|
Laçin:
1. Bir cins şahin. 2. Sap, yalçın.
Laden:
Beyaz, kırmızı, pembe çiçekler açan, hoş kokulu reçinesi parfüm
yapımında ve hekimlikte kullanılan bir ağaççık.
Lâhika:
1.Yetişip, ulaşan. 2. Eklenen.
Lâl:
1. Parlak kırmızı renkli, değerli bir taş. 2. Sevgilinin dudağı. 3.
Parlak kırmızı renkte olan.
Lâle:
1. Yaprakları uzun ve mızraksı, türlü renkleri olan, soğanlı bir süs
bitkisi. 2. Osmanlı'da bir devre adını vermiştir.
Lâlefam:
Lâle renginde.
Lâlegül:
Gül ve lâle çiçeği gibi olan.
Türk müziğinde bir makam.
Lâlehan:
Lâlelerin sultanı.
Lâlezar:
Lâle bahçesi, lâlelik.
Lâmia:
Parıldayan, parlak, ışık veren anlamındaki lâmi sözcüğünden.
Lâminur:
Nur saçarak parlayan.
Lâra:
Roma mitolojisinde hem dedikoduyu hem de tam sessizliği, yani ölümü
simgeleyen su perisi.
Lâtife:
1. Yumuşak, hoş, güzel, nazik. 2. Güldüren güzel söz, şaka.
Laven:
Taraf.
Lebibe:
Akıllı, zeki.
Lebriz:
Dolmuş, taşan.
Lema:
Parıltı, parlayış.
Leman:
Parıldayan, parıltı.
Lemiye:
Parıldayan.
Lerzan:
1. Titreyen, titrek. 2. Parıldayan titrek ışık.
Letafet:
1. Güzellik, hoşluk. 2. İncelik.
Leyal:
Geceler.
Leylâ:
1. Çok karanlık gece. 2. Mecnun'un Leylâ'sı.
Leylagül:
Gece açan gül.
Siyah gül.
Leylak:
Hoş kokulu salkım şeklinde mor ve beyaz renkli çiçek.
Leylan:
Hayâl, yalgın.
Leyli:
Geceyle ilgili.
Leylim:
En karanlık gece.
Lezgi:
Kuzey Kafkasya'da yaşayan bir halk ve bu halktan olan kimse.
Lezin:
Hızlanma.
Leziz
/
Lezize:
Lezzeti, tadı hoşa giden.
Lidya:
İlk Hıristiyan kadın.
Linet:
Sürgün.
Lorin:
Ninni, ağıt.
Lule:
Çiçek.
Lusaper:
Işık.
Lusatin:
Doğan, yükselen ışık.
Lusi:
Mehtap.
Lusin:
Ay.
Lusine:
Hilâl.
Lütfiye:
İyilikle ve güzellikle ilgili.
Lütuf:
1. İyilik, güzellik, hoşluk. 2. İhsan, bağış. |