|
Erdi KANBAŞ
Özel Eğitim
Uzmanı
ekanbas@annelik.org
Atların gücünden yararlanma
arayışları hala devam etmektedir.
Fiziksel ve zihinsel engellilere yönelik at yardımı ile terapi
de bunun örneklerindendir. “Hippotherapy” olarak gelişimini
devam ettirmekte olan bu terapi şekli başta Amerika olmak üzere
birçok ülkede yaygın olarak uygulanmaktadır. Bu çalışmaların
sonuçları memnuniyet vericidir.
HIPPOTHERAPY ( HORSE THERAPY) NEDİR ?
Eski Yunanca’da at anlamına gelen “Hippos” kelimesinden
gelmektedir. Hippotherapy, atın çok boyutlu hareketini
kullanan bir tedavi şeklidir. Özel eğitilmiş uzman fizik ve
konuşma terapistleri bu tedavi yöntemini hareket kabiliyeti
kısıtlı hastalar için kullanırlar. Tarihsel olarak, atın
tedavideki yararları MÖ.460 yıllarında fark edilmiştir. Tedavide
atın kullanımı Avrupa, Amerika ve Kanada’da gelişme
göstermiştir. Hippotherapy’de atın hastaya yarar sağlayacak
hareket aktiviteleri kullanılır. Bu tedavi şeklinde binicilik
becerileri öğretilmemekte, buna karşı sinirsel fonksiyonları ve
duyumsal girdileri (sensory input) geliştirici eğitim programı
uygulanmaktadır. Bu program daha sonra geniş kapsamlı olarak
günlük aktiviteleri etkileyecek şekilde uygulanmaktadır.
Hippotherapy’ nin en belirgin amaçları;
-
Kas perdesini normalize etmek,
-
Denge reaksiyonlarını geliştirmek,
-
Baş ve gövde kontrolü,
-
Koordinasyon,
-
Sosyal yaşam – arkadaşlık – paylaşım.
Hippotherapy aşağıdaki hastalıklarda uygulanmakta ve
atın hekimlerce bir tedavi aracı olarak kullanılması sebebi ile
de hippotherapy tıpta yardımcı tedavi şekli olarak kabul
edilmiştir. Amerikan eyalet kanunlarına da hippotherapy bu
şekilde yer alarak yasal bir düzenleme ile bir standart
oluşturulmuştur.
-
Cerebral Palsy - Öğrenme Güçlüğü
-
Otizm - Spina Bifida
-
Zihinsel Engelliler - İşitme engelliler
-
Down Sendromu - Görme engelliler
-
Muscular Dystropy - Ruhsal bozukluklar
-
Multiple Sclerosis Paraplegics
-
Cardiovascular Accident / Stroke
Bu hastalıklar 30 bin hastada yapılan istatistiksel
değerlendirme sonucu belirlenmiştir.
HIPPOTHERAPY’NİN TARİHÇESİ
Engellilerin atla tedavisi alanında uzmanlaşmanın ne
zaman başladığı net değildir, ama tarihi kayıtlar ata binmenin
fiziksel ve duygusal yararlarının antik yunan zamanına
dayandığını göstermektedir. MÖ.460–377 yılları arasında Hipokrat
“Doğal Egzersiz” adlı yazısında ata binmekten bahsetmiştir.
1569’da, İtalyan Merkurialis “Jimnastik Sanatı” adlı eserinde ve
1780’de Fransız Tissot “Medikal ve Cerrahi Jimnastik” adlı
eserlerinde ata binmenin en faydalı yürüyüş şekli olduğunu
yazmışlardır. Bu yüzyılın başlarında, İngiltere engellilerin ve
ikinci dünya savaşında yaralanan askerlerin terapileri için
atları kullanmanın faydalarını keşfetti. 1950’li yıllarda
İngiliz fizyoterapistleri her türlü engelin ata binerek tedavi
edilebileceğini keşfetmeye başladılar. 1952’de Liz Hartel'in
çocuk felci olmasına rağmen, Helsinki at terbiye
olimpiyatlarında gümüş madalya kazanması medikal ve at
uzmanlarının dikkatini çekti. Avrupa’da atla terapi yapan
merkezler kurulmaya başladı. Atla terapi merkezleri 1960’lı
yıllarda Avrupa, Kanada ve Amerika'da yayılmaya başladı. Aynı
dönemde Almanya, Avusturya ve İsviçre Hippotherapy'yi (Atı
terapist olarak kullanarak fiziksel terapi) medikal model olarak
kullanmada ve geliştirmede başı çektiler. 1969'da İngiltere'de
engelliler için at binme derneği, kraliyet ailesinin desteği ile
kuruldu. Aynı yıl Kuzey Amerika özürlüler için at binme birliği
(NARHA) çeşitli atla terapi gruplarının merkezi oldu. 1970'lere
gelindiğinde Birleşik Devletler at hareketleriyle tedaviyi
geliştirmeye başladı. 1987'de Amerikalı ve Kanadalı
terapistlerden oluşan 18 kişilik bir grup Hippotherapy eğitimi
ve bu alanda bir standart oluşturabilmek için Almanya'ya gitti.
