-A-                    KIZ İSİMLERİ                    -C-

 

Bacı: 1. Büyük kız kardeş, abla. 2. Tarikat şeyhlerinin karısı. 3. Bir evde uzun zaman çalışmış yaşlı kadınlara verilen bir ünvan.

Bade: 1. Şarap, içki. 2. Aşk, kutsal sevgi.

Badegül: Gül renkli içki.

Bağdagül: 1. "Bedagül" isminin bir başka söyleniş biçimi. 2. Bağda yetişen, değeri ölçülemeyen gül. Yabani gül.

Bağlan: Birisini sev ve ona her zaman için sadık ol.

Baha: 1. Güzellik, incelik, değer. 2. Parıltı.

Bahanur: 1. Bedel, değer. 2. Güzellik, zariflik.

Bahar: 1. İlk yaz, ilkbahar. 2. Güzellik, gençlik çağı. 3. Biber, tarçın, kimyon gibi kokulu şeyler.

Baharcan: Genç ve candan dost.

Bahargül: Bahar gülü.

Bahariye: Divan edebiyatında bahar tasviri ile başlayan kaside.

Baharnaz: Genç ve nazlı.

Baharnur: Gençliğini yansıtan.

Baharsu: Genç ve saf olan.

Bahire: 1. Belli, ayan beyan. 2. Çok parlak, ışıklı.

Bahriye: 1. Denizle denizcilikle ilgili. 2. Bir devletin deniz kuvvetleri. 3. Gönlü geniş, verimli.

Bahtıgül: 1. Şanslı ve güzel. 2. Bahtı açık.

Bahtıgür: Şansı açık olan.

Bahtınaz: Nazlı bir karaktere sahip olan.

Bahtınur: Talihi, şansı, kaderiyle çevresine ışık saçan. 

Bahtıser: Talihli, şanslı.

Bahtışen: Neşeli, şanslı bir kadere sahip olan.

Bahtiyar: Mutlu, talihli.

Bakanay: Apaçık görünen ay.

Bakinaz: Sürekli nazlanan.

Bakur: Yırtıcı bir kuş, kuzey.

Bala: Ufak tefek, küçücük. 2. Küçük ve güzel.

Bâlâ: Yavru, çocuk.

Balaca: Küçük ve güzel.

Bâlâhatun: 1. Üstün, asil kanlı. 2. Osman Gazi’nin hanımı.

Balahun: Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Gazi'nin ikinci karısının adı.

Balan: Yâr, sevgili, gözde.

Balay: Ay yüzlü çocuk.

Balca: Bal gibi tatlı, yüreği tatlı kız.

Balcan: Bal gibi tatlı, sevimli çocuk. Çok şeker, candan dost.

Balçiçek: Bal tadında çiçek, bal veren çiçek. Bal veren çiçekler gibi güzel ve yararlı.

Baldan: Özü bal gibi tatlı olan.

Balı: Türk erenlerinden birinin adı.

Balım: 1. Benim balım, tatlım. 2. Çok sevgili, samimi arkadaş.

Balın: 1. Tatlın. 2. Sevgili, sevilen.

Balide: Büyümüş, yetişmiş, uzamış.

Balkı: 1. Güzel, süslü, parlak. 2. Ağrı, sancı. 3. Işık, parlayış.

Balkın: Güzelliğiyle parıldayan. Parlak.

Balkır: 1. Parıltı. Parlayan, renkli. 2. Şimşek.

Balkız: Bal gibi tatlı, güzel kız. Sevimliliği ve güzelliğiyle bilinen, öyle tanınan. Halk dilinde Belkıs.

Ballı: Şanslı ve sevimli.

Balnur: Güzelliği ve sevimliliğiyle ışık saçan.

Balsarı: Bal renginde olan.

Balsu: Sevimli ve saf olan.

Banu: 1. Kadın, hatun. 2. Prenses. 3. Gelin. 3. Şarap, gülsuyu gibi şeylerin şişesi.

Banuhan: Hatun hükümdar.

Bârân: Yağmur.

Barçın: Süslü ipek kumaş.

Barika: Şimşek parıltısı.

Barine: 1. Budanmamış, özgürce büyümüş, azgın bitki. 2. Saç, yün, pamuk gibi şeylerin kabarık hali.

Barkın: Gezgin.

