-I-                    KIZ İSİMLERİ                    -J-

 

İclâl: 1. Ağırlama, ikram. 2. Büyüklük, ululuk.

İçil: 1. Kıyıdan içerideki iller. 2. Su gibi leziz, yararlı, su gibi içilen.

İçim: 1. Bir yudumda içilecek miktar. 2. Bir şey içilirken alınan tat.

İçkin: 1. Varlığın yapısına karışmış bulunan. 2. Kendisinde kalan, başkasına geçmeyen.

İçlem: İçerik, kapsam, öz.

İçli: Duygulu, duyarlı, hassas.

İçre: İçinde.

İçten: 1. Gönülden, yürekten. 2. Cana yakın, candan.

İda: Kazdağı'nın eski adı.

İdem: Düşüncem.

İdil: 1. Kır hayatını, kır hayatı içinde aşkı anlatan şiir, yazı. 2. İçten, saf aşk.

İdilsu: Suyla ilgili yazılmış şiir.

İfakat: İyileşme. Hastalıktan kalkma.

İffet: 1. Ahlâk kurallarına bağlılık. 2. Namus.

İhsan: 1. Bağışlama. 2. Lütuf, iyilik. 3. Bahşiş.

İkbâl: 1. İşlerin yolunda gitmesi, saadetli, mutlu. 2. Arzu, istek.

İklil: Tay.

İklim: 1. Hava koşulları. 2. Ülke. 3. Çevre.

İksir: 1. Olağanüstü etkileri olduğuna inanılan, ne olduğu bilinmeyen düşsel sıvı. 2. İçe feralılık veren ilaç ya da içecek. 3. Aşk veren, âşka düşmeyi sağlayan büyülü içecek.

İlarya: Avrupa kıyılarında, Akdeniz ve Karadeniz'de yaşayan, kefal türü bir balık.

İlayda: Parlak ay ya da su perisi.

İlbike: Seçkin kadın, İlbey’in hanımı.

İlcan: Ülkenin canı, sevdiği.

İlçim: Elçilik görevi.

İlçin: İl içinde yaşayan.

İlden: 1. Üzüntülü, naçar. 2. Yaptığı işin kötü sonuçlanmasına üzülen. 3. Aynı ilden olan.

İldeniz: 1. İldenizoğulları Devleti'ni kuran Türk büyüğü. 2. Ülke denizi.

İley: Taraf.

İlgi: 1. İki şey arasındaki bağıntı, bağ, ilişki. 2. Bir şeye karşı duyulan bilme isteği.

İlgin: 1. İlişkin, bağlı, yakın. 2. Yabancı, gurbette yaşayan. 3. Zavallı, garip, yoksul.

İlginay: 1. Ay'a bağlı, Ay'la ilgili. 2. Gurbette yaşayan güzel.

İlgü: Mani, engel, ortaya çıkan zorluklar.

İlgül: 1. Ülkenin gülü. 2. Çok güzel kadın.

İlgün: El ve gün, bütün ülke, herkes.

İlgür: Kuvvetli, gelişmiş.

İlham: Esin.

İlhan: 1. Moğol devlet başkanlarının ünvanı. 2. Ülkenin başı, yöneticisi.

İlhanı: İçe, gönle doğma.

İlisu: Bereketli ve suyu bol olan yer.

İlkay: Ay'ın ilk günkü durumu.

İlkbal: İlk doğan kız çocuklarına verilen ad.

İlkcan: İlk doğan çocuklara verilen ad.

İlke: 1. Her türlü tartışmanın dışında, üstünde sayılan ana düşünce ve inanış. 2. Temel bilgi, temel kural. 3. Uyulması gerekli davranış kuralı. 4. Temel köken, ilk neden.

İlkgül: İlk açan gül. İlk doğan çocuklara verilen ad.

İlkgün: Birinci gün, ilk gün.

İlkışık: İlk doğan ve aydınlatan.

İlkim: İlk doğan çocuklara verilen ad.

İlkin: İlk olarak, ilk başta.

İlkiz: İlk açılan iz.

İlknaz: İlk doğan kız çocuklarına verilen ad.

İlknur: Ayın ilk hali. İlk ışık.

İlköz: Kişinin özünden ilk doğan.

İlksal: İlk çocuk olmasıyla övünülen.

İlksay: İlk olmasına özen gösterilen.

İlksel: İlk gelen sel. İlk göz ağrısı.

İlksen: 1. “İlk sen doğdun, ilk çocuğumuz sensin” anlamında. 2. İlk önce sen gelirsin.

İlksev: İlk doğan kız çocuklarına verilen ad. İlk önce sevilen.

İlksevinç: İlk önce duyulan sevinç.

İlkşan: İlk göz ağrısı.

İlkşen: İlk doğan kız çocuklarına verilen ad.

İlkut: Kutsal il.

İlkutlu: Kutlu, kutsal ülke.

İlkyaz: Bahar, yazdan önceki ılık mevsim.

İlkyel: Hafif esinti.

İlma: Parlatma işlemi.

İlnur: Ülkenin ışığı parlaklığı.

İlser: Ülkesi için savaşan.

İlsu: Su ülkesi, sulu yer.

İlşen: Mutlu, şen ülke.

İltaç: Sanı taçlı ülke.

İlter: Yurdu koruyan, yurtsever.

İlterim: Yurdu gözeten, savunan.

İmbat: Yazın gündüzleri denizden karaya doğru esen serin mevsim rüzgârına Ege Bölgesi'nde verilen ad.