Sonraki 5 yıl içinde Ulusal Hippotherapy Müfredat Geliştirme
Komitesi, Hippotherapy'ye standartlar getirmek için çalıştı.
1992'de Amerikan Hippotherapy Birliği kuruldu (AHA). AHB terapi
ve uygulamaya 1994 yılında belli standartlar getirdi. Aynı yıl,
Amerikan Hippothery Sertifikasyon Birliği ve ilk Hippotherapy
Klinik Uzmanı (HPCS) sınavı uygulamaya konuldu.
Günümüzde at yardımıyla terapi dünyanın bir çok
ülkesinde uygulanmaktadır. Engelli biniciler dikkate değer
başarılarını ulusal ve uluslar arası binicilik yarışlarında
göstermektedir. Hippotherapy büyük ülkelerde medikal alanda
tanınmaya başlamıştır. ABD’de doktorlar, psikiyatriler, fizik
terapistleri, konuşma terapistleri ve öğretmenler hep birlikte
hastalarına binicilik terapilerini önermektedirler. NARHA onaylı
öğretmen yetiştirme kurları, NARHA merkezlerinde mevcuttur. Bu
kurslar 170 saatten fazla teorik ve pratik ders vermektedir.
Eğitim konuları şunlardır:
insan davranışı, psikoloji, anatomi, engelli eğitimi, yapılar ve
donanımlar, özel ekipmanlar, terapi atları, ders planları,
binme, inme, gönüllü personelin idaresi, eğitim teknikleri ve
yönetim.
Sadece ABD ve Kanada’da 600’den fazla NARHA merkezi vardır.
Terapi biniciliğinde kariyerler izlenmektedir. Batı Michigan
Üniversitesi gibi üniversiteler ve St.Andrew Koleji gibi okullar
programlarına at terapisini eklemişlerdir. Bu program sınıf içi
dersleri, pratik atlı terapisi ile birleştirmektedir. Engelliler
için binicilik, engellerinin kendilerini sınırladığını kabul
etmeyip, kendini geliştirmek isteyenler için tanınmış ve takdir
edilen bir metot olmuştur.
NEDEN ATLAR İLE TEDAVİ ?
At önemlidir, çünkü at eleştirmez , at yargılayıcı değildir.
Atlar sadece dinler ve hisseder. Onlar herkes için gerçek bir
dosttur. Atlar son derece hassas hayvanlar olup çevresindeki her
şeye dikkat gösterir ve hareketlerini ona göre ayarlarlar. "At
binicisine göre kişner" atasözü de buradan gelmektedir.
Kendisinden büyük ve güçlü bir hayvanı yönlendiriyor olmak
binicinin özgüvenini arttırır.
Atın yürüyüşü; değişken, ritmik ve tekrar eden hareketler
aracılığıyla binicisine etkili ve duyumsal girdiler
sağlamaktadır. Hastanın bileşke hareket tepkileri insanın yürüme
esnasında oluşan pelvis hareket şekillerine benzemektedir. Atın
yürüyüşünün değişkenliği terapistin hastanın duyumsal girdisini
(sensory input) ölçmesine ve bu değerleri de klinik tedavilerle
birleştirerek istenen sonuçlara ulaşmasını sağlar. At terapisi
iyileşme sürecini hızlandıran denge ve kas kontrolünü
geliştirir.
Atın gövdesinin yavaş ve ritmik hareketi tedaviye
yöneliktir ve omurga çevresindeki kasların gelişimini sağlar.
Bir atın yürüyüşünün çok boyutlu salınma ritmi, hastanın leğen
kuşağı kemiklerine normal insan yürüyüşünün iki katı kadar etki
etmektedir. Hastalar bu eğlenceli tedavi şekline büyük bir
uyumla ve istekle cevap vermektedirler. Terapide olduklarının
bile farkına varmamaktadırlar. Fiziksel olarak hippotherpy
denge, hareketlilik, fonksiyonalite ve duruşu geliştirir. At
yardımlı tedavi tüm yaşlardaki hastaların psikolojik, davranış
ve iletişim fonksiyonlarını da etkiler.
