-Ş-                    KIZ İSİMLERİ                    -U-

 

Taciser: Çok sevilen, sayılan.

Taç: 1. Hükümdarlık, asalet ya da güç sembolü olarak giyilen değerli taşlarla süslü başlık. 2. Süslemeli başlık.

Taçnur: 1. Işıktan nurdan taç. 2. Ferahlatan güzellik.

Tadım: Tadı güzel olan.

Taflan: Gülgillerden, kışın yapraklarını dökmeyen, çiçekleri salkım durumunda ve beyaz olan, süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen küçük bir ağaç.

Tahire: Arı, duru, temiz anlamındaki tahir sözcüğünden.

Tahsine: 1. Beğenme, övme, alkışlama. 2. Sağlamlaştırma anlamındaki tahsin sözcüğünden.

Taibe: Tövbe eden.

Talar: Yeşillik.

Talat: Aydınlık, güzel yüz.

Talha: 1. Zamk ağacı. 2. İslâmı kabul eden on kişiden biri.

Talia: 1. Şans, kısmet. 2. Öncü.

Talibe: İsteyen, arzu eden.

Talih / Taliha: Şans, kader.

Talin: Çok eski bir Ermeni manastırının adı.

Talya: Bitkisel gelişmeyi, doğanın uyanışını simgeleyen mitolojik ad.

Tamara: Bir Gürcü kraliçesinin adı.

Tamay: Ayın tam hali. Dolunay.

Tamgül: Gül gibi güzel olan. Tam açılmış gül.

Tan: Gün doğmadan önceki alacakaranlık.

Tanal: Aydınlan.

Tanay: Şafak kırmızısı gibi görünen ay. Aydınlık şafak.

Tanaydın: Aydınlık şafak.

Tandan: 1. Şafakta doğan. 2. Şafaktan gelen. 3. Tan güzelliğinden olan.

Tandoruk: Şafakta aydınlanmış doruk.

Tanegül: Gül tanesi, tek gül.

Tanelgin: Sabah aydınlığında yurdundan uzak düşmüş kimse.

Tangör: Sabah aydınlığı ve kaynak.

Tangül: Sabah aydınlığının gülü, sabah aydınlığı ve gül. Şafak kırmızısı renginde gül.

Tangülü: Şafak gülü.

Tangün: Şafakta başlayan gün. Yeni doğan güneş.

Tangüner: Alacakaranlıktaki yiğit kimse. Tan Güneş'inin yiğidi.

Tangüz: Güz mevsiminde tan vakti.

Tanju: 1. Yücelik, ululuk. 2. Çinlilerin Türk hakanlarına verdiği ünvan, kağan, hakan, hükümdar.

Tannur: Tan vakti ışığı.

Tansel: Şafak vaktinin seli. Sabah aydınlığı.

Tanseli: Sel gibi akan sabah kızıllığı. Sabah aydınlığının seli.

Tanses: Şafağın sesi.

Tansu: Şaşkınlık verecek denli güzel şey, olağanüstü şey, insanları hayran eden ve doğaüstü sayılan olay, mucize. Şafakta parlayan su. Göklere yakışır.

Tansuğ: Şaşkınlık verecek denli güzel şey, olağanüstü şey, insanları hayran eden ve doğaüstü sayılan olay, mucize.

Tanyel: Şafakta esen rüzgâr.

Tanyeli: Sabah aydınlığının yeli, sabahın erken saatlerinde esen yel.

Tanyeri: Güneş'in doğmak üzere olduğu sırada, ufukta hafifçe kızaran aydınlık yer.

Tanyıldız: Güneş doğmadan önceki alacakaranlıkta ışıyan yıldız, sabah yıldızı.

Tanyol: Şafakta aydınlanan yol.

Tanyüz: Yüzü şafak gibi aydınlık, güzel.

Tanzer: Sarı altın gibi şafak.

Tara: Yıldız.

Tarçın: Defnegillerden bir ağaç.

Tardu: Armağan, hediye.

Taşan: Duygularını fark edilir biçimde dışa vuran.

Tatlı: 1. Şeker tadında. 2. İnsanı çeken, göze kulağa hoş gelen.

Tatu: Barış.

Taylan: Uzun boylu.

Tayyibe: 1. Güzel, hoşa giden. İyi, güzel hareket. 2. İyi anlamlarındaki tayyip sözcüğünden.

Tazegül: Yeni açmış gül.

Tebessüm: Gülümseme.

Tecelli: 1. Belirme, görünme. 2. Kader.

Tecer: Becerikli, yetenekli.

Tekane: Eşsiz, tek.

Tekay: Ay gibi parlak, bir ay.

Tekçe: Biricik, bir eşi daha yok.

