OTİSTİK ÇOCUK (1)
 

      Erdi KANBAŞ

Özel Eğitim Uzmanı

ekanbas@mynet.com

 

      Otizm farkına varılmasından bu yana uzmanları ve aileleri şaşırtan beynin az rastlanır bir düzensizliğidir. Otizmli çocuk minimal beyin bozuklukları olan çocuklar gibi zayıf duyu sürecinin pek çok belirtilerini gösterir. Dış çevre ile etkileşimi zayıftır. Ancak otizmli çocuğun ek olarak duyu motor bölgesinde ve diğer bölgelerde problemleri vardır. Otizm genellikle bir veya iki yakın birey haricinde diğer insanlarla ilişki kurma eksikliği olarak tanımlanır. Otizmli çocuk çoğunlukla kendi dünyasında olarak tanımlanır ve dünyasına davetsiz ya da izinsiz girilmesini istemez. Konuşmayı öğrenirse, konuşması sınırlıdır; sözcüklerin telaffuzu genelde düzgündür, ancak kelimelerde papağan gibi bir şekilde tonlama eksiktir, duyum monotondur. Ayrıca, çocuğun duygusal problemleri vardır. Bazı zamanlar çok az seviyede duygularını gösterir, sevgi veya korkuyu zorlukla çevresine yansıtır. Bazı otizmli çocuklar çok duygusallaşır, agresifleşir ve insanlara zarar verir.
     Bir takım duyu bütünleme terapistleri otizmli çocuklarla çalışmış, ancak genellikle, bu çocuklar için duyu bütünleme terapisi sağlayacak uzman deneyimi diğer beyinsel bozukluk tiplerine sahip çocuklar için olduğundan fazla değildir. Terapi bazı erken yaşta çocuklarda işe yaramış ancak diğerlerinde az miktarda veya hiç etkili olmamıştır. Biyokimyasal yaklaşımlar bu probleme çok az yardımcı olmuş ve davranışsal değiştirme teknikleri ise davranışa sebep olan durumu değiştirmeden sadece çocuğun davranışlarını kontrol altına almayı başarabilmiştir. Tüm bunlara rağmen bu yöntemin otizmli çocuğun beyin düzenine kayda değer herhangi bir farklılık getirmesi bile cesaret vericidir .


Duyu Süreci Bozukluğu


     Otizmli çocuklar duyu bütünleme işlevi için standart testleri yapabilecek seviyede işbirliği gösterebilirler. Puanları çoğunlukla dispraksik (dyspraxic) çocuklara yakındır. Dokunsal uyarının yerini tayin etmede, görmezlerse ellerinin nerede olduğunu bilmede zorluk çekerler. Motor planlamada çok fazla zorluk yaşarlar; bir testte gösterildiği gibi, testi yapan kişi alışılmadık bir duruş takınır ve bu duruşu taklit etmeye çalışır. Çocuğun duruşsal tepkileri iyi gelişmemiş olsa da, engelli çocuklara göre daha iyidirler. Bu gösterir ki, beyin pek çok duruşsal tepki için gerek duyulan proprioseptif (vücudun bir bölümünün duyusal farkında olma) ve dengesel girdileri işleme koyar. Bu bilgiyi serebral korteksin duyum alanlarına taşıyan sinir kanallarının işini tam yaptığını gösterir. Duyu sürecinin probleme sebep oluşuna başka bir bakış açısı da beynin başka bir alanının iyi çalışmıyor olmasıdır.

     Otizmli çocuklarda görülen kötü duyu sürecine 3 tip yaklaşım vardır. İlkine göre; duyu girdileri çocuğun beyninde doğru kayıtlı değildir. Pek çok şeye ilgi göstermezken başka zamanlarda aşırı tepki verir. İkincisine göre; duyu girdileri, özellikle dengesel ve dokunsal duyumları iyi ayarlayamamaktadır. Yerçekimsel güvensizlik hissedebilir veya dokunsal olarak defansif olabilir. Üçüncüsüne göre; beyninin özellikle yeni veya farklı şeyleri yapma isteğini veren parçası düzgün işlemiyorsa çocuk yararlı veya maksatlı bir şeyleri yapmaya ilgi duymuyor veya çok az ilgi duyuyor olabilir.