At terapisinde, binicinin atı kontrolünden ziyade, at biniciyi
etkilemektedir.
Hippotherapy her türlü hasta için uygun değildir. Her
potansiyel hasta, özel eğitim almış sağlık uzmanları tarafından
bireysel olarak değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
BİNİCİLİĞİN TEDAVİDEKİ YARARLARI
At üzerine çıktıklarında bu insanlar özürlerinin
sınırlarını terk etmekte ve özgür olmaktadırlar. Onlar kontrolde
oldukları fikrinden hoşlanmamaktadırlar. Bu özgürlük, engelli
hayatlarındaki mucizeler için bir katalizör görevi görmektedir.
Programlara katılan fiziksel engelli (özellikle tekerlekli
sandalyeye bağımlı) çocukların hepsinin aynı cümleyi
kullandıkları gözlemlenmiştir;
“At üzerindeyken sanki yürüyen bir çift bacağım olduğunu
hissediyorum ”
1) Doğal hareket kabiliyetinden yoksun tekerlekli sandalyeye
bağımlı çocuklarda biniciliğin faydası kaçınılmazdır. Atın
hareketi kullanılmayan kasları harekete geçirerek kas
perdelerini yapılandırır, vücuttaki koordinasyon ve dengeyi
geliştirir.
2) Öğrenme güçlüğü olan bireylerde kendine güven duygusunun
kazanımını sağlar. Bu hastalar hayatlarında belki de ilk kez
kendi başlarına bir şey başarmanın sonucu ile kendine
güvenlerini kazanırlar.
3) Zihinsel engelliler ve ruhsal bozukluğu olan bireylerde
binicilik eğitimi (atın yürüyüş şekilleri, at bakımı, at
malzemelerini kullanma, tımar etme, dokunma vs.) ilgi çekici
olmakta ve hastaların hoşlandığı ve ilgisini çeken bir şeye
yönelmesini dolayısı ile öğrenme arzusunu arttırarak onları
yaşama kazandırmaktadır.
HIPPOTHERAPY İLE TERAPETİK BİNİCİLİK ARASINDA NE FARK VARDIR
Hippoterapy;
Atın klasik hippotherapy metodolojisi üzerine kurulu hareketini,
uzman terapistin ilgi alanı ile ilave tedavi prensipleriyle
beraber kullanarak hizmet veren bir tedavi yöntemidir. Bir
hippotherapy seansında hasta sadece medikal tedavi görmez,
hastaya binicilik eğitimi de verilmez. Ancak uzman hekim ve
terapistlerden oluşan bir ekip hastanın kontrollü olarak
tedavisini üstlenir.
Terapetik Binicilik (Equitherapy–Riding Therapy);
ise bir tedavi yöntemi değildir. Bunun yanı sıra lisanslı
rehabilitasyon terapistleri gözetiminde uygulanma zorunluluğu
bulunmamaktadır. Bir terapetik binicilik seansında
terapistlerden sadece danışman olarak yararlanabilinir.
Terapetik binicilik derslerinde antrenör binicilik becerisi ve
atın nasıl kontrol edileceği konusunda öğretim verir. Bu sistem
daha çok binicinin fiziksel engelli olmadığı ancak cognitive
konularda ör; konsantrasyon bozukluğu, hiperaktivite, duygusal
ve davranışsal durumlar, problem çözme sorunları, sıralama
zorlukları, kendine güven ve oto kontrol yetersizlikleri
bulunduğu durumlarda kullanılır.
GELENEKSEL YAKLAŞIMLAR YERİNE NEDEN HIPPOTHERAPY UYGULANMAKTADIR
?
Hippotherapy seanslarında hasta geniş kapsamlı terapötik
faydalar görür. Binicinin at yardımıyla oluşan hareketi, sinir
sistemi ve beyin dahil olmak üzere tüm vücuda uyarılar gönderir.
Bunlara eklem hareketinin algılanması, denge hissi, dokunma,
tatma, ve görme duyusu da dahildir. Atın dinamik hareketi
(ileri–geri, yukarı–aşağı ve bir yandan–diğer tarafa) hastanın
sinir sistemini organize eder. Bundan dolayı vücudun çevreye
karşı nasıl uyum sağladığı konusunda algılama oluşur. Sinir
sistemi tarafından sağlanan organizasyon sayesinde hasta
lisanını daha iyi kullanmakta, plan yapabilmekte ve motor
hareketlerini otomatik bir şekilde yönetebilmektedir. Lisan ve
motor hareketler otomatikleştiğinde ise sinir sistemi duyumsal
girdileri proses etme ve organize etmede daha verimli
olmaktadır.
