|
Ögedey: Akıllı, anlayışlı.
Öğün: 1. Kendini yücelt, gurur duy.
2. Zaman, kez.
Öğünç: Övünülecek olan şey.
Ömür: Yaşam.
Öniz: 1. Önde giden, iz takip eden.
2. Belirti.
Övül: Methiyeler düzenlensin sana
anlamında.
Övün: Başarılarınla kendini yücelt.
Övünç: Övünülecek davranış, tavır.
Özsu: Hayat kaynağı.
Özcan: Özü, canı bir olan,
kişilikli.
Özden: Özle, gerçek varlıkla
ilgili.
Özer: Özü er olan, yaradılıştan
erkek ve yiğit olan.
Özge: Başka. 2. İyi, güzel, içten.
3. Korkusuz.
Özke: 1. Sağlam, sağlıklı, temiz
yürekli.
Özgü: Özellikle birine veya bir
şeye ait olan, belli bir kimsede veya şeyde bulunan, has,
mahsus.
Özgün: Nitelik bakımından
benzerlerinden farklılığı ve üstünlüğü olan, orijinal.
Özgür: 1. Herhangi bir kısıtlamaya
zorlamaya, şarta bağlı olmayan, serbest. hür. 2. Tavır ve
davranışlarında serbest olan, toplumsal baskılara, özellikle
görgü kurallarına uymayan. 3. Kendi kendine hareket etme,
davranma, karar verme gücü olan. 4. Başkasının kölesi olmayan,
özgür.
Öznur: Kişiliğiyle ışık saçan.
Özselen: Gerçek ses, haber, bilgi.
Özüm: Canım, ciğerim. |