Basiret: 1. Doğru ölçülü görüş. 2. Uzak görüşlülük, seziş, anlayış. 3. Akıllılık.

Basriye: Görme ile ilgili.

Başak: Arpa, buğday, yulaf gibi ekinlerin taneleri taşıyan kılçıklı başı.

Başar: "Başarıya ulaş" anlamında bir buyruk dilek.

Başaran: 1. Başarıya ulaşan. 2. Becerikli.

Başarı: Başanlan iş.

Başay: En önde, en birinci ay.

Başgöze: Akarsuyun çıktığı yer.

Batıgül: Batıda açan gül.

Baweri: İman etmek.

Bayeste: Gerek, gerekli.

Bayın: Sevilen, saygın.

Baysal: Sakin ve huzur içinde.

Baysan: Tanınmış. Zengin ve ünlü.

Bayzar: Aydınlık.

Bedel: Kıymetli olan. Değer, eder.

Bedia: Beğenilen taktir edilen yeni şey. Eşi az bulunur güzellikte.

Bedihe: 1. Başlangıç. 2. Güzel söz.

Bedinur: Güzel, güzellik.

Bedirnaz: Ayın on dördü gibi güzel ve cilveli.

Bedirnisa: Ay gibi güzel.

Bedis / Bediz: Görünen, açıkça belli. Süs, bezek.

Bedriye: 1. Dolunayla ilgili. 2. Ay kadar güzel.

Begim / Begüm: 1. Hanım, hanımefendi. 2. Hindistan'da prenslerin annelerine, kız kardeşlerine ya da dul eşlerine verilen onursal san.

Begonya: Pek çok çeşidi bulunan bir süs bitkisi.

Behice: Güler yüzlü, şen, şirin.

Behir: Badem. 

Behire: Güzel, asil.

Behiye: Güzel ve alımlı kadın.

Bekem: 1. Sağlam, dayanıklı. 2. Kırmızı boya ağacı.

Beken: Güçlü, kuvvetli.

Bekriye: 1. İlk çocuk. 2. Genç, taze kız.

Belce: İki kaş arası.

Belçım: Yaprak.

Belek: Hediye.

Belemir: Peygamber çiçeği.

Belen: Dağ geçidi.

Beler: Beleme işini yapar, çocuğu kundaklar, sarar sarmalar anlamında bir ad.

Beles: Yüksek tepe, zirve.

Belgi: 1. Bir şeyi, benzerlerinden ayıran özellik. 2. Duyuş, düşünüş ve inançtaki ayrı özellik.

Belgin: 1. Kesin bir biçimde belirlenmiş olan. 2. Düşünceyi açıkça anlatan. 3. Yapraklı, yaprak gibi ince.

Belgün: Belirli gün. Açık, belirgin. Güneşli, güzel gün.

Belik: Saç örgüsü.

Belin: Korku ile şaşkın şaşkın bakmak. Belirti, ipucu.

Belir: "Belirmek"ten buyruk.

Beliz: İşaret, iz.

Belkıs: Efsaneye göre, Hz. Süleyman zamanındaki Saba melikesinin adı.

Belma: Uysal, sakin. Kaba, işe yaramaz.

Belür: Billur gibi saf. 

Benal: "Beni al."

Benan: Beni an, beni unutma.

Benay: Ben ayım, ay gibi.

Bencan: İçten candan insan.

Bender: Harman.

Bendis: Mitolojide Trakyalıların Ay tanrıçası.

Benefş: Menekşe. 

Benefşi: Menekşe rengi.

Benek: Küçük leke, nokta.

Benfu: Kar tanesi.

Bengi / Bengin: Sonu olmayan, ebedi.

Bengican: Ölümsüz, sonsuz can.

Bengihan: Yaptığı işler ve iyilikler nedeniyle öldükten sonrada anılan sultan.

Bengin: Hiç son bulmayacak olan, ölümsüz.

Bengisan: Sonsuza dek sürecek ad.

Bengisu: İçene ölümsüzlük verdiğine inanılan su.

Bengü: Sonu olmayan, ebedi.

Bengücan: Sonsuza kadar dost olan, dost kalan.

Bengühan: Ölümsüz kadın hükümdar.

Bengül: 1. Ben gülüm. 2. Üzerinde benekler olan gül.

Benian: Daima akılda olan, anılan kişi.

Benice: Ölümsüz, sonsuz.

