2. Ak tenli ve gül gibi güzel.

Akgülen: Temizliği ile, saflığı ile tebessümü yüzünden hiç eksik etmeyen.

Akgüllü: Beyaz güllü.

Akgün: 1. İkbal ve mutluluk. 2. Bayram, şenlik, sevinçli günler.

Akışık: Beyaz, parlak ışık.

Akide: 1. İnanarak bağlanma, inanç. 2. Renkli, kokulu, ağızda güç eriyen şeker.

Akife: 1. Sebatlı, kararlı. 2. İbadet eden.

Akile: Akıllı anlamındaki akil sözcüğünden.

Akis: 1. Yankı. 2. Bir cismin parlak bir yüzeyde görüntüsü.

Akkar: Kar gibi beyaz.

Akkız: Bakire, güzel kız.

Akkor: Işık saçacak bir aklığa varacak derecede ısıtılmış olan, ak ışık saçan kor.

Akköz: Ak renkte köz.

Aklın: 1. Korkusuz, gözüpek. 2. Sevdalı, âşık.

Akmer: 1. Açık mavi. 2. Ay gibi güzel.

Aknaz: Nazlı kız.

Aknur: Nur yüzlü, temiz.

Akol: "Ak, aydınlık, temiz olasın" anlamına gelen bir dilek buyruk.

Aksel: Coşkun, berrak, temiz akan su.

Aksen: Sen aksın, kirlenmemişsin, temizsin.

Akses: Ak, aydınlık, temiz, namuslu ses. Sesi aydınlık saçan.

Aksev: Aydınlığı sev, ışık saç.

Aksın: 1. Akıp gitsin. 2. Ak tenlisin. Saf ve temizsin.

Aksu: 1. Ak renkli su, köpüren su. 2. Anadolu'da kimi akarsuların adı.

Aksun: Aydınlık sun.

Aksülün: Beyaz renkli sülün.

Akşan: Temizliği ile bilinen.

Akşen: Şen şakrak.

Akşin: Beyaz tenli kadın.

Aktaç: 1. Dürüstlüğü ve temizliği nedeniyle şereflendirilmesi gereken. 2. Gelin tacı. 3. Ak renkli taç.

Akten: Beyaz tenli olan.

Aktolun: 1. Beyaz dolunay. 2. Beyaz ay.

Aktuna: Ak renkli Tuna ırmağı.

Akün: İyi ve temiz ün.

Akyar: Beyaz tenli sevgili.

Ala: 1. Alaca, karışık renkli. 2. Açık kestanerengi, ela.

Alabegüm: Açık kestanerenkli, saygıdeğer kadın.

Alada: Abhazca güney anlamında.

Alagöz: Karışık renkli göz.

Alagül: Çok renkli gül.

Alagülen: Her şeye gülen.

Alagün: Güneş'in bulut arkasında kaldığı zamanki gölgeli durum, alaca gün.

Alagüz: Sonbaharın rengini taşıyan.

Alakuş: Renkli kuş.

Alanay: Işık saçan ay. Çeken, alan Ay.

Alanaz: Her şeyde nazlanan.

Alanur: Karışık renkli nur.

Alapınar: Alaca, ala pınar.

Alara: Kırmızı süs.

Alarcın: Güzelliğini ateşin kırmızılığından alan.

Alasu: Saf su.

Alaşan: Seçkin isimli.

Alaşen: Keyfi yerinde olan.

Alaten: Teni karışık renkli olan.

Alaya: Renkli sevgili.

Alaz: Alev, yalaz, ateş dili.

Albeni: Çekicilik, alım, gönül çelen güzellik.

Albina: Kafkasya'da bir ırmak.

Alcan: Can alıcı güzel, yürekli, cesur.

Alçin: Al renkli küçük bir kuş. Albenisi olan, sevimli.

Aldaş: Her iki yanağı da kırmızı olan.

Aldeniz: Kızıl deniz.

Aleda: Nazlı, nazenin, kaprisli.

Alela: Yanakları kırmızı, gözleri ela olan.

Alev: Yanan nesnelerin ve gazların türlü biçimlerde görünen parlak ve ışıklı dili.

Aleyna: Esenlik ve güzelliklere sahip olan.

Algım: Sevdalı, vurgun.

Algın: Sevdalı, tutkun, vurgun, âşık, güçlü, dolgun, keskin, iyi, güzel.

Algül: 1. Kırmızı gül. 2. Gül kırmızısı.

Algün: Al renkli, kırmızı Güneş.

Algüzar: Becerikli, allı kadın.

