|
Uçay:
Uçtaki Ay.
Ufuk:
1. Gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer. 2. Anlayış, düşünce
gücü. 3. Çevren, gözerimi.
Ugan
/ Uğan:
Eski Türklerde gök tanrısı, güneş, ogan, oğan.
Uğur:
1. Şans, talih. 2. İnsana iyilik getirdiğine inanılan.
Uğuray:
Uğurlu Ay.
Uğurgül:
Uğurlu gül.
Uğurgün:
Uğurlu olduğuna inanılan gün. Uğurlu bir günde doğmuş olan.
Uğurgüz:
Sonbaharın uğur getirmesi.
Uğurnaz:
Nazlı, şanslı.
Uğurnur:
Işığıyla şans veren.
Uğursal:
İyilik saç.
Uğursel:
Uğur getiren sel.
Uğurşah:
Uğurlu, güçlü.
Uğurşan:
Uğurlu, şanlı, şöhretli.
Uğurtan:
Uğurlu sabah vakti, uğur getiren tan.
Ulca:
Savaşta ele geçirilen mal, olca.
Ulcay:
Rastlantıları düzenlediği, böylece insanlara iyi ya da kötü durumlar
hazırladığı sanılan şey, olcay, şans, talih.
Ulufer:
1. Nilüfer. 2. Yüce ışık, ulvi parıltı.
Ulun:
Ucunda temreni olmayan ok, sivri demirsiz ok.
Ulunay:
Ayın yüceliği.
Ulus:
Aynı sınırlar içinde, aynı bayrak altında yaşayan insan topluluğu.
Ulusal:
Ulusla ilgili.
Ulviye:
1. Yüce,
yüksek, manevi yapısı öne çıkan..
2. Gökle ilgili olan anlamlarındaki ulvi sözcüğünden.
Ulya:
En yüce, en ulu.
Uman:
Umutlanan, umut eden.
Umar:
Bir şeyin olmasını umut eder, çâre.
Umay:
1. Üzerinden geçtiği kişilere mutluluk getirdiğine inanılan kuş.
Devlet kuşu. 2. Orhun yazıtlarında çocukları ve hayvanları korkutan
tanrıça.
Umman:
Okyanus, büyük deniz.
Umnise:
Kadın ana.
Umran:
1. Bayındırlık. 2. Uygarlık, medeniyet. 3. İlerleme, mutluluk,
refah.
Umur:
Görgü, deneyim.
Umut:
1. Ummaktan doğan iç erinci, güven duygusu. 2. Bu duyguyu, bu erinci
veren şey. 3. Olması beklenilen ya da olacağı, gerçekleşeceği
sanılan şey.
Unat:
Akıllı, ergin. Doğruluğu keşfetmiş.
Uraz:
Baht, talih, kader.
Urçun:
Kurumuş iğde dalı.
Usum:
Akıllı.
Utarid:
Merkür.
Utkan:
Ateşli kan.
Utku:
Birçok emek ve tehlikeli uğraşmalar pahasına kazanılan mutlu sonuç,
yengi, zafer.
Utkugül:
Yengi gülü, zafer gülü.
Utkugün:
Yengi günü. Mutlu gün. Zafer günü. Kazanılmış gün.
Uyar:
Benzer, uygun, eş.
Uygan:
Uyumlu olan.
Uygar:
1. Düşün, bilim, sanat ve endüstri alanlarında çok büyük bir gelişme
göstermiş, dolayısıyla yaşama biçiminde gerekli düzeye erişmiş. 2.
Eğitim görmüş, görgü kurallarına uyan, kültürlü. 3. Barbar olmayan.
Uygu:
İki şey arasındaki uygunluk ilgisi.
Uygun:
Yakışan, yaraşan.
Uysal:
Başkalarının aykırı isteklerine bile kolayca uyabilen, onların
yönetimine kolayca girebilen, yumuşak başlı, iyi huylu.
Uytun:
Kutlu, kutsal.
Uzam:
Varlıkların uzayda kapladığı yer.
Uzan:
Olgunlaşan, büyüyen.
Uzay:
Var olan her şeyi içine almış olan sonsuz boşluk.
Uzca:
Yetenekli olan kişi.
Uzel:
Eli usta, becerikli kişi.
Uzlet:
Bir köşeye çekilip tek başına yaşama. |