GELİŞİMSEL BİNİCİLİK TERAPİSİ
( DRT – DEVELOPMENTAL RIDING THERAPY )
İnsanoğlu ve at birlikte bir geçmişi birlikte paylaşmıştır.
Yiyecek kaynaklarının temininden, ilkel taşımacılığa, güçlü
tarımsal aletlerden, günümüzde kullanılan tedavi yöntemlerine
kadar atlar insanlık için değerli olmuştur.
1500’lü yıllarda eski yunanlılar
atların tedavideki değerini algıladılar. Eski yunan fizikçileri
kronik sağlık sorunu olan insanları motive etmek amacıyla
biniciliği kullandılar. 1600–1800 yılları arasında binicilik;
tüberkulaz ve Goud (damla hastalığı) da vücut metabolizmasını
etkileyerek zayıf vücutlarda direnci arttırarak, psikolojik
sorunların çözümüne katkıda bulunarak vücut ve ruhun sağlığına
katkıda bulunmuşlardır. Günümüzde terapik biniciliğin geniş
kapsamlı engellilerin tedavisinde organize olarak kullanılması
1950’den beri gelişme göstermiştir. Alman fizikçi ve terapistler
günümüzde hippotherapy olarak bilinen terapötik binicilik
programlarını başlatmışlardır. Amerika'da ise 1970’lerin sonunda
hippotherapy kabul görmüştür. O günlerde bir çok terapist
Barbara GLASOW dahil olmak üzere (Almanya'da hippotherapy
öğrenimi görmüş bir fizyoterapist) Amerikan hippotherapysi
konusunda fikir vermiştir.
Kuzey Amerika'da Theourapetic Riding (TR) 4 kategoride
incelenir. Her birininde kendi alt bileşkenleri vardır;
1) HEKİM YAKLAŞIMI (MEDİCİNE);
Bu yaklaşım alman HT. metodunu içerir. Hipoterapinin klasik
biçimi, üç boyutlu salınma hareketi olarak tanımlanan atın
yürüyüşünün pasif kullanımını vurgular. Atın yürüyüşü ileri
derecede engelli hastanın motor–kontrol tepkilerini tetikleme
bakımından faydalı olduğu düşünülmektedir (Spink 1993).
2) PSİKOLOJİK EĞİTİM YAKLAŞIMI;
Tedavi bu yaklaşımda duygusal ve davranışsal sorunlu hastalara
özeldir. Seanslar sırasında özel bir eğitmen atı tutar. Bu
yaklaşımın amacı hastaya güven ve cesaret vermek, endişelerini
azaltmak kendine güven ve sosyalleşme becerilerini öğretmektir.
3) DAHA FONKSİYONEL HASTALAR İÇİN SİSTEMATİZE EDİLMİŞTİR;
Atla bütünleşme olarak düşünülebilir. Yaygın olarak kullanılan
bu yaklaşımda amaç hastanın atı vücut ve ses komutlarıyla
kontrol etmesidir. Bu yaklaşım daha yaratıcıdır ve hatta
binicilik müsabakalarını da içerebilir.
4) AMERİKAN HIPOTERAPİSİ ( AMERİKAN GELİŞİMSEL BİNİCİLİK
TERAPİSİ );
Bu yaklaşım alman ekolüne göre daha belirgin sistemler üzerine
kurulu olup "Gelişimsel Binicilik Terapisi" olarak tanımlanır.
Amerikan ayrımı yapılmasının sebebi daha geniş, daha dinamik
tedavi yöntemi kullanması ve daha çok sağlık uzmanına yer
verilmesidir.
GELİŞİMSEL BİNİCİLİK TERAPİSİ
Bu tedavi şekli uzman terapist kadrosuyla, doğal bir terapi
unsuru olan atın birleştirilmesi ihtiyacından ortaya çıkmıştır.
(At bir tıbbi malzeme olarak kullanılır). Gelişimsel binicilik
tedavisi; mesleki terapi, fiziksel terapi, rehabilitasyon
terapisi, konuşma terapisi, özel eğitim ve psikolojiyi kapsar.
Uzman ekip, Hasta ve At tam bir bütünlük içinde hareket eder.