Alım: 1. Almak eylemi. 2. Gözü gönlü çeken güzellik, çekicilik. 3. Gösteriş, kurum, gurur, çalım. 4. Kötülüğe verilen karşılık, ceza.

Alime: Bilgisi çok olan kadın. Bilimle uğraşan, bilgin.

Alipek: Al renkli ipek.

Aliyar: Üstün sevgili.

Aliye: 1. Yüce, yüksek. 2. Bir şeyin en üst katı.

Alkım: Yağmurdan sonra gökyüzünde beliren yedi renkli yarım daire şeklindeki kuşak, gökkuşağı.

Alkış: 1. Birini alkışlamak için el çırpma, iyi dilek. 2. Övme, övüş.

Alkız: Kırmızı yanaklı, sağlıklı kız.

Alkor: Kıpkırmızı ateş, kızıl köz.

Allı: Al renkli, al renge boyanmış.

Allıbahar: Al rengine bürünmüş bahar çiçekleri.

Allıcan: Al renkli yürekten dost.

Allıgün: Al rengine bürünmüş gün.

Allıgüz: Al rengine bürünmüş sonbahar.

Allınaz: Kırmızılara bürünmüş nazlı güzel.

Allınur: Al renkli ışık saçan.

Allısu: Al rengine bürünmüş su.

Allışan: Kırmızılara bürünmesiyle tanınan.

Allışen: Sıcak kanlı.

Allıtan: Şafak vaktinin kızıllığı gibi güzel olan.

Allıten: Al bir tene sahip olan.

Almıla: Almak.

Alnar: Kırmızı nar.

Alsaç: 1. Al renkli, kızıl saç, kızıl saçlı. 2. "Al ve saç" buyruğu.

Alsan: San alasın, ünlenesin, ün al.

Alsu: Al renkli su.

Alsuda: Suya yansıyan ay ışığı.

Alsun: Güzelliğini sunan.

Alşan: Şanlı şöhretli, namlı.

Altaç: Kırmızı taç.

Altan: Kırmızı tan.

Alten: AI renkli tene sahip olan.

Altınbike: Altın gibi değerli kadın.

Altıniz: Değerli yol.

Altis: Mitolojiye göre, tanrılar tanrısı Zeus'a adanmış kutsal orman.

Altuna: Kırmızı akan tuna ırmağı.

Altunay: Altından yapılmış Ay.

Amber: 1. Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı. 2. Amber balığından çıkarılan güzel kokulu, kül renginde bir madde.

Amine: 1. Yüreğinde korku olmayan. 2. Hz. Muhammed'in annesi.

Anahid: Ermeni mitolojisinde geçen bir tanrıça.

Anar: Anımsar, hatırlar.

Anber: Güzel kokulu, kül rengi madde.

Andaç: 1. Kendini zaman zaman anımsatmak için birine verilen herhangi bir armağan. 2. Birini ya da güzel bir olayı anımsattığı için saklanan şey. 3. Ölen bir kimsenin geride bıraktığı tek çocuk. Ün, şöhret. 4.Unutulmaması gereken şeyleri not etmekte kullanılan takvimli özel defter.

Angı: Anılan.

Angın: Anılmış, bellekte yer etmiş.

Anıl: 1. İhtiyatlı, tedbirli, aceleci olmayan. 2. Adın her zaman anılsın.

Anıt: Anmak için yapılmış yontu, yapı.

Ani: Eski Ermeni başkenti.

Anife: Sert, şiddetli, haşin.

Anka: Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuş, zümrüdü anka.

Antaram: Saf, katışıksız.

Anuş: Sevimli.

Apak: Bembeyaz, çok ak, çok temiz. Duru.

Aral: 1. Ada, takımada. 2. Irmaklar.

Aram: Rahat, huzur.

Aramcan: Sevgili, sevilen güzel.

Arcan: Candan, namuslu dost.

Ardal: Çevresine saygılı olan.

Argı: Çeçenistan'daki Sunja Nehri'nin en büyük kollarından biri.

Argül: Gençliğini ve güzelliğini koruyan.

Argüzar: Becerikli ve güzel kadın.

Arı: 1. Katışıksız, saf. 2. Kirden uzak, temiz.

Arıçel: Barış elçisi.

Arıel: Temiz el.

Arın: Temiz, arı, saf.

Arınç: Barış, erinç, huzur.

Arısu: Katışıksız, duru, temiz su.

Arife: 1. Tecrübeli, bilgili, sezgi ve anlayışa sahip. Bilen, bilgi sahibi anlamındaki arif sözcüğünden. 2. Belirli bir günün ya da olayın yakın günleri, bir gün öncesi. Bayramdan önceki gün.

