|
Vacibe:
Yapılması gerekli olan.
Vadi:
İki dağ arasında bulunan geçit.
Vafire:
Çok, bol.
Vafiye:
Sözünde duran, sözünün eri.
Vahibe:
Bağışlayan.
Vahide:
Tek, yalnız.
Vaize:
Dinsel öğütte bulunan.
Vakur:
Ağırbaşlı, ciddi.
Vala:
Üstün, ulu. Yüce, yüksek.
Valide:
Ana, doğurucu, doğuran.
Valihe:
Şaşmış, hayret etmiş.
Vamıka:
Seven, âşık.
Vareste:
Kurtulmuş, serbest.
Vargı:
Hüküm.
Varide:
1. Gelen, erişen. 2. Söylenti.
Varlık:
1. Var olan her şey. Hayat. 2. Önemli, yararlı, değerli şey. 3. Var
oluş. 4. Para, mal mülk ve genel olarak zenginlik.
Varsıl:
Parası, malı mülkü çok olan.
Vartuhi:
Gül gibi güzel.
Vasfiye:
Vasfeden, bildiren, nitelendiren. Nitelikli.
Vasıfe:
1. Nitelik, özellik. 2. Bir şeyin özelliği, karakteri.
Vasıla:
Ulaşan, kavuşan.
Vecahet:
1. Güzel yüzlülük. 2. Onur, saygınlık.
Vecdiye:
Coşkuyla oluşan.
Vechiye:
Yüzle ilgili.
Vecibe:
Ödev, görev.
Vecihe:
1. Yüz, çehre. 2. Tarz, yöntem 3. Neden.
Vecihinur:
Nur yüzlü, aydınlık.
Vecize:
Anlamlı, güzel söz.
Veda:
1. Sevilen şeylerden ayrılma. 2. Ayrılırken birbirine selam ve
esenlik dileme. 3. Sevgi bağlılığı.
Vedia:
Saklanılması, korunması için birine veya bir yere bırakılan emanet.
Vefa:
Sevgi ve dostlukta zamana karşı dayanıklılık, bağlılık.
Vefia:
1. Sevgisi geçici olmayan. 2. Tam, eksiksiz.
Vefika:
Uygun, aynı fikirde, yoldaş.
Vehbiyye:
Allah vergisi.
Vejan:
Diriliş.
Veladet:
Doğmak, ortaya çıkmak.
Velide:
Yeni doğmuş çocuk.
Veliye:
Ermiş kadın.
Venüs:
1. Mitolojide Aşk Tanrıçası. 2. İdeal güzellik tipinin anlatımı. 3.
Güneş'e Merkür'den sonra en yakın olan gezegen, çoban yıldızı.
Vera:
Yalan söylemeyen, haktan yana.
Verda:
Gül.
Verdinaz:
Nazlıların gülü.
Vergin:
Verici, özverili.
Verim:
1. Ekilen, bakılan, işletilen bir şeyin ürün olarak verdiği sonuç ya
da bu sonucun niceliği. Alınan sonuç.
Verka:
Yabani kuş.
Vesamet:
Güzellik.
Vesile:
1. Yol, araç, neden, sebep. 2. Elverişli ortam. 3. Kavuşma.
Vesime:
Güzel yüzlü.
Vicdan:
İyiyi kötüden ayırmaya yarayan şuur, ahlâk.
Vildan:
Kullar, köleler, bebekler. Yeni doğmuş çocuklar.
Vira:
Sürekli devam eden.
Voski:
Altın.
Vuje:
Gelincik.
Vuslat:
Buluşma, ulaşma, kavuşma.
|