İmece: Birçok kimsenin toplanıp elbirliğiyle yaptığı çalışma.

İmer: Çok zengin, varlıklı.

İmge: Düşsel olarak tasarlanan ve gerçekleşmesi özlem olarak duyumsanan şey, düş.

İmgen: Görülen bir şeyi veya benzerini edinme isteği, gıpta. Düşleyen.

İmren: Görülüp beğenilen bir şeyi ya da benzerini edinme ya da yapma isteği.

İmsel: İmlerle anlatılan.

İnal: İnanılan, güvenilen.

İnan: 1. Dizgin. 2. İdare, yürütme.

İnanç: 1. Bir fikre bağlılık. 2. İman. 3. Doğru, emin.

İnayet: 1. Dikkat. 2. Gayret, özen gösterme. 3. İyilik.

İnci: 1. İstiridye ve benzeri kimi kavkılı deniz hayvanlarının içerisinde oluşan ve genellikle süs eşyası yapımında kullanılan çok değerli, sedef renkli, yuvarlak tane.

İnciden: İnci gibi güzel, değerli.

İncidil: Değerli sözler söyleyen.

İncifem: İnci gibi güzel ağızlı.

İncifer: İnci gibi parlak, güzel.

İncigül: İnci gibi güzel gül.

İncila: 1. Parlama, cilalama. 2. Görünme, belli olma.

İncilay: 1. Parlaklık, ışık, aydınlık. 2. Ortaya çıkma.

İncili: Değerli.

İncinur: İnci gibi ışık saçan.

İncisel: Coşkulu ışık.

İnciser: Baş gibi değerli ve parlak olan. En güzel inci.

İncisoy: İnci gibi bir soydan gelen.

İnkilâp: 1. Dönüşüm. 2. Devrim.

İnsel: İnsani, insanca.

İpar: 1. Güzel koku, misk. 2. Yüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen sarı çiçekli bir tür ot.

İpek: 1. İpek böceği kozalarını çözerek elde edilen çok nice, esnek ve parlak kumaş. 2. Zarif, narin, hassas.

İpekel: İpek gibi ince, yumuşak.

İpekten: 1. İpek gibi, ipekten yapılmış. 2. Teni çok güzel olan.

İpil: Parlak.

İrem: Cennet bahçesi.

İren: 1. Kendini Tanrı'ya adamış, ermiş kimse. 2. Özgür, serbest.

İrfan: 1. Anlama, bilme. 2. Anlayış. 3. Kültür.

İrfaniye: İrfanla, kültürle ilgili.

İrgün: Günün çok erken zamanı.

İris: 1. Mitolojide Thaumas ile Elektra'nın kızı, tanrıların ulağı. 2. Gökkuşağının insanlaştırılmış biçimi.

İrman: 1. Dilek, istek. 2. Davetsiz gelen misafir.

İrva: Suya doymuş kişi.

İsen: Esen, sağlıklı.

İsis: Aslında Mısır Tanrıçası olup daha sonra Yunan-Roma dünyasında da yerini almıştır.

İsmet: 1. Masumluk, günahsızlık. 2. Haramdan çekinme.

İsmiay: Adı da kendi gibi güzel olan.

İsmican: İçten olması temenni edilen.

İsmigül: Gül gibi güzel olması temenni edilen. Adı gülden gelen. Gülen.

İsmihan: 1. Adı handan gelen. 2. Güçlü. 3. Hükümdar ismi.

İsminaz: 1. Adı nazdan gelen. 2. Nazlı.

İsminur: 1. Adı ışıktan gelen. 2. Aydınlık.

İstek: 1. Bir şeye duyulan içsel eğilim. 2. Birinden yerine getirilmesi istenen şey.

İstem: İsteme, istek.

İstikbâl: 1. Gelecek zaman. 2. Geleni karşılama.

İstiklâl: Bağımsızlık, özgürlük.

İsyan: Ayaklanma, başkaldırı.

İşcan: Çalışkan.

İşçen: Çok çalışkan, çalışmayı, işi seven.

İşve: Cilve, naz.

İşvekâr: İşveli, nazlı.

İtibar: 1. Saygı gösterme. 2. Onur, şeref.

İtki: İnsanı kendiliğinden eyleme iten, güdü.

İyem: Güzellik.

İyimser: İyi şeyler düşünen, her konuda umutlu olan, her şeyi iyi yönüyle düşünen.

İzay: Ay'ın izi.

İzel: El izi.

İzem: Büyüklük, ululuk.

İzgen: İzi geniş olan, etkili.

İzgi: Adaletli, akıllı, zeki.

İzgü: İyi, güzel, doğru, akıllı, zeki.

İzgül: Gül izi olan.

İzgün: İyi, güzel.

İzlem: 1. Gözlemek. 2. Takip etmek.

 

A   B   C   Ç   D   E   F   G   H   I   İ   K   L   M   N   O   Ö   P   R   S   Ş   T   U   Ü   V   Y   Z

ERKEK İSİMLERİ                    ORTAK İSİMLER


Tasarım: EvrenKENT

 
Ana Sayfa  -  Eğitim  -  Gelişim  -  Hamilelik  -  Yazarlar  -  Aktiviteler  -  Linkler  -  Forum
Hakkımızda  -  Üye Girişi  -  Foto Albüm  -  Çocuk Filmleri  -  Bize Ulaşın
 

©Tüm Hakları Saklıdır. 2007. Annelik.org    annelik@annelik.org