Arima: Güneydoğu Anadolu'nun Kilikya bölgesinde bulunan dağlık bölgenin tarihi adı.

Armağan: 1. Bir kimseye, sevindirmek, mutlu etmek için karşılıksız olarak verilen şey. 2. Ödül.

Armine: 1. Emine. 2. Korkusuz, yürekli.

Armoni: Ses uyumu.

Arnisa: Çok namuslu kadın.

Arpi: Şafak.

Arsal: 1. Arı gibi temiz ve çalışkan.2. Buğday renkli, kumral. 3. Namusuyla övünen.

Arsay: Çok saygın kadın.

Arsel: Çok coşkulu kadın.

Arsen: Kurtuluş.

Arser: Gözler önünde olan.

Arsoy: Çok namuslu bir soydan gelen.

Arsu: Su kadar berrak.

Arsun: Yüreğindeki temizliği yansıtan.

Arşaluz: İlk ışık.

Artaç: Arkadaş, meslektaş, dost.

Artanç: İnce ruhlu, duyarlı, sanatkâr.

Artukmaç: Güzide, benzersiz.

Arus: Gelin.

Aruz: Nazım ölçüsü.

Arzu: 1. İstek, özlem, dilek. 2. Halk masalında Kamber'in sevgilisi.

Arzucan: Candan isteyen.

Arzuelâ: Güzel gözlü kız.

Arzufer: Çevresine ışık saçan.

Arzugül: İstenilen, beğenilen gül. Gül gibi olmak isteyen.

Arzugün: İstenen gün.

Arzugüzar: YetenekIeriyle her işin üstesinden gelmeye çabalayan.

Arzuhan: İstenen egemen.

Arzum: İsteğim, hevesim.

Arzunaz: Naz yapan, nazenin.

Arzunur: Yüreğinde güzelliği dışarı saçan.

Arzusu: Özünü içtenlikle dışarı vuran.

Arzuyar: İstekli sevgili.

Asel: Bal.

Asena: 1. Dişi kurt. 2. Güzel kız.

Asıfe: Şiddetli rüzgâr.

Asıme: 1. İffetli. 2. Günahtan, haramdan çekinen.

Asil: Soylu.

Asiye: 1. Kederli, hüzünlü kadın. 2. İsyan eden.

Aslı: 1. Kök, köken. 2. Aşık Kerem'in sevgilisi.

Aslıcan: Özü can gibi sevgili.

Aslıgül: Kökü gül çiçeğinden gelen, özünde gül olan. 

Aslıgüz: Sonbaharın hüznünü yaşayan.

Aslıgüzar: Yeteneği doğuştan olan.

Aslıhan: Aslı han soyundan olan.

Aslım: Özü geçmişe ait. Soyum sopum, kökenim.

Aslınaz: Nazlı olması geçmişinden gelen.

Aslınur: Nur saçan bir geçmişi olan. Nurdan gelen, aydınlık.

Aslısu: Geçmişi su gibi berrak ve temiz olan.

Aslısun: Geçmişini gözler önüne seren.

Aslışah: Kudreti geçmişinden gelen.

Aslışan: Şanı şöhreti geçmişinden gelen.

Aslışen: Durmaksızın tebessüm eden.

Aslıyar: Gerçek sevgili.

Aslıyel: Gönül dostu.

Asma: 1. Dalları çardak üzerine yayılan bitkilere genel olarak verile ad. 2. Belirli bir tür üzüm veren bitki.

Asrın: Çağdaş, bu asra ait olan, asra uygun olan.

Asu: 1. Asi, ehlileşmeyen huysuz at. 2. İsyankâr. 3. Afacan.

Asucan: Hınzır çocuk, yaramaz.

Asudal: Genç afacan.

Asude: 1. Rahat, huzur içinde olan. 2. Başı dinç olan.

Asuela: Ela gözlü yaramaz.

Asufer: Işık saçan afacan.

Asugül: Hırçın gül.

Asugün: Hırçın çocuk.

Asugüz: Seri geçen sonbahar.

Asugüzar: Karakteri hırçın olan.

Asuhan: Gücünü hırçınlığıyla gösteren.

Asuman: Gökyüzü, gök, sema.

Asunaz: Nazlı yaramaz.

Asunur: Hırçınlığını dışarı vuran.

Asuyar: Hırçın sevgili.

Asuyel: Sert rüzgâr.

Asya: Yerkürenin doğu bölümünün yaklaşık yarısını kaplayan kıtanın adı.

Aşina: Bildik, tanıdık.