Duyu Girdilerinin Kaydı/Algısı


     Pek çoğumuz bildiğimiz bir sokaktan defalarca geçmiş ve bir gün daha önce hiç görmediğimiz bir şeyi fark etmişizdir. Tabelanın binanın veya o nesne her ne ise yeni olup olmadığını kendimize sorar ve onun hep orda olduğunu anladığımız da şaşırırız. Beyinlerimiz sadece daha önce hiç bu nesnenin dikkate değer olduğu kararını vermemiştir. Biz genellikle bir şeyi fark ettiğimizde bu şeyin dikkatimizi neden çektiğinin farkında değilizdir. Bu şeyin görüntüsü ile ilgili çok küçük bir farklılık olmuş olması gerekir. Büyük olasılıkla güneş farklı bir izlenim bırakmasını sağlıyordu ve bu çok az farklılık beynimizin daha önce önem vermediği bu şeyi kayıt etmesine sebep oldu. Beynimizin limbik sisteminde hangi duyusal bilgi girdileri kayıt edileceğine, dikkatimize sunulacağına ve ayrıca bu bilgiyle bir şeyler yapıp yapmayacağımıza karar veren bir parçası vardır. Otizmli çocuklarda bu parça görevini iyi yapmaz ve böylece herkesin fark ettiği pek çok şeyi beyni algılamaz. Bu parça ne kadar zayıf çalışıyorsa çocuğun terapiye cevabı o kadar az olacaktır.

     İşitsel ve görsel girdileri diğer tiplerdeki duyu uyarılarından genellikle daha fazla aldırmazdan gelir. Otizmli çocuk çoğunlukla bir zilin sesine hiçbir ilgi göstermeyecektir veya diğer seslere ve ona ne dendiğini algılamak da başarısız olacaktır. Bazen beyni gelen bilgiyi algılamaya karar verecektir ve ardından çocuk cevap verecektir. Bazen daha yüksek sesleri duyduğu görülür.Çoğu insan uzun süre hiç bir değişim göstermeyen seslerin farkına varmayı bırakırken otizmli çocuk değişmeyen ve sürekli seslere alışkanlık kazanmaz ve bu tip sesler daha çok dikkatini çeker. Otizmli çocuk ayrıca görsel çevresini de önemsemez görünür. İnsanlara doğru bakar ve onlar ona baktıklarında gözlerine bakmaktan çekinir. Oyunlara çok ilgi göstermez ancak bazen beyni bazı ince detaylara uzun ve dikkatle ilgi göstermesini sağlar. Örneğin yerdeki bir lekeye gibi. Beyni hangi görsel bilginin önemli hangisinin ilgisiz olduğunu bilmekte zorluk çeker. Görsel uyarı olarak hareket eden şeritler pek çok otizmli çocuğun dikkatini çeker. Renkleri değişen ve beyaz çizgiler gözün önünden geçtiğinde denge merkezini harekete geçiren optokinetik nistagmus (nystagmus=göz bebeğinin kendiliğinden sağa sola titremesi) u harekete geçirir. Otizmli çocuk aynı zamanda diğer duyuları farketmede de sorunlar yaşar. Boynunun arkasına hava üflendiğinde pek çok kişi minimal beyin bozukluğu olan çocuklarda dahil bu durumdan rahatsız olurlar, omuzlarını kabartır veya arkalarını dönüp ne olduğuna bakarlar. Pek çok otizmli çocuk bu üfleme testine cevap vermez. Bu çocuklardan pek çoğu kokuların farkına varmaz ve çok az tat alma duyusuna sahiptir. Düşme veya çarpmalara genelde tepki vermezler. Şiddetli olmadığı sürece ağrılara da. Ancak bazı otizmli çocuklar nesnelerin yapısına son derece hassastırlar. Küçükken katı gıdaya direnç gösterebilirler çünkü yapısından hoşlanmazlar. Başka bir insan tarafından dokunulmaya da olumsuz yaklaşırlar. Ciddi Apraksi (işlev yitimi) olan çocuklarda bu duyu süreci problemleri mevcuttur.

     Baskı uygulayarak dokunmak otizmli çocukta genelde pozitif cevap yaratan bir dokunsal uyarı şeklidir. İki hasır paspas arasına yatıp üzerine ağır bir yastık alarak sarılmaktan hoşlanacaktır. Veya ellerini ağır şeylerin altına koyarak normal bir çocuğu acıtacak bir basınç hissinden hoşlanabilir. Bir şeyler hissetmek istiyor ancak muhtemelen sadece çok kuvvetli duyumları beyni fark edebilmektedir. Bu çocukların bir kısmı çoğu zaman elleri rahatsızmış gibi davranır ve sert baskı onların daha iyi hissetmesinin sağlar. Dispraksik (Dyspraxic) çocuklar da sıkı baskılı dokunuşlardan hoşlanır ancak bilgiyi otizmli çocuklardan daha kolay fark edebilir görünürler.
     Otizmli çocuk kaslarında girdiyi hisseder ve gözleri ve kulakları ile olduğundan daha kolay birleştirir. Kol ve bacakları çekmek eklemlerdeki reseptörleri uyarır ve otizmli çocuklar çoğunlukla terapistten kol ve bacaklarını çekmesini isterler. Buradan biz bu duyumların tatmin edici olduğunu yorumlayabiliriz. Yinelersek; sadece çok kuvvetli duyumlar yani diğer insanları incitecek derecede şiddetli hisler otizmli çocuklar tarafından fark edilir. Otizmli çocuklar hareketi ve dengesel uyarıları ısrarla arar veya onu tamamen red ederler. Her iki tepki de normal değildir. Bazı çocuklar çok hareket ister ve bundan büyük haz duyuyor gibi görünürler. Dönmek ve sallanmak gibi hareketler onları sersemletmez veya hasta etmez. Bu beynin dengesel bilgiyi gerektiği gibi fark etmediğini akla getirir. Gün ışığında gözleri açıkken test edildiğinde otizmli çocukların tamamı kısa bir süre postrotari nistagmus gösterirler. Dengesel çift yönlü bozukluğa sahip olmalarına rağmen kısa süreli bir nistagmus dengesel duyumlar için önemli bir yolun iyi kullanılmadığını gösterir. Bu tüm açılardan dengesel uyarımların algılanmaması anlamına gelmez, pek çok otizmli çocuk için kısa süreli nistagmus yerçekimsel güvensizliği işaret eder ve bazı dengesel girdi/bilgi sadece algılanmamakla kalmamış ayarlanmadığı için çocukta sıkıntıya sebep olmaktadır.

