|
Erdi KANBAŞ
Özel Eğitim
Uzmanı
ekanbas@annelik.org

Yaygın
gelişimsel bozukluklar, gelişimin değişik alanlarında ortaya
çıkan ciddi ve kalıcı bozukluklarla belirli bir çocukluk dönemi
sorunudur. Ciddi ve kalıcı bozukluklar karşılıklı sosyal
etkileşim ve iletişim becerilerinde zayıflık, stereotipik
davranışlar, sığ ilgi dağarcığı ve sınırlı aktiviteler şeklinde
kendini gösterir. Yaygın gelişimsel bozukluklar ana başlığı
altında şu bozuklukları ele almaktadır;
Yaygın
gelişimsel bozukluklar, genellikle yaşamın ilk yıllarında
kendilerini belli ederler. Sıklıkla zekâ geriliği ile beraber
bulunurlar. Kimi zaman diğer bir tıbbi hastalık da birlikte
bulunur. "Kromozoma!" anomaliler, konjenital infeksiyonlar, MSS
yapısal anormallikleri bu tıbbi hastalıklara örnektir.
Otizmin erkek
ve kız çocukları arasındaki yaygınlığına bakıldığında, erkek
çocuklarda kız çocuklarından 4 kat daha fazla ortaya çıktığı
görülmektedir. Kız çocuklarında ciddi zekâ geriliği ile birlikte
olma olasılığı daha fazladır. Ayrıca otistik kız çocuklarının,
otistik erkek çocuklarına göre daha fazla dil ve bilişsel
problemleri olduğu gözlemlenmektedir. Otizmi olan çocuğa sahip
bir ailenin ikinci çocuklarında otizm görülme riski %4 ile %10
arasındadır.
Otistik
bireylerde epilepsi görülme oranı %4-32 (otistiklerin yaklaşık
1/3'ü) arasındadır. Otistik çocuklarda bu nöbetlerin, en sık ilk
3 yaşta ve ergenliğe geçiş olmak üzere 18 yaşına kadar,
hastaların %25-35'inde görüldüğü belirtilmiştir. Otistik
çocukların büyük bir bölümünde de dikkat eksikliği ve
hiperaktivite bozukluğuna rastlanmaktadır. Otistik bireylerin
büyük bir bölümünün dikkati oldukça dağınıktır. Özellikle aşırı
hareketlilik iki yaş civarında fazlasıyla belirgindir. Otistik
çocukların bir kısmında bu hiperaktivite ve dikkat eksikliği
sendromu uzun süre devam etmektedir. Dolayısıyla da en temel
sorunlardan biri haline gelmektedir. Zaman içinde aşırı
hareketlilik dönemleri azalır ya da aşırı aktif dönemleri,
hareketliliğin az olduğu dönemler izler. Aşırı hareketliliğin
sadece belirli bir ortamda ve durumda görüldüğü de olur.
Amerika’da
yapılan bir araştırmada bilim adamları, otistik çocukların
beyinlerinin daha erken büyüdüğünü tespit etmişlerdir. Lifeline
dergisinin internet sitesinde yayınlanan haberine göre, ABD’nin
Seattle kentindeki Washington Üniversitesinde yapılan iki
araştırmada, otistik çocukların beyinlerinin 12 yaşına kadar
sağlıklı çocuklara göre daha hızlı büyüdüğü ortaya
çıkarılmıştır. Birinci araştırmayı yapan bilim adamları, 3-4
yaşlarındaki otistik çocukların beyinlerinin sağlıklı çocuklarla
karşılaştırıldığında %10 oranında daha büyük olduğunu tespit
etmişlerdir.
Lisan
gelişiminde gecikmeler bu çocukların doktora başvurusundaki
temel gerekçesi olmaktadır. Otistiklerin büyük bir kesiminde
konuşma hiç gelişmezken, bir kesiminde gelişmekte, ancak
söyleneni tekrarlama, anlamsız tekrarlar, zamirleri ters
kullanma ve ses tonunun tek düzeliği şeklindedir. Sözel
(konuşma) ve sözel olmayan konuşma (konuşma dışında jest ve
mimikler) iletişimdeki yetersizliklerin, okul öncesi çağda
görülmesi, otizmin en sık rastlanan belirtilerinden biridir.
Konuşmada gelişmeme, gecikme, güçlük görülebilir. Bazıları
yaşamları boyunca hiç konuşma becerisi geliştiremezler. Bu
gruptaki çocuklar iletişim sağlamak için taklit ya da işaret
kullanımı girişiminde de bulunmayabilirler. Konuşabilen
çocuklarda başkaları ile etkileşim başlatma ve sürdürme
yetersizliği görülür. Yaşlarına göre konuşma becerilerinin
beklenen düzeyde olmaması, monoton bir sesle konuşmaları;
konuşulan dili ve karşısındaki kişinin yüz ifadesini, mimik ve
jestlerini anlayamamaları, özellikle soyut kavramlarda güçlük
çekmeleri, tehlikeyi algılayamama, otistik çocukların bu
alandaki yetersizlikleri arasındadır. Otistik çocukların konuşma
özellikleri arasında, konuşmanın her üç elemanında; diğer bir
deyişle kelime üretebilme, konuşmanın vurgu ve tınısını doğru
kullanabilme, dil kurallarını uygulayabilmede bozukluklar
görülür.