Tekçe: Eşsiz, biricik.

Tekgül: Eşi benzeri olmayan biricik gül.

Tekil: Tek olan tekle ilgili.

Teknur: Tek, eşsiz ışık. Işıklı.

Teksen: Yalnız sen.

Teksin: Eşi benzeri olmayan.

Tema: 1. Bir yazın ya da sanat yapıtında işlenen, geliştirilen konunun anlamca ortaya koyduğu ana yönelim. 2. Bir besteyi oluşturan ana motif.

Temaşa: Gezme, seyretme.

Temime: Nazarlık.

Tenay: Ay tenli, teni ay gibi parıldayan, ışıldayan.

Tendü: Yiğit, korkusuz, cesur kadın.

Tenigül: Güzel tenli olan.

Tennaz: Nazlı, teni güzel olan.

Tennur: Teni ışıklı, parlak.

Tercan: 1. Duygulu. 2. Nazik, ince. 3. Genç, taze. 4. Yeni doğmuş kimse.

Terek: Kafkasya'da bir ırmak.

Terim: 1. İnce, nazik. 2. Bir konuya ilişkin özel sözcükler.

Terken: 1. Güzel kız. 2. Ok. 3. Kraliçe.

Terlan: Dişi şahin.

Teşrife: Onurlandırma, şereflendirme.

Tevfika: 1. Başarıya ulaşma. 2. Uyma, uygun düşme.

Tevhide: Bir araya getirme, birleştirme. 2. Tanrının birliğine inanma.

Tezal: Çabuk ol.

Tezay: Çabuk giden Ay. Hızlı ve seri ol.

Tezcan: Acele eden, tezcanlı. Atak, hızlı.

Tezel: Eli çabuk kimse.

Tezer: Eli çabuk, aceleci yiğit.

Tezgül: Güzelliğiyle çabuk serpilen. Erken açan gül.

Tezkan: Sıcak kanlı, hemen davranan.

Teznur: İçi içine sığmayan.

Tezsal: Aceleciliğiyle tanınan.

Tıjın: Gümüş.

Tılsım: 1. Doğaüstü işler yapabileceğine inanılan güç. 2. Büyülü şey. 3. Çözüm yolu, çözüm, önlem.

Tını: 1. Türlü müzik araçlarının verdiği sesleri birbirinden ayırt etmeyi sağlayan ses özelliği. 2. Bir cismin

Tijda: Işıldayan, ışık veren.

Tijen: 1. Kılıç kullanan. 2. Baş tacı.

Tilbe: Derviş, gezgin.

Tin: 1. Ruh. 2. Kimi fizikötesi düşünürlerinin, gerçeği ve evreni açıklamak yolunda her şeyin özü, temeli ya da yapıcısı olarak benimsedikleri madde olmayan varlık.

Tiraje: Gökkuşağı.

Titiz: Temizliğe, düzene düşkün.

Toga: Küpe.

Togay / Tokay: 1. Dere kıyılarındaki sık çalılık. 2. Tokay, dolunay.

Tokcan: Gönlü tok kişi.

Tola: 1. Dolu, içi boş olmayan, güçlü, sevinç. 2. Çalı, dal.

Tolgunay: Dolunay.

Tolon: Dolgun, dolun, bedir.

Tolunay: Dolunay, ayın on dördü.

Tomris: İskitlerin Kafkasya'da oturan kolu olan Massagetlerin ünlü kraliçesinin adı.

Tomurcuk: 1. Çiçek verecek olan gonca. 2. Bir bitkinin üzerinde bulunan, deride sap, çiçek ya da birçok yaprak verecek olan küçük kabartı, domurcuk.

Toygar: Tarlakuşu.

Töre: 1. Görgü, gelenek. 2. Tam, eksiksiz.

Tören: Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi nedenlerle yapılan toplantı.

Tözün: Soylu.

Tuana / Tuvana: Güçlü, kuvvetli. Bilgili ve güçlü kadın.

Tuba / Tuğba: 1. Cennette bulunduğuna inanılan, kökü yukarıda, dalları aşağıda bulunan büyük ağaç. 2. Güzellik, iyilik. 3. Rahat.

Tuğçe: 1. Han gibi. 2. Küçük tuğ. 3. Tuğ gibi onurlu kişi, tuğ sahibi hakanın eşi.

Tuğyan: Coşma, taşma.

Tûles: Mitolojide doğum yapan kadınlara yardım eden tanrıça.

Tulga: Savaşta askerlerin başlarını korumak için giydikleri demir başlık.

Tulu: Doğmuş, doğma.

Tuluğ: Doğma, doğuş ile ilgili.

Tulunay: Dolunay.

