-L-                    KIZ İSİMLERİ                    -N-

 

Macide: 1. İyi ahlâklı. 2. Şanlı, şerefli.

Madalet: Adalet, hak tanırlık.

Mağfiret: Allah'ın kullarının günahların bağışlaması.

Mağrur: Gururlu.

Mahbube: Sevilmiş, sevilen.

Mahfer: Ay ışığı, aydınlığı.

Mahinur: 1. Ay ışığı. Ay yüzlü güzel.

Mahire: Becerikli, hünerli.

Mahizer: Altın renkli ay.

Mahmude: Övülmeye değer.

Mahmure: Uyku basmış, yarı baygın göz.

Mahpare: Ay parçası gibi güzel.

Mahperver: Mehtap.

Mahpeyker: Ay gibi parlak yüzlü.

Mahsune: 1. Güçlü. 2. Kuşatılmış, çevrilmiş.

Mahur: Alaturka müzikte bir makam.

Maide: 1. Üzerine yemekler konmuş sofra. 2. Ziyafet. 3. İsâ ve havarilerine gökten inen sofra.

Makbule: Kabul edilen, kabul gören, geçerli anlamındaki makbul sözcüğünden.

Makruhi: Temiz.

Maksude: İstek, niyet.

Malike: 1. Mal sahibi olan. 2. Su perisi.

Manas: Kırgızların ulusal destanı.

Manolya: Beyaz çiçekler açan, parlak yeşil renkte bir süs bitkisi.

Mansure: Yardım edilmiş.

Maral: Dişi geyik, ceylan, karaca.

Margarita: Papatya.

Marifet: 1. Ustalık, farklı özellik. 2. Ustalıkla yapılmış şey. 3. Bilme, biliş.

Marina: Eski bir Gürcü adı.

Marisa: İsa Peygamber'in annesi Meryem'in Rumcadaki karşılığı.

Markarit: İnci.

Martı: Beyaz ve parlak yeşil renkte, uzun sivri gagalı, eti yenmeyen su kuşu.

Marufe: Tanınmış, meşhur.

Masume: Suçsuz, günahsız.

Maşuka: Sevilen, sevilmiş.

Mavi: Gök rengi.

Mavican: Gözleri mavi.

Maviş: Ak tenli ve mavi gözlü.

Maya: 1. Asıl, öz, yaradılış, öz, nitelik. 2. İktidar. 3. Uzun hava, türkü. 4. Dişi deve. 5. Bir tür halk türküsü.

Mayıs: Bahar ayı.

Mâze: Ay.

Mazlume: 1. Zulüm görmüş. 2. Sessiz, sakin.

Mebruke: Kutlu.

Mebrure: Hayırlı, yararlı.

Mecide: Büyük, ulu, şan, şeref sahibi.

Medar: 1. Dayanak. 2. Dönence.

Mediha: 1. Beğenilen, sevilen kadın. 2. Övmek için yazılmış şiir. 3. Övülmeye neden olan.

Medine: Hz Muhammed'in kabrinin bulunduğu, Hacıların Mekke'den sonra ziyaret ettikleri şehir.

Mefharet: Övülme, övünme.

Mefkure: Ülkü.

Meftune: Gönül vermiş, tutkun.

Mehak: Karanfll.

Mehdiye: Rehberlik edilen. Hidayete ermiş, doğru yolu bulmuş.

Mehire: Ay.

Mehlika: Ay yüzlü güzel.

Mehpare: Ay parçası, Ay gibi güzel.

Mehtap: Ay aydınlığı, dolunay.

Mehveş: Ay gibi güzel kadın.

Melahat: 1. Güzellik. 2. Yüz güzelliği. 3. Sevimlilik, güleryüzlülük.

Melda: Genç, körpe.

Melek: 1. Tanrıyla insanlar arasında aracılık yaptığına inanılan nurdan yaratılmış varlık. 2. Güzel huylu, sakin.

Melekcan: 1. Çok iyi dost. 2. Karakteri iyi olan.

Melekgül: Çok iyi kalpli.

Meleknaz: Nazlı güzel.

Meleknur: Melek nur.

Melekper: Melek kanatlı.

Melekşen: Arapça melek ile Farsça şenden oluşan sözcük. Hem güler yüzlü, neşeli, hem de güzel yüzlü iyi huylu insan.

Meliha: Güzel, sevimli, şirin anlamındaki melih sözcüğünden.

Melike: 1. Kadın hükümdar. 2. Hükümdar karısı.

Melis: 1. Tatlı, bal, sevgili. 2. Oğulotu. 3. Balarısı. 4. Çayırlık.

Melisa: Bir tür kokulu bitki.

Meliz: 1. Tatlı, bal, sevgili. 2. Oğulotu. 3. Balarısı. 4. Çayırlık.

Melodi: Kulağa güzel gelen ses dizisi, müzik.

Meltem: Gündüzleri denizden karaya, geceleri karadan denize esen hafif rüzgâr.

Memduha: Övülmüş, övülmeye değer anlamındaki memduh sözcüğünden.

Memnune: Sevilmiş, sevinçli.