Hastanın hem fiziksel, hem psikolojik semptomlarının birlikte
değerlendirildiği bir tedavi şeklidir. Amerikan gelişimsel
binicilik tedavisi, hastanın fiziksel, psikolojik ve toplumsal
ihtiyaçları üzerinde yoğunlaşır. Üç temel hedefi vardır;
1)
Duygusal ve motor beceriler
2) Kognitif bozukluklar
3)
Duygusal beceriler
1) Duygusal motor becerileri
bir insanın beş duyu organından aldığı algıları koordine edilmiş
biçimde, gerekli motor tepkileri göstermesine yol açan bir
kabiliyettir. Hasta at üzerine çıktıktan sonra hasta ve at,
fonksiyonel ve motorize bir birim haline dönüşür. At hareket
ettikçe insan vücudu da aynı şekilde tepki göstermeye zorlanır.
Bazı otomatik bilinçsiz somatik tepkiler; at–insan ünitesi
değişik yön, ritim, ve hızda hareket ettikçe hastaya da yansır.
Terapist atın hareket şekillerini gözlemleyip değiştirerek
hastanın durumuna göre uyarlar. Atın adeta yürüyüşünde hastanın
ileri–geri kontrolü harekete geçirilir. Bu şekilde atın
hareketleri hastanın pelvisinde İnteriyer posteriyer eğikliğe
sebep olur. Bu da hastanın extensor–flexor'ün kontrolüne ve
geliştirilmesine başlanan temel metottur. Atın gövdesi iki yönde
hareket ettikçe hastanın ağırlık merkezi de bir yandan diğer
yana değişeceğinden bu harekete uyum göstermektedir. Lonj da
terapist yanal flexorler de artan reaksiyonları tespit ederek
yanal kontrolleri arttırabilir.
2) Kognitif beceriler
ikinci amaçtır. Burada hedef hastanın motor bazlı hareket
öğrenimi üzerinedir. Etki–tepki mantığı örneği, terapi sırasında
ortaya çıkan birçok etki konumları neticesinde gelişir. Terapist
ve at üzerindeki hasta; dengeli hareketlerin kontrolünü
sağlamaya çalışırken aynı zamanda hareket ve planlı aksiyonun
başarılı sonuçlar üretmek için nasıl birlikte çalıştığını
gözlemlerler. Bu tarz gözlem faaliyetleri mantıksal problem
çözmeyi de geliştirir. Bunun da ötesinde At hastayı empati ve
takım çalışması konusunda eğitir. Çünkü at pozitif dürtülere
olumlu yanıt verirken, negatif dürtülere olumsuz tepki verir. Bu
hastaya terapi alanı dışında da sosyal beceriler kazandırır.
3) Hastanın duygusal gelişimini
arttıran bir çok yararı vardır. Gelişimsel binicilik terapisi;
hastanın dikkatini kendisinden uzaklaştırıp ata yoğunlaşmasını
sağlar. Böylece hastanın günlük olaylarda kazandığı deneyim,
utanç, endişe, izolasyon, ve dışlanma gibi duyguları ortadan
kaldırır. Hastanın birçok terapetik aktivitelerde başarı
göstermesine olanak sağlar. Başarabilme duygusu kendine daha
fazla güven duymasına neden olur. Hastaların genelinde
tecrübeyle kanıtlanmıştır ki, hastalar bir terapi seansında
yaşayan, nefes alan, bir partnerle iletişim kurabildikleri için
artan bir heyecan ve motivasyon kazanırlar. Duygusal
bozuklukları olan çocuklarda yeni durumların verdiği endişe ve
korkuya sıklıkla rastlanmaktadır. Terapinin bir yönü de bu tarz
çocuklara bunun üstesinden gelebilme becerisi sağlar. Bu ve
birçok başka nedenlerden dolayı araştırmalar göstermiştir ki
terapetik binicilik teknikleri hastaların duygusal becerilerini
geliştirmekte son derecede başarılıdır.
Gelişimsel binicilik terapisi özel bir
tedavi sistemi olarak gelişiminin henüz başındadır. Bu nedenle
bu yaklaşımın etkinliği ile ilgili sayısal çalışmalar çok fazla
değildir. Ancak medikal yayınlarda bu tarz çalışmalar mevcuttur.
Bu yayınlar; Journal of visual impairement and blindness,
Journal of rehabilitation, Developmental medicine and child
neurology.
Bu tarz çalışmalarda, standardize edilmiş ölçüm aletlerinin
eksiklikleri nedeni ile istatistiksel rakamlar
belirlenememektedir. Örneğin: Pelvisteki hareketleri arttırdığı
gözlemlenir ancak bir ölçüm aleti olmadığından ne kadar
arttırdığı ifade edilemez.

KANAKÇA:
www.veterinerhekimiz.biz den alıntıdır.
|