     Otizmli çocuğun algılama fonksiyonu diğer insanlara bazen kaprisli bir hareket gibi görünebilir. Eğer bir gün beyni bir duyu girdisini algılamaya karar verirse başka bir gün neden başka bir şeyi de algılamasın? Bu tutarsızlık bazen ebeveynin şunları düşünmesine yol açar  “İsterse beni duyabilir” veya “Neden benim ayakkabımın tekiyle oynamaktan bu kadar çok hoşlanıyor da kendi ayakkabılarına hiç ilgi göstermiyor?” veya “Kendi yumurta pişirebilirse neden masayı da hazırlayamasın ki?” Çocuk ebeveynine kasıtlı olarak zor zamanlar geçirtmeye çalışıyor veya kasıtlı olarak inatçılık yapıyor gibi gözükebilir. Ancak durum farklıdır. Otizmli çocuk bizim bir günden diğerine veya bir işten diğer işe gösterdiğimiz tutarlılığı gösterebilecek etkin beyine basitçe sahip değildir. Otizmli çocuk eğer yeterince özendirilirse genelde duyu girdisini algılaması yönünde motive olabilir. Bu sebeple davranış modifikasyonu prosedürleri bu çocuklarda etkilidir. Duyu bütünleme terapisi aynı zamanda duyuları algılaması için çocuğu özendirir. Ancak özendirme durumu içsel ve doğaldır. Dengesel uyarının keyfi (terapi boyunca) çocuğu motive etmeye yardım eder ve özellikle beynin diğer duyusal bilgileri (özellikle görsel) işleme almasına yardım eder. Otizmli çocuklar dengesel uyarılarla ilgili vücut hareketleri sırasında veya sonra bir terapistin gözlerine bakmaya meyilli olurlar.

 

Duyu Girdilerinin Ayarlanması


     Otizmli beyin sadece duyu girdilerini algılama değil dokunsal ve dengesel duyuları ayarlamakta da başarısız olur. Ciddi sayıda otizmli çocuk dengesel sistemden gelen duyu girdilerini ayarlayamadıkları için yerçekimsel güvensizlik duyar ve hareket etmeye karşı direnç gösterirler. Bazı zamanlar bir ebeveynin kucağında veya bir salıncakta sallanırken kendilerini rahat hissederler. Bu durum rahatsızlığın sebebinin her zaman hareketin kendisi olmayabileceğini işaret eder. Yeryüzünde sıkı bir şekilde durma hissinin eksikliği bunun sebebidir. Çocuk yerçekimi ve uzay ile ilişkisi konusunda fazlasıyla endişeli görünür. Bu otizmli çocuklar eğer herhangi bir kimse onları baş aşağı eder, yüksek bir yere kaldırır veya alışkın olmadığı bir pozisyona taşırsa alarma geçerler. Çocuk yerçekimsel olarak güvensizse en azından bazı duyu girdilerinin farkına varır ve bu da terapinin daha başarılı olmasını sağlar.

     Biz daha önceden de otizmli çocukların pek çok dokunsal duyuyu çok şiddetli olmadıkları sürece farkına varmadıklarını belirtmiştik. Ancak bazen dokunsal duyuları sadece algılamaz aynı zamanda koruyucu bir reaksiyon verebilir.

 

-Otistik Çocuk (2)

 

Diğer Yazılar


      Kaynakça: Otistik Çocuklar Derneği Mesaj Defterinden Alıntı; www.oder.org

 

Tasarım: EvrenKENT

 
Ana Sayfa  -  Eğitim  -  Gelişim  -  Hamilelik  -  Yazarlar  -  Aktiviteler  -  Linkler  -  Forum
Hakkımızda  -  Üye Girişi  -  Foto Albüm  -  Çocuk Filmleri  -  Bize Ulaşın
 

©Tüm Hakları Saklıdır. 2007. Annelik.org    annelik@annelik.org