Normal
bebekler genellikle 1 yaş civarında ilk kelimelerini söylerler.
Yaşamın birinci yılında sesler çıkarır, çıkardıkları sesleri
farklılaştırır, bu şekilde duygularını, isteklerini ifade
ederler, Normal bebeklerde görülen badıldamaların (Ba-ba, ba
sesleri,…) otistik bebeklerde görülmediği belirlenmiştir.
Anında ya da
gecikmiş ekolali (tekrarlama) görülmektedir. Normal çocuklarda
ekolali 3 yaşından sonra kaybolurken, bu çocuklarda 3 yaşından
sonra artar (Yaratıcılıklarının olmamasından ekolaliyi
kulandıkları sanılmaktadır). Spontan konuşmayı kazansalar bile
gramerleri bozuk olabilmektedir (okula gidelim yerine okula git
derler). Ben, sen o zamirlerini kullanamaz, kendilerinden
3.tekil şahıs olarak söz eder, kendilerini "o" olarak
algılarlar. "Sen" zamiri zaman zaman "ben" zamirinin yerine
geçebilir. Edatlardan; içinde, altında, yanında kavramlarını
kullanmakta güçlük çektikleri için iletişimde sorun yaşarlar.
Evet ve hayırı fonksiyonel olarak kullanamazlar. Seslerini
kontrol edemez, ya fısıltı şeklinde ya da bağırarak konuşurlar.
Sesi nerede nasıl kullanacaklarını bilemezler. Kullandıkları
tonlama mekanik, inişli-çıkışlı ve duygudan yoksun olabilir. Tek
düze bir ses tonuyla konuşur, sorulara ya da söylenenlere
belirli kalıplar içinde cevap verebilirler.
Konuşma
becerileri ne kadar gelişmiş olursa olsun, konuşmayı iletişim
aracı olarak kullanmayı istemezler, yalnızca zorda kaldıkları
zaman veya bir isteklerini belirtmek için konuşurlar.
İşlevsel
olmayan davranışlara (koklama, dokunma gibi) karşı özel bir ilgi
sıkça görülebilen bir belirtidir. Bu tanı özelliklerine ek
olarak otistik çocuklar sıklıkla korku, fobi, uyku ve yeme
bozukluğu, öfke nöbetleri (babalan tutma), saldırganlık gibi
çeşitli sorunlar gösterirler. Kendini yaralama (örneğin
bileklerini ısırma), özellikle ağır zekâ geriliği olan
otistiklerde sık görülür. Müziğe karşı aşırı ilgileri vardır.
Seçicidirler ve beğendikleri müziği saatlerce dinleyebilirler.
Otistik
çocukların %70’inde mental retardasyon yani zeka geriliği
görülmektedir. Otistik çocukların özel eğitim ihtiyaçları
işlevsel ve akademik beceriler ve bağımsız yaşam becerileri
üzerinde yoğunlaşmaktadır. Otistik çocukların eğitimlerinin
temel amacı, bu çocukların, yaşamlarını bağımsız olarak devam
ettirebilmeleri için gerekli olan becerileri kazandırmaktır. Bu
amaçla, otistik çocuklara okul öncesi dönemden başlayarak
güvenli ve bağımsız yaşam becerileri kazandırmaya yönelik
eğitsel birtakım düzenlemelere yer verilmelidir. Otistik
çocukların gelişimi hangi düzeyde olursa olsun normal
çocuklardan farklıdırlar. Ancak bu çocukların gelişim
ihtiyaçları onlarınkinden farklı değildir.
Bu çocuklarda
yemeğe, içmeye, sevilmeye, başarmaya, kabul edilmeye ve toplumun
bir üyesi gibi yaşamaya gereksinimleri vardır. Otistik
bireylerin sosyal çevrede yaşamlarını sürdürmeleri için gereken
kişilik olgunluğuna erişmeleri sözü edilen ihtiyaçların
karşılanması ile mümkündür.

KANAKÇA:
Korkmaz Barış, Yağmur Çocuklar,
Doğan Kitap. 2000
Tufan, İSMAİL. Otistik Çocuk
.İletişim Yayınları.2006
Otizm El Rehberi. Yazan;Lorna
Wing, Çeviri; Semra Kunt, Doğan Yayıncılık-Tohum Otizm Vakfı.
2005.
TODEV ( Türkiye Otistiklere
Destek ve Eğitim Vakfı), Otizme Eşlik Eden Problemler,
www.todev.org. |