Benli: Yüzünde ya da herhangi bir yerinde ben olan.

Benligül: Güle benzer beni olan.

Bennu: Parmak, parmak uçları.

Bennur: Işık saçan.

Bensu: Ben su gibiyim, güzelim.

Benşen: Şen şakrak bir kişiliği olan.

Bera: Doğru sözlü, hayır işleyen.

Berat: 1. Rütbe, nişan. 2. Ayrıcalık belgesi.

Bercis / Berciz: Jüpiter gezegeni.

Bercuhi: Muhteşem, mükemmel kadın.

Berçin: Toplayıcı, devşiren.

Berdar: Yararlı, faydalı.

Berdel: Aile arasında kızları birbirlerinin oğullarına vermek, kızları takas etmek.

Berdest: Emir altında olan.

Berdi: İnce kamış.

Beren: 1. Kuzu. 2. Güçlü. 3. Tanınmış.

Berenda: Eski bir Arnavutça isim.

Berfe: Kanepe, seki.

Berfi: Zambak.

Berfin: 1. Kardan gelen. Tertemiz, kar gibi beyaz.

Berge: İz, etki.

Berhayat: Yaşayan, hayatta olan.

Beria: Güzelliği ve olgunluğu ile benzerlerinden farklı sevgili, kadın.

Beril: Mücevher olarak da kullanılan bir tür maden. Yüce, yüksek, soylu.

Berin: 1. En yüksek, yüce. 2. Asil, necip.

Berivan: Süt sağan kız.

Berkay: Işığı kuvvetli ay.

Berke: 1. Zerdali, kayısı. 2. Kamçı, değnek.

Berksun: İyi, sağlam sun.

Berna: Genç, delikanlı.

Berrak: 1. Aydınlık, parlak. 2. Duru, saf.

Berran: Keskin, kesici.

Berrin: 1. Hayır işleyen. 2. Doğru sözlü. 3. En yüksek, en yüce.

Bersun: Karın ilk yağışı.

Berşan: Bir peygamberin din ve kitabını kabul eden.

Berze: Yüce, yüksek.

Besen: Sepeleyen kar, kırağı.

Besime: Güleç, güler yüzlü anlamındaki besim sözcüğünden.

Beste: 1. Bir müzik yapıtını oluşturan ezgiler bütünü. 2. İçinde söz bulunan bir müzik yapıtının yalnızca ezgisi.

Bestegül: Gül kadar güzel ve duygulu. Gül demeti.

Beşgül: Bir dalda açmış beş gül.

Betigül: 1. Gül yüzlü. 2. Gül kokan mektup.

Betil / Betül: 1. Ayrı kök salmış fidan. 2. Hz. Meryem'in lakâbı. 3. Bakire. Erkek eli değmemiş, namuslu, günah işlememiş kadın.

Betim: Bir şeyi, bir kişiyi, bir olay ya da duyguyu anlatan, betimleyen söz ya da yazı.

Betülay: Ay gibi aydınlık yüzlü.

Betülcan: Namuslu, içten kişi.

Beyhan: 1. İçindekini, aklındakini açıkça söyleyen, sır saklamayan. 2. Hanların beyi.

Beylem: 1. Çiçek kozası. 2. Açılmamış pamuk kozası.

Beysu: Güçlü akan su.

Beysun: Nazik insan.

Beyza: 1. En beyaz, en ak. 2. Günahtan kaçınmış.

Bezek: 1. Süs, ziynet. 2. Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri.

Bezen: Bezek, süs.

Biçem: Anlatma, deyiş ya da yapış biçimi, üslup.

Bige / Bike: Evlenmemiş, çocuk doğurmamış olan.

Bigül: Gülmesi temenni edilen.

Bigüm: "Begim" isminin bir başka söyleniş biçimi.

Bihan: İyiler.

Bihruz: İyi güzel gün.

Bihter: Mükemmel, en iyi.

Biket: Bakire.

Bilay: Ay gibi asil. Bilinen ay.

Bilcan: Bilgili dost.

Bilen: 1. Bir şeyi anlamış ya da öğrenmiş olan. 2. Tanıyan.

Bilgay: Bilgili ve Ay gibi güzel.

Bilge: Her şeyi iyi bilen, bildiklerini en yararlı biçimde kullanabilen, olgun kimse.

Bilgehan: 1. Çok bilgili devlet başkanı. 2. Göktürk İmparatoru.