Aşiyan: Kuş yuvası.

Aşkım: Sevgilim, sevdiğim insan.

Aşkın: 1. Benzerlerinden üstün olan. 2. Belli bir sürenin ötesine geçmiş. 3. Deney yoluyla saptanmasına olanak bulunmayan. 4. Dalların ucundaki yapraksız uzantılar, filiz. 5. Sevgilin.

Aşkınay: Dolunay, ayın on dördü.

Atanur: Soyu aydınlık olan.

Ateş: 1. Odun, kömür, ot gibi özdeklerin yanmasıyla ısı ve ışığın birlikte belirmesi. 2. Tutuşmuş olan nesne.

Atıfe: Merhametli, şefkat sahibi.

Atıfet: Karşılık beklemeden gösterilen sevgi, iyilik sever.

Atike: 1. Özgür. 2. Soylu. 3. Güzel, genç kız.

Atiye: 1. Bağış, hediye. 2. Baş kaldıran, isyan eden.

Atlas: 1. Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyasıyla ekonomi, tarih gibi konularda toplu ve tutarlı bilgi vermek amacıyla bir araya getirilmiş haritalar kitabı. 2. Bir konuyu açıklamak amacıyla hazırlanmış levhaların, resimlerin tümü ve bunları içeren kitap. 3. Boyun omurlarının üstten birincisi. 4. Parlak ve sık dokunmuş kumaş. 5. Parlak ve pürüzsüz.

Avsün: Efsun, kutsama.

Avşar: 1. Eli çabuk. 2. Türkmenlerin bir boyunun adı.

Avunç: Teselli bulma, avunma.

Ayaça: Sevgili hanım, sevgili kibar hanım.

Ayal: Kadın, eş, zevce.

Ayande: 1. Çağdaş. 2. Şimdiki, güncel.

Ayas: Dolunay, mehtap.

Ayasun: Ay kadar güzel. "Ay'a takdim et" buyruğu.

Ayaşan: 1. "Ay'a şan olsun" anlamına. 2. Ay'ı aşıp giden.

Ayataç: Ay için taç.

Aybala: Ay yüzlü çocuk.

Ayben: Ben ayım, ay kadar güzelim.

Aybeniz: Ay gibi parlak tenli, Ay benizli.

Ayber: Ay meyvesi.

Aybike: Ay gibi güzel ve el değmemiş kadın.

Aybirgen: Ay veren, ay sunan.

Aybulut: Hem Ay hem de bulut gibi olan.

Aybüke: Ay gibi parlak, güzel ve el değmemiş kadın. Aynı zamanda zeki ve akıllı.

Ayca: Ay gibi, yüzü Ay gibi güzel olan. Ayın ilk dördünde aldığı yay biçimi, hilâl.

Aycan: Ay gibi sevilen, aydınlık can.

Aycihan: Cihanı aydınlatan ışık.

Ayça: Beyaz tenli kadın. Ayın ilk günlerde aldığı biçim, hilâl.

Ayçağ: Ay gibi parlak çağ. Ay gibi yaşayan.

Ayçan: Ay gibi aydınlık, mutlu kişi.

Ayçıl: 1. Sürekli aydınlık veren. 2. Ay gibi güzel.

Ayçil: 1. Ay gibi, Ay'a benzeyen. 2. Ay gibi güzel.

Ayda: 1. Dere kıyılarında yetişen bir bitki. 2. Parmakları, beli, endamı güzel kadınlar için söylenen bir söz.

Aydacan: Candan, sevecen güzel. Ay gibi sevilen.

Aydafer: Ay ışığını yansıtan.

Aydagül: Ay gibi saf, gül kadar masum olan. Her zaman gül.

Aydagün: Ay gibi ışıklı ve aydınlık. Gece ile gündüzü birleştiren.

Aydan: Aya ilişkin, aydan bir parça, aydan olan. Ay gibi güzel.

Aydanay: Aydan daha beyaz, daha parlak, daha ışıldayan.

Aydanaz: Nazlı güzel, nazenin.

Aydanur: Ay gibi ışıklı.

Aydasu: Güzelliği ve saflığı yüreğinde taşıyan.

Aydasun: Güzelliğin ve saflığın örneği olan.

Aydaşan: Güzelliği ile ünlenmiş olan.

Aydaşen: Güzel ve de şen şakrak olan.

Aydeniz: Ay gibi ışıldayan, parlak, berrak deniz.

Aydenk: Ay gibi güzel, güzelliği Ay'a denk olan.

Aydil: Ay gibi güzel, parlak ve yüce gönüllü. Güzelliğini diliyle yansıtan.