Menekşe: 1. Koyu mor renkte açan bir süs bitkisi. 2. Koyu mor renk.

Meneviş: Hare, renk dalgalanması.

Menevşe: Menekşeye benzeyen, kokulu çiçekler.

Mengi / Mengü: Sonsuz, ölümsüz olan, bengi, bengü.

Mensure: 1. Saçılmış, dağılmış. 2. Uyaksız, manzum olmayan söz.

Menşure: Dağılmış, yayılmış.

Meral: Dişi geyik, maral, ceylan.

Meram: Dilek, gaye.

Meran: Yasemin.

Mercan: 1. Bir balık türü. 2. Mercanlar sınıfının örnek hayvanı olan, tropik ve ılık denizlerde yaşayan, çok geniş resifler oluşturan, çalı görünüşlü, kırmızı kalker iskeletli hayvan.

Meriç: Bulgaristan'dan çıkıp Edirne yakınlarında Arda ve Tunca ile birleştikten sonra Türk-Yunan sınırı boyunca akarak Enez yakınlarında Ege Denizi'ne dökülen ırmak.

Merih: Dünya'dan sonra güneşe en yakın gezegen, Mars.

Mervan: Emeviler döneminde önemli bir aile.

Merve: Mekke’de kutsal bir dağ.

Meryem: 1. İbadete düşkün. Hz. İsâ'nın annesi.

Meserret: Sevinçli, neşeli.

Mesrure: 1. Sevinmiş, sevinçli. 2. İsteğine kavuşmuş, mutlu olmuş.

Mesture: Kapalı, örtülü.

Mesude: Mutlu olan, mutlu.

Meşale: Işık tutan araç.

Meşhure: Ünlü, tanınmış.

Meşkure: Beğenilmiş, övülmüş.

Metanet: Dayanıklı, sağlam olma.

Metis: Akıl, us, bilgelik.

Mevcude: Var olan, hazır bulunan.

Meveddet: Sevgi, muhabbet.

Mevhibe: İhsan, bağış, lütuf.

Mevlide: Doğma, doğulan zaman.

Mevlude: 1. Yeni doğmuş çocuk. 2. Doğum anı.

Mevsim: 1. Yılın, Güneş'ten ısı, ışık alma süresi ve dolayısıyla iklim koşulları yönünden farklılık gösteren, yaklaşık üçer ay olarak kabul edilen, ilkbahar, yaz, sonbahar, kış olarak adlandırılan dört bölümünden her biri. 2. Kimi atmosfer olaylarının en çok belirdiği zaman. 3. Herhangi bir ekimin yapıldığı ya da bir ürünün yetiştiği dönem. 4. Herhangi bir etkinliğin başladığı ve sürdüğü dönem. 5. Yaşam bölümü.

Mey: 1. Şarap, içki. 2. Küçük zurna.

Meymune: Hz. Muhammed'in son hanımı.

Meyre: 1. Ayaklanma. 2. İsa Peygamber’in annesi Meryem'in adının Kürtçedeki karşılığı.

Mezide: Artırılmış, büyütülmüş.

Meziyet: Birisini diğerlerinden ayıran özellik ve değerler.

Mısra: Bir şiiri oluşturan dizelerin her biri.

Mihrace: Hindistan'da kral ve prenseslere verilen ad.

Mihri: 1. Güneşle ilgili. 2. Sevgi. 3. Eylül ayı.

Mihriban: 1. İyi yürekli, güleryüzlü. 2. Dost, sevgili, yarendaş. 3. Güleç. 4. Yumuşak huylu.

Mihrican: 1. Sonbahar. 2. Dost, sevgili.

Mihrigül: Güleryüzlü, dost, sevecen güzel.

Mihrimah / Mihrümah: Güneş ve Ay.

Mihrinaz: Çok nazlı.

Mihrinisa: Güleryüzlü, faziletli kadın.

Mihrinur: Güldüğünde ışıklar saçan.

Mihrişah: Sultanların güneşi.

Mihrişan: Şanlı, şöhretli, güleryüzlü dost.

Mihrişen: Şen, güleryüzlü.

Mihriye: Güneşle ilgili.

Mihrünisa: Kadınlığın güneşi, erdemli kadın.

Mimoza: Çiçekleri sarı ve bazı türlerinde beyaz veya menekşe renginde, yaprakları akasya yaprağına benzeyen bir süs bitkisi.

Mina: 1. Camın ana maddesi. 2. Gökyüzü. 3. Liman. 4. Şarap şişesi.

Mine: 1. Metal eşya üzerine uygulanan, vurulan renkli cam katmanı. 2. Saat kadranı. 3. Dişlerin taç bölümünü kaplayan sert ve beyaz doku. 4. İnce ve parlak nakış. 5. Mineçiçeği.

Minerva: Tanrıça, Athena'nın Latincedeki karşılığı.

Mira: Akdeniz Bölgesi'nde yer alan tarihi yerleşim Demre'nin eski adı.

Mirac: 1. Merdiven. 2. Göğe çıkan.

Miray: Başkan, bey olan Arapça mirle Türkçe ayın birleşmesinden oluşan sözcük. Ayların başı, kralı.

