|
Cahide:
Çok çalışan, çaba gösteren anlamındaki cahit sözcüğünden.
Can:
1. Yaşayan varlıkların yaşamasını sağladığına ve ölümle varlıktan
ayrıldığına inanılan madde dışı varlık. 2. Yaşama, yaşam. 3.
Dirilik, güç. 4. Birey, kişi. 5. İç, gönül. 6. İnsanın kendi
varlığı, kendisi. 7. Bazı tarikatlarda yol kardeşi, kardeş, sevgili.
8. İçten, sevimli.
Cânâ:
Ey can, ey sevgili.
Canal:
1. Can alıcı ol. 2. Yiğit ol.
Canan:
1. Tasavvufta Tanrı. 2. Sevgili. Gönülden sevilen, aşık olunan.
Canaş:
Arkadaş, sevgili.
Canay:
Ay gibi temiz, saf. Candan, içten.
Canbahar:
1. Baharın güzelliğiyle içtenliğini yüreğinde taşıyan. 2. Bahar
romantizmi yaşayan.
Candan:
Gönülden, içten.
Candeğer:
Uğrunda ölmeye değer.
Canece:
İçten, candan sultan.
Caneda:
İşveli, samimi kişi.
Canel:
İçten, candan uzatılan dostluk eli. Eli can gibi değerli.
Canela:
Gözlerinin güzelliğinden içtenliği okunan.
Canesin:
Esin veren sevgili.
Caney:
Samimi, içten.
Canfeda:
Canını esirgemeyen.
Canfer:
1. Ruhlara ışık, ferahlık veren. Aydınlık sunan. 2. Aydın, bilgili.
Canfes:
İnce dokunmuş, parlak ipekli.
Canfeza:
1. Cana can katan. 2. Ayın 23'ü.
Canfidan:
Taze, yeni, genç.
Cangil:
Duygularında samimi insan.
Cangül:
Cana yakın ve gül gibi güzel.
Cangün:
İnsanı canlandıran, huzur veren gün.
Cangüzar:
1. Cana dokunan. 2. Becerikliliğiyle herkese yardım eden.
Canhanım:
Cana yakın hanımefendi.
Canik:
Gözü pek, korkusuz.
Canipek:
İyi yürekli, sakin mizaçlı. Candan ve ipek gibi değerli.
Cankat:
Can katasın anlamında.
Cankız:
Tatlı, cana yakın kız.
Cannur:
Etrafına nur gibi ışık saçan dost. Özü aydınlık, nurlu.
Canöz:
Kişinin kendi öz canı. Hayatın özü.
Canözen:
Yaşamına özen ve saygı gösteren kimse. Cana yakın ve değer veren.
Canözlem:
Hasret çekilen kimse. Tatlı özlem.
Cansel:
Cana dair, canla ilgili. Canının bir parçası.
Cansen:
Yaşam sensin, can sensin.
Canses:
Sesi can veren.
Cansev:
1. İçten sev. 2. Yürekten seven. 3. Sevgi dolu.
Canseven:
Candan seven.
Cansever:
Candan seven.
Cansevin:
Yürekten sevin.
Cansın:
Tatlısın, sevgilisin.
İçten, gönüldensin.
Cansoy:
Sevgili bir soydan gelen.
Cansu:
Can suyu, cana benzer değerde. Hayat veren su.
Cansun:
İçtenliği ve sevecenliği başkalarına da aşılamaya çabalayan
anlamında. Yaşam sun, canlılık ver.
Canşan:
Şöhret sahibi olduğu halde içtenliğini yitirmeyen.
Canyar:
Yürekten sevilen.
Canyel:
Rüzgâr kadar hızlı olan.
Cavidan:
1. Sonsuz, ölümsüz ebedi. 2. Kalıcı, sürekli.
Cavide:
Sonrasız, ebedi.
Cazibe:
1. Sevimli, alımlı. 2. Yıldızların birbirini çekimi.
Celile:
Büyük, ulu anlamındaki celil sözcüğünden.
Cemile:
1. Güzel kadın. 2. Hoşa giden davranış, jest anlamındaki cemil
sözcüğünden. Hatır hoşluğu için yapılan hareket.
Cemre:
1. Kor halinde kömür, ateş. 2. Şubat ayında havada, suda, toprakta
oluştuğu var sayılan, ısı yükselişi.
Cenan:
Yürek, gönül.
Cennet:
1. Dini inanışlara göre iyilik yapanların, günahsızların, öldükten
sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları yer. 2. Çok güzel yer.
Ceren:
Ahu, ceylan, gazel.
Cesime:
İri, büyük.
Cevahir:
1. Pırlanta, elmas gibi kıymetli taşlar. 2. Mayalar, özler.
Cevher:
1. Bir şeyin özü. 2. Enerji. 3. Değerli bir süs taşı.
Cevriye:
Üzüntülü, eziyetli, haksızlık, cefa, sıkıntı, zulüm.
Cevza:
İkizler burcu.
Ceyda:
1. Uzun boyunlu ve güzel. 2. Yararlı, herkese iyilik yapan.
Ceydacan:
Güzel ve yürekten dost.
Ceydagül:
Güzel, bir gül kadar güzel.
Ceydagüz:
Sonbahar güzelliğinde ve romantizminde olan.
Ceydahan:
1. Güzel. 2. Güzel ve otoriter.
Ceydanaz:
Nazlı güzel.
Ceydanur:
Işık saçan güzel.
Ceydasu:
Güzelliğiyle bütünleşen temizliği ve saflığı olan.
Ceyhan:
1. Su gibi akan ve çevresini mutlu eden iyilik, güzellik. 2.
Çukurova'da bir ırmak.
Ceyla:
Toplumcu.
Ceylan:
1. Güzel gözlü, ince bacaklı, hızlı koşan, zarif bir hayvan. 2.
Süzgün ve tatlı bakışlı. 3. Yapısı ince ve uyumlu olan.
Cezmiye:
Kesin karar.
Cihan:
Evren, alem.
Cihanay:
Dünyanın en güzeli.
Cihanbanu:
Dünyaca tanınan kadın.
Cihangül:
Güllerle bezenmiş dünya. Dünyanın gülü.
Cihannaz:
Dünyanın en nazlısı.
Cihannur:
Alemi aydınlatan nurlu ışık.
Cihansu:
Dünyanın suyu.
Cilve:
1. Güzellere yakışır duruş ve davranış. 2. Hoşa gider şekilde
görünme.
Cilvenaz:
Cilveyle nazi bir arada bulunduran. Naz ve cilve yapan.
Civan:
Çok yakışıklı genç erkek ya da kadın. Taze, hoş, alımlı.
Civelek:
1. Neşeli. 2. Canlı, sokulgan.
Coşan:
Duyarlılık hali, heyecanlanma.
Coşku:
Duyguların olağanüstü bir biçimde dışa vurması durumu.
Coşkunay:
Kabına sığmayan ve Ay gibi güzel olan. |