|
Sarın: Şarkı, türkü.
Sayan: Hürmet eden, saygı gösteren,
saygıda kusur etmeyen.
Sayraç: Cıvıldayan, şakıyan.
Sercan: 1. Öncelik taşıyan dost. 2.
Sevgili, aşık olunan.
Serhan: Şarkıcı, as solist.
Servi: Uzun boylu.
Sevcan: Sevilen candan dost.
Sevgün: Bütün yaşamını severek
yaşayan.
Sevgür: Büyük bir coşkuyla seven.
Sevin: Mutluluğu hiçbir zaman eksik
etme.
Sevinç: 1. Neşe, iç rahatlığı, bir
şeye kavuşmaktan ya da müjdeli bir haber almaktan duyulan aşırı
hoşnutluk. Seyhan: Ürdün'de Hz. Musa'nın mezarının bulunduğu
nehir. 2. İskenderun Körfezi'ne dökülen nehir.
Seze: Duyan, hisseden, anlayan.
Sezgi: Sezme yeteneği.
Silav: Selam, merhaba.
Singin: 1. Utangaç, sıkılgan. 2.
Kolayca sindirilebilen, pısırık.
Solmaz: Her zaman taze, körpe,
renkli.
Somay: Dolunay.
Sonay: Son doğan çocuk.
Sultan: 1. Müslüman, özellikle,
Sünni hükümdarların kullandıkları unvan, padişah. 2.
Padişahların erkek ve kız çocukları ile anne ve eşlerine verilen
unvan. 3. Bazı Bektaşi azizlerine verilen ad.
Sunay: Ay gibi güzel.
Süha: Büyük ayı yıldız takımının en
küçük yıldızı. Gökyüzünün kuzey yarı küresinde görülür. Bir
insanın görme derecesi onunla ölçülmektedir.
Süreyya: Ülker yıldızı.
|