Aydinç: Ay gibi güzel, sağlıklı, dinç.

Aydoğan: Ay gibi doğan, parlayan.

Aydolun: Aydınlık Ay, dolunay.

Aydu: Dere kıyılarında yetişen bir bitki.

Ayduru: Ay kadar duru ve parlak.

Aydüz: Ay gibi güzel ve kırışıksız.

Ayece: Ay gibi ak tenli güzel sultan, ece.

Ayfer: Ay gibi ışık saçan.

Ayferi: Ay ışığı gibi.

Aygen: Gönül arkadaşı, dostu.

Aygönenç: Ay gibi parlak ve mutlu olan kimse.

Aygönül: Ay gibi güzel ve sevgi dolu.

Aygül: Ay gibi ışıldayan, parlak, gül renkli, güzel.

Aygün: Kedersiz, üzüntüsüz, parlak gün.

Aygünaz: Nazlı güzel.

Aygüner: Ay gibi güzel ve korkusuz olan.

Aygünur: Işık saçan güzel.

Aygür: Ay gibi gür ışık saçan.

Aygüsu: Güzelliği ve saflığı karakterinde olan.

Aygüzar: Güzelliğini ve yeteneğini birleştirmiş olan.

Ayhan: Ay gibi aydınlatan han. Oğuz inanışına göre gök tanrılarından biri.

Ayhanım: Ay kadar güzel ve saygıdeğer olan. Beyaz tenli.

Ayhatun: Ay kadar güzel ve saygıdeğer olan.

Ayilkin: İlk çocuk.

Aykan: Dürüst, doğru.

Aykaş: Ay gibi güzel kaşlı, Ay'ın ilk günlerindeki biçimine benzeyen kaş.

Aykız: Dürüst kız.

Aykut: Uğur getiren Ay.

Ayla: 1. Ayın çevresindeki hâle. 2. Eş, zevce, kadın.

Aylan: Açıklık, meydan. Ay gibi güzel değerlere sahip ol.

Aylin: Ayın çevresinde görülen ışıklı daire, ay evi.

Aynaz: Nazlı güzel.

Aynigar: Resmedilecek kadar güzel olan.

Aynisa: Çok güzel kadın.

Aynur: Ay gibi ışıklı, pırıl pırıl.

Aypar: Ay parçası, ay gibi güzel.

Aypare: Ay parçası.

Ayperi: Ay gibi aydınlık ve peri gibi büyüleyici güzel.

Aypınar: Hem ay, hem pınar.

Ayral: Kurala aykırı olan, kuraldışı.

Ayreta: Eski bir Arnavutça isim.

Ayrınç: Sesin söze, dizeye kattığı değişik duygu ve anlam değeri, ton.

Aysal: Ay gibi olan güzelliğiyle nam salmış olan.

Aysan: Ay gibi güzel san.

Aysel: Ay gibi parlak ve güzel. Bol ışıklı, ayın en çok ışığı olduğu an.

Aysema: Ay gibi parıldayan yüz.

Aysen: Ay sensin, Ay gibi güzelsin.

Ayser: Ay gibi aydınlık kafalı olan.

Ayseren: Güzelliğini gözler önüne seren. Işık ve mutluluk getiren.

Aysev: Aydınlığı, güzelliği sev.

Ayseven: Ay gibi güzel ve sevgi dolu.

Aysevil: Ay gibi güzel ve sevilen.

Aysevim: Ay gibi güzel ve sevimli.

Aysez: Ay kadar parlak zekalı.

Aysezi: Ay kadar güzel olacağı düşünülen.

Aysıl: Aya benzeyen.

Aysın: Ay gibisin, ay kadar güzelsin.

Aysima: Ay yüzlü.

Aysoy: Ay gibi güzel insanların soyundan gelen.

Aysu: Ay gibi parıltılı, su gibi berrak.

Aysuda: 1. Suda ışıkları yansıyan Ay. 2. Suda Ay gibi görünen.

Aysun: 1. Ay gibi güzelsin. 2. Ay’ı sun.

Aysuna: Ay gibi endamlı, güzel. Ay gibi güzel yaban ördeği.

Aysunar: Ay'ı sunan kimse.

Aysunay: Ay gibi ışık saçar.

Ayşan: Ay gibi temiz, parlak şöhreti olan. Güzelliğiyle ünlenmiş olan.

Ayşe: 1. Yaşam, erinç. 2. Rahat, huzur içinde yaşayan.

Ayşecan:  Rahat huzurlu. Sevgiyle yaşayan.