Tulü: Doğuş, doğma (Güneş için) anlamında. 

Tumay: Sessiz, durgun, dingin.

Tuna: 1. Çok bol. 2. Gösterişli. 3. Avrupa'nın ikinci büyük ırmağı.

Tunacan: Sevgili Tuna, can Tuna. Tuna gibi sevilen.

Tunam: Benim olan Tuna, benim Tuna'm.

Tunca: Meriç ırmağının bir kolu.

Tuncam: Tunca Irmağım, benim Tunca'm.

Tuncay: 1. Tunçtan yapılmış ay. 2. Tunç gibi sağlam, ay gibi güzel.

Turaç: Keklik türünden, eti yenen bir av kuşu.

Turçin: Sevinç kaynağı olan kız.

Turna: Avrupa ve Kuzey Afrika’da toplu halde yaşayan, göçebe kuş.

Tutam: 1. Avuç içiyle ya da parmak uçlarıyla tutulabilen miktar. 2. Çok az, azıcık.

Tutku: 1. İstenç ve yargıları aşan güçlü bir coşku. 2. Ölçüyü aşan, güçlü bir istek durumundaki eğilim.

Tutkun: 1. Bir şeye gönül vermiş, tutulmuş olan. 2. Birbiriyle uyuşan, birbirini tutan. 3. Bir şeye alışmış, bağlanmış kimse. Sevdalı, aşık.

Tutkunay: Çok seven ve Ay gibi güzel.

Tutunç: 1. Tutunulacak şey. 2. Kişiyi yaşama bağlayan çocuk.

Tuval: 1. Yağlıboya resim yapmakta kullanılan, özel olarak hazırlanmış bez. 2. Böyle bez üzerine yapılmış tablo.

Tuygun: 1. Duyumsayan, duygulu, duyan. 2. Genç, güçlü.

Tül: Çok ince gözenekli ışığı geçiren bir tür kumaş.

Tülay: Puslu, çok parlak olmayan ay. Tülden yapılmış ay.

Tülcan: İnce yürekli, nazenin.

Tülen: İlk defa çocuk sahibi olan kadın.

Tülin: 1. Ayna. 2. Ayın çevresindeki ışık. 3. İnce, nazik.

Tülinay: 1. Parlayan, ışıkla çevrelenmiş ay. 2. Ay ışığıyla kuşatılmış.

Tülün: Ay'ın çevresinde oluşan hâle.

Tümay: Ay'ın on dördündeki durumu, dolunay.

Tümgül: Tam gül, açılmış gül.

Tün: Akşam.

Tünay: Gece doğan ay. Aylı gece.

Türe: Hukukla ilgili işlemlerin tümü, hakka ve hukuka uygunluk.

Türel: Türeye uygun, türeyle ilgili olan.

Türem: Bir kökten çıkma, türeme.

Türkân: 1. Kraliçe, ece. 2. Güzel kız.

Türkay: Ay gibi Türk.

Türkcan: Sevilen Türk, Türk gibi gönlü yüce.

Türkiz: Türk'ün açtığı yol.

Türkmen: Oğuz Türklerinin bir kolu ve bu koldan olan kimse.

Türköz: Özü Türk olan.

Türkü: 1. Sözleri genellikle halk şiiri biçiminde olan, yazanı ve besteleyeni bilinmeyen, halk ezgileriyle oluşmuş bir şarkı türü. 2. Halk şiirinde, hece ölçüsüyle yazılan, bireyin ya da toplumun acılarını, sevinçlerini dile getiren, kendine özgü bir ezgiyle söylenen bir koşuk biçimi.

Türkün: Türklerin olan.

Tüze: Hukuk.

Tüzel: Yasal, hukuka uygun.

Tüzün: 1. Düzenlilik, düzgünlük. 2. Doğruluk. 3. Sakin, yumuşak huylu.

Tüzüner: 1. Düzgün, doğru yiğit. 2. Yumuşak huylu, düzenli kimse.

Tüzünkan: Soylu bir kandan gelen.

 

A   B   C   Ç   D   E   F   G   H   I   İ   K   L   M   N   O   Ö   P   R   S   Ş   T   U   Ü   V   Y   Z

ERKEK İSİMLERİ                    ORTAK İSİMLER


Tasarım: EvrenKENT

 
Ana Sayfa  -  Eğitim  -  Gelişim  -  Hamilelik  -  Yazarlar  -  Aktiviteler  -  Linkler  -  Forum
Hakkımızda  -  Üye Girişi  -  Foto Albüm  -  Çocuk Filmleri  -  Bize Ulaşın
 

©Tüm Hakları Saklıdır. 2007. Annelik.org    annelik@annelik.org