|
İkbal: 1. Baht açıklığı. 2. Arzu,
istek.
İklim: Ülke, diyar.
İldeniz: Denize kıyısı çok olan.
İlgi: İlişki, bağlılık, yakınlık
duyma.
İlkay: İlk ay.
İlke: Temel düşünce, prensip,
davranış kuralı.
İlkim: İlk doğan, ilk çocuk.
İlkin: Önce gelen, ilk gelen.
İlkiz: İlk yapılan, önce.
İmge: 1. Zihinde tasarlanan ve
gerçekleşmesi özlenen şey, düş. 2. Duyu organlarının dıştan
algılandığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri, hayal.
İmer: Çok varlıklı kişi.
İmre: Aşık.
İmren: Edinme isteği.
İnal: Kendisine inanılan kişi.
İnan: 1. İnanmak işi. 2. Bir kimse
veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir
duygu ile benimseme, iman, itikat.
İnanç: 1. Bir düşünceye gönülden
bağlı, bulunma. 3. Tanrı'ya bir dine inanma.
İren: Özgür, hür.
İsmet: 1. Haram olan şeylerden ve
kötülüklerden sakınma. 2. Saflık, temizlik. 3. Namus.
İyigün: Doğuşuyla iyi bir gün
yaşatmış olan.
İzem: Büyüklük, ululuk, yücelik.
İzgü: İyi, güzel, akıllı, adaletli.
|