Bilgehatun: Kutluk Han'ın hanımı.

Bilgen: Bilgili, çevresindekileri aydınlatmaya yetenekli.

Bilger: Bilen, bilgili.

Bilgesu: Bildiğini öğreten.

Bilgi: Öğrenme, araştırma yoluyla ulaşılan gerçek.

Bilgican / Bilgücan: Bilgili dost.

Bilgin: Herhangi bir konuda derin bilgisi olan kimse.

Bilginaz / Bilgünaz: Nazlı, bilgili.

Bilginur: Bilgi aydınlığı.

Bilgisu: Su gibi derin bilgiye sahip.

Bilgül: Çok bilgili ve de güzel.

Bilgün: Günün kıymetini bilen, onu değerlendiren.

Bilgünur: Bilge kişi.

Bilgüsu: Çok aydın düşünceleri olan.

Bilgüşah: Bilgili, güçlü.

Bilgüşan: Bilgili olmasıyla ünlenmiş.

Bilgüşen: Şen şakrak, kalender.

Bilgüten: Teni çok güzel olan.

Bilgüyar: Çok bilgili sevgili.

Bilgüz: Bilinen sonbahar.

Bilhan: 1. Bilgili hakan. 2. Çok bilen.

Bilin: Herkesçe tanın.

Billur: 1. Duru ve temiz kesme cam. 2. Geometrik biçim. 3. Temiz, pırıl pırıl. 4. Akıcı, pürüzsüz.

Bilnaz: Çok naz eden.

Bilnur: Bilge kişi.

Bilsel: Sel gibi bil.

Bilsen: Kendini bil. Bilgili kişi.

Bilsev: Araştırmayı seven. Tanı ve sev anlamında bir ad.

Bilsu: Saflık ve bilgi timsali.

Bilşan: Bilgililiğiyle ünlenmiş olan.

Bilşen: Şakacı kız.

Bilten: Bilgili olduğu bilinen.

Bilyâr: Bilgili sevgili.

Binay: Öylesine güzel ki bin tane ay eder. Bin tane ay, kuvvetli ışık.

Binbahar: Baharın güzelliğinden çok daha fazla güzel.

Bincan: Eşi bulunmaz dost.

Bindal: Her yanından gençlik fışkıran.

Binfer: Her yöne ışık saçan.

Bingül: Çok güzel, bin gül kadar güzel.

Bingülen: 1. Herkesten daha fazla gülen. 2. Gülümseyen.

Bingün: Güneşli, aydınlık. Bin gün anlamında.

Bingüz: Sonbaharın güzelliğinden çok daha fazla güzel.

Binhan: Binlerin hükümdarı. Hanların hanı.

Biniz: 1. Birbirinden ayrılamayacak çoklukta iz. 2. Türk akıncılarının üç kıtada bıraktıkları nal izlerine verilen ad.

Binnaz: Bin türlü naz eden. Çok nazlı.

Binnur: Binlerce ışık saçan. Çok aydınlık.

Binsel: Gereğinden fazla coşkulu.

Binsen: Çokluğu temsil eden.

Binser: Güzelliğini defalarca sergileyen.

Binsev: Herkese sevgi veren.

Binsever: Herkesi seven.

Binsoy: Kalabalık soydan gelen.

Binsu: Herkesten daha temiz, daha berrak.

Binsun: Güzelliğini defalarca sunan.

Binşah: Herkesin lideri.

Binşan: Her konuda şan ve şöhret sahibi olmuş.

Bintan: Tan güzelliğinden çok daha fazla güzel.

Binyâr: Herkesin sevgilisi.

Biray: Eşi ve benzeri görülmemiş güzellikte olan. Ay gibi tek, eşsiz.

Birben: Tek olan.

Bircan: Herkesçe sevilen, candan. Biricik ve cana yakın.

Birce: Biricik, bir tek, eşi olmayan.

Bircim: Biriciğim.

Birçiçek: Eşi benzeri bulunmaz güzellikte olan.

Birdal: Bir tek dal gibi olan.

Birdar: Anıt, abide.

Birdil: Çok büyük ikna yeteneğine sahip olan.

Bireda: Naz yapmakta üstüne olmayan.

Birela: Ela gözlerinin güzelliği diğer fiziksel güzellikleriyle bütünleşmiş olan.

