|
Şadan:
Sevinçli, keyifli, hoşnut.
Şadıman
/
Şaduman:
Sevinçli, hoşnut.
Şadiye:
1. Güzel şiir okuyan, şarkı söyleyen kadın. 2. Sevinç, gönül
ferahlığı, mutluluk.
Şaduman:
Neşeli, sevinçli.
Şaeste:
Şerefli.
Şafak:
Güneş'in doğuşandan az önce beliren aydınlık.
Şafaknur:
Şafak aydınlığı.
Şafiye:
1. Suçlunun affı için yalvaran. 2. İnandırıcı. 3. İyileştiren.
Şahadet:
1. Şahitlik. 2. Şehit olmak. 3. Belirti, iz.
Şahande:
İçinde bulunduğu ortamdan memnunluk duyan, huzurlu.
Şahane:
1. Hükümdara özgü olan. 2. Hükümdara yakışan. 3. Çok alımlı, çok
güzel.
Şahbanu:
Hükümdar eşi, şah hanımı.
Şaheser:
1. Üstün ve kalıcı nitelikte olan. 2. Değeri üstün olan, üstün
nitelikli.
Şâhika:
Dağın en yüksek yeri, doruk, zirve.
Şahnaz:
Nazın şahı, nazlanan.
Şahnur:
Aydınlık kimse.
Şahsenem:
Güzel kadınların en güzeli, şahaser.
Şahseren:
Gücünü gözler önüne seren, güçlü.
Şahver:
Dolgun, kaliteli inci.
Şâika:
İstekli, hevesli, arzulu, şevkli.
Şaiyan:
Önem, kader.
Şakar:
Neşeli, sevinçli, şen.
Şakayık:
Bahçede yetişen, pembe kırmızı çiçekler açan süs bitkisi.
Şakire:
1. Memnun. 2. Doyumlu. 3. Şükreden anlamıdaki şakir sözcüğünden.
Şan:
Ün, nam, şöhret.
Şanal:
Ün kazan, ünlü bir kimse ol, ünlen.
Şanlı:
Herkesçe iyi bilinen, ünü büyük, ünlü.
Şans:
Baht, talih, fırsat, olanak.
Şansal:
Ünün yayılsın.
Şansel:
Adı sel gibi yayılan.
Şayan:
Değer, uygun.
Şayan:
Uygun, layık.
Şayeste:
Uygun, layık.
Şaylan:
1. Kendini öven, övüngen. 2. Neşe saçan, sevinçli. 3. İncelikli,
nazik.
Şaziment:
Nitelikleri benzerlerinden farklı olan.
Şaziye:
1. Sevinç, gönül ferahlığı.
2. Yay, kavis.
Şebboy:
Turpgillerden, güzel kokulu, renkli çiçekli bir bitki.
Şebnem:
Gece serinliğiyle yerde ya da bitkilerin üzerinde toplanan su
damlacığı, çiy.
Şebnur:
Nurlu ay ışığı.
Şecaat:
Yiğitlik, cesurluk.
Şecia:
Cesur, yürekli.
Şefaat:
Birinin suçunun bağışlanması için yapılan aracılık. Özellikle
tanrıyla kul arasında yapılan aracılık.
Şefika:
Acıyan, esirgeyen.
Şefkat:
Acıyarak ve koruyarak sevme sevecenlik, sevgi duygusu.
Şehime:
Akıllı, kurnaz.
Şehnaz:
1. Çok nazlı. 2. Alâturka müzikte en eski bileşik makamlardan biri.
Şehrazat:
1. Kendi kendine yaşayan, özgür. 2. Binbir gece masallarında, bu
masalları anlatan kişi.
Şehri:
1. Şehirli. 2. Nazik, terbiyeli.
Şehriban:
Şehrin ileri geleni.
Şehrinaz:
1. Kentin nazlısı. 2. Türk müziğinde bir makam.
Şehriyâr:
Padişah, hükümdar.
Şehriye:
1. Şehirli. 2. İnce, nazik.
Şeker:
Genellikle tatlı olan maddelerin ortak adı.
Şekibe:
Sabır, tahammül.
Şekime:
Dayanma, karşı koyma.
Şeküre:
Şükreden.
Şelâle:
Çağlayan, şavlan.
Şemime:
Güzel kokulu.
Şemin:
Ahududu.
Şeminur:
Mum ışığı.
Şemsa:
Güneşli.
Şemsinisa:
Kadınların güneşi.
Şemsinur:
Güneş ışığı, nuru.
Şen:
Yaşadığından memnunluğunu davranışlarıyla gösteren, bunu
çevresindekilere de yayan, neşeli.