Miraz: Hedef, gaye.

Mircan: Güneş gibi aydınlık.

Mişvar: Mizaç, huy, tabiat.

Miyase: Değerli taşlarla süslenmiş taç.

Mjora: Güneş.

Moral: Mor ile al, hem mor hem al renkte.

Moran: Dereden büyük akarsu.

Moray: Mor renkli ay.

Morgül: Kırmızı ile mavi karışımı gül.

Moripek: Mor renkte ipek.

Mualla: 1. Yüksek, yüce. 2. Rütbe ve mevki bakımından en üst düzeyde olan.

Muammer: Yaşayan, yaşamış.

Muattar: Güzel kokulu.

Muazzez: 1. Çok saygıdeğer, onur sahibi. 2. Aziz, değerli.

Mucize: Olağanüstü, insan aklının alamadığı olay.

Muhabbet: 1. Sevgi. 2. Dostça konuşma, yarenlik, sohbet etme.

Muhaddere: Kapalı, örtülü, namuslu kadın.

Muhibbe: Muhabbetli. 2. Seven.

Muhibe: Sevgili, dost.

Muhlise: 1. Halis, katıksız. 2. Her hali içten, gönülden.

Muhsine: İyilik yapan anlamındaki muhsin sözcüğünden.

Muhterem: Saygıdeğer, sayılan.

Muhteşem: Görkemli, gösterişli, büyük ve göz alıcı.

Mukadder: 1. Takdir edilmiş, beğenilmiş. 2. Yazılıp belirlenmiş.

Mukaddes: Kutsal, mübarek.

Munise: 1. Sevimli, cana yakın. 2. Alışkın anlamlarındaki munis sözcüğünden.

Mutahhare: Takdir edilmiş, temiz.

Muteber: 1. İtibarlı. 2. Güvenilir. 3. Geçerli.

Mutena: 1. Özenle seçilmiş. 2. Az bulunur. 3. Önemli, seçkin.

Mutlay: Mutlu, sevinçli Ay.

Mutlu: 1. Her türlü isteği eksiksiz ve sürekli olarak yerine gelmiş, mutluluğa ermiş. 2. İnsana mutluluk veren.

Muvahhid: Allah'ın birliğine inanan.

Muzaffer: Üstünlük sağlamış, yenmiş, utku kazanmış.

Mübahat: Övünme, iftihar etme.

Mübareke: Bereketli, uğurlu.

Mübeccel: Yüce, ulu.

Müberra: Aklanmış, arınmış, temiz.

Müceddet: Yeni, kullanılmamış.

Mücella: Cilâlanmış, parlatılmış.

Mücevher: Değerli ziynet eşyası.

Müdrike: Anlayan, idrak eden.

Müesser: Etki altında kalmış.

Müeyyed: Doğrulanmış, sağlam.

Müfide: 1. Anlamlı. 2. Yararlı.

Müge: İnce bir sap üzerinde küçük çan biçiminde beyaz çiçekler açan bir süs bitkisi. İnci çiçeği.

Müheyya: Hazırlanmış.

Mühibe: Heybetli, korkutucu.

Müjde: Hayırlı, sevinçli haber.

Müjgân: Kirpik, kirpikler.

Mükerrem: Saygıya değer.

Mükrime: Ağırlamayı seven anlamındaki mükrim sözcüğünden.

Mümine: İnanmış, iman etmiş.

Münevver: 1. Aydın. 2. Aydınlatılmış, parlayan.

Münife: Yüksek, ulu.

Münire: Işıklandıran, parlak anlamındaki münir sözcüğünden.

Müren: Akarsu, nehir, ırmak.

Mürsel: Gönderilmiş.

Mürşide: Doğru yolu gösteren, kılavuz anlamındaki mürşit sözcüğünden.

Mürüvvet: 1. Mertlik, yiğitlik. 2. Cömertlik, iyilikseverlik. 3. Bir ailede, çocukların doğumu, sünneti, evliliği gibi olaylardan duyulan mutluluk.

Müslime: İslâm dininden olan.

Müşerref: Onur duyan, onur kazanan.

Müşfika: Şefkatli, merhametli.

Müveddet: Sevgi, muhabbet.

Müyesser: Kolaylıkla ortaya çıkan.

Müzehher: Açmış, çiçeklenmiş.

Müzeyyen: Bezenmiş, bezeli, süslenmiş. 

 

A   B   C   Ç   D   E   F   G   H   I   İ   K   L   M   N   O   Ö   P   R   S   Ş   T   U   Ü   V   Y   Z

ERKEK İSİMLERİ                    ORTAK İSİMLER


Tasarım: EvrenKENT

 
Ana Sayfa  -  Eğitim  -  Gelişim  -  Hamilelik  -  Yazarlar  -  Aktiviteler  -  Linkler  -  Forum
Hakkımızda  -  Üye Girişi  -  Foto Albüm  -  Çocuk Filmleri  -  Bize Ulaşın
 

©Tüm Hakları Saklıdır. 2007. Annelik.org    annelik@annelik.org