Birge: 1. Birlikte. 2. Kuma, ortak. 3. Kamçı.

Birgen: Yalnızlığı seven, yalnızlığa alışık.

Birgül: 1. Tek ve benzersiz gül. 2. Gülüşüyle benzersiz olan.

Birgün: Günün biri.

Birgüz: Eşsiz sonbahar.

Birgüzar: Çok becerikli.

Biricik: Eşi, benzeri, ikincisi olmayan ve çok sevilen, tek, yegâne.

Birik: Asabi.

Birim: 1. Bir tanem. 2. Bir kümenin her elemanı veya bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri. 3. Örnek seçilen.

Biriz: Bir tek iz, biriciğiz.

Birjiyan: Unutulmaz, önemli, şanlı.

Birkan: Aynı kandan gelen.

Birke: Su biriken yer.

Birnaz: Tek naz eden, az nazlı. Nazıyla ünlenen.

Birnigar: Eşsiz güzellikte, resim gibi.

Birnur: Nur saçan.

Biröz: Özü bir olan.

Birsal: Eşsizliğiyle tanınan.

Birsay: Saygı gösterilmesi gereken kişi.

Birsel: Bire dönük, bire ait. Bir sel gibisin.

Birsen: Bir tek, yalnız sen.

Birser: Eşsiz güzelliğini sergileyen.

Birseren: Eşsiz güzelliğini gözler önüne seren.

Birses: Eşsiz güzellikte sese sahip olan.

Birsev: Değerli ve tek sevgili.

Birseven: Tek kişiyi seven.

Birsever: Sevilen her şeyi paylaşabilen.

Birsin: Biriciksin, teksin, eşin benzerin yok.

Birsu: "Bir içim su" denilebilecek kadar güzel olan.

Birşan: Şan ve şöhret açısından herkesten daha üstün olan.

Birşen: Şen şakrak. Sevinci eşsiz.

Birtan: Güneş'in doğumunda dünyaya gelenler.

Birtane: Tek, eşsiz, biricik.

Birtek: 1. Eşi benzeri olmayan. 2. Çok sevilen.

Birten: Çok güzel bir tene sahip olan.

Birtür: Başka türü, benzeri olmayan.

Biryâr: Tek sevilen.

Bitengül: Gül kadar temiz ve pürüzsüz teni olan.

Biyan: Yabancı.

Blane: Ceylan.

Bozcin: Dişi geyik.

Buğu: 1. Isının etkisiyle gaz durumuna geçmiş olan sıvı. 2. Soğuk bir cismin üzerine ince bir tabaka şeklinde yoğunlaşmış sıvı.

Buket: Demet, çiçek demeti.

Bulca: Bulunmuş bir biçimde.

Burcu: Güzel koku, ıtır.

Burcucan: Güzel kokan.

Burcum: Güzel kokulum.

Burç: 1. Kale çıkıntısı, kale duvarına yapılan kule. 2. On iki takımyıldız. 3. Taze yaprak, filiz.

Burçak: Taneleri hayvan yemi olarak kullanılan, mercimeğe benzeyen bitki.

Burçin / Bürçin: Dişi geyik, ahu, dişi ördek.

Buse: Öpücük.

Büge: Bent, su bendi.

Büklüm: Bükülmüş, kıvrılmış şeylerin oluşturduğu halka ya da kat, kıvrım.

Bürge: Çoşkulu, yerinde duramayan.

Bürüm: Burulmuş, katlanmış olan.

Büşra: Sevinçli, müjdeli haber.

Büyü: 1. Sihir. 2. Çekici ve güçlü etki.

Büyüm: 1. Etkileyici, büyülü güzel. 2. Mal, mülk, varlık.

 

A   B   C   Ç   D   E   F   G   H   I   İ   K   L   M   N   O   Ö   P   R   S   Ş   T   U   Ü   V   Y   Z

ERKEK İSİMLERİ                    ORTAK İSİMLER


Tasarım: EvrenKENT

 
Ana Sayfa  -  Eğitim  -  Gelişim  -  Hamilelik  -  Yazarlar  -  Aktiviteler  -  Linkler  -  Forum
Hakkımızda  -  Üye Girişi  -  Foto Albüm  -  Çocuk Filmleri  -  Bize Ulaşın
 

©Tüm Hakları Saklıdır. 2007. Annelik.org    annelik@annelik.org