Şen:
Yaşantısından memnun olan ve çevresine neşe veren.
Şenal:
1. Sevinçli ol. 2. Sevinçle ilgili.
Şenay:
1. Ay gibi sevinçli, sevinçli kız. 2. Ayın parlaklığı, güzelliği.
Şenbaha:
Bahar kadar güzel ve onun neşesini taşıyan.
Şencan:
Neşeli ve cana yakın.
Şendağ:
Dağ gibi büyük sevinçli.
Şendeniz:
Deniz gibi engin sevinçli.
Şendil:
Dili şen, gönlü şen.
Şendoğan:
Sevinçli doğmuş.
Şenel:
1. Neşelen, eğlen, şenlen, bakımlı hale gelesin, bayındırlaşasın. 2.
Şen yabancı.
Şener:
Şen kimse, şen kişi.
Şengil:
Şen, neşeli kimse, içtenlikli.
Şengönül:
Gönlü sevinç dolu.
Şengül:
1. Neşeli neşeli gül. 2. Neşeli gül, şen gül.
Şengün:
Neşeli gün.
Şenil:
Sevinçli bir il.
Şeniz:
1. Hepimiz neşeliyiz. 2. Neşeli iz.
Şenkal:
Neşeli kal.
Şennaz:
Hem nazlı hem de neşeli.
Şennur:
1. Nurlu. 2. Neşeli.
Şenol:
Şen, mutlu ol.
Şenöz:
Özünden sevinçli olan.
Şensoy:
Neşeli, şen soy.
Şensu:
Neşeli, şen su.
Şenyıl:
Sevinçle geçen yıl.
Şenyüz:
Güleç.
Şerare:
Kıvılcım.
Şeref:
Büyüklük, ululuk.
Şerefnaz:
Çok nazlı.
Şeren:
Hızlı, atik.
Şerife:
1. Onurlu kişi. 2. Soylu. 3. Kutlu anlamlarındaki şerif sözcüğünden.
Şerife:
Onurlu, temiz, soylu, kutsal.
Şerife:
Şerefli, kutsal.
Şermin:
Utangaç, utanan, mahcup olan.
Şerna:
Savaşa hayır.
Şetaret:
Neşe, sevinç.
Şetaret:
Sevinç, neşe.
Şeva:
Geceyle ilgili.
Şevkidil:
Gönül sevinci, neşesi.
Şevkiye:
Neşeyle dolu anlamındaki şevki sözcüğünden.
Şevval:
1. Hicri takvimde onuncu ay; üç günü şeker bayramıdır.
Şeyda:
1. Deli, mecnun, divâne. 2. Şaşkın, tutkun, düşkün.
Şeyda:
Çok tutkun, âşık.
Şeydacan:
Arkadaş canlısı, dostlarına düşkün olan.
Şeydagül:
Gül delisi, gül hayranı.
Şeydagün:
Tutku dolu gün.
Şeydanaz:
Naz yapmaya meraklı, çok nazlı.
Şeydanur:
Herkesin derdine derman bulmaya çabalayan, yardımsever.
Şeydasoy:
Soydan tutkun olan.
Şeyma:
1. Vücudunda ben taşıyan. 2. Tutkun kadın.
3. Eski Türk adlarından.
Şiir:
Kelimeler arasındaki uyumdan yararlanarak duygu ve coşkuları ileten
bir sanat türü.
Şilan:
1. Yabangülü. 2. Kuşburnu çiçeği.
Şirin:
Cana yakın, sevimli, tatlı, hoş.
Şirinay:
Ay gibi sevimli.
Şirincan:
Gönlü sevimli olan.
Şirine:
Cana yakın kız.
Şiringül:
Gül gibi sevimli.
Şiringün:
Sevimlilik dolu bir gün.
Şirinsoy:
Şirin bir soydan gelen.
Şişan:
Mis kokan çiçek.
Şive:
Naz, eda.
Şivekâr:
Nazlı, edalı.
Şöhret:
Herkesçe bilinme tanınma durumu, ün, san.
Şölen:
1. Eğlenmek veya bir olayı kutlamak amacıyla birçok kimsenin bir
araya gelerek yedikleri yemek, ziyafet. 2. Sanat gösterisi. 3. Din
töreni niteliğinde yemek toplantısı.
Şule:
Alaz, alev, yalım, ışık, parıltı.
Şükran:
Gönül borcu, minnettarlık.
Şükriye:
1. İyilik bilme. 2. Gönül borcu duyma.
Şükrüye:
Şükretmeyle, gönül borcuyla ilgili anlamındaki şükrü sözcüğünden.
Şükufe:
1. Çiçek. 2. Süslemede çiçek motiflerine dayanan bir yöntem. |