|
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; develer tellal iken,
pireler berber iken, ben
babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken..
Bir varmış bir yokmuş. Kırmızı başlıklı küçük bir kız varmış.
Annesi bir gün ona elma kırmızısı bir
yünle kırmızı bir başlık
ördüğünden beri herkes küçük kıza kırmızı başlıklı kız dermiş.
Annesi ile birlikte dağın eteklerinde, bahçeli bir evde yaşarmış.
Küçük kızın bir de ormanı geçince derenin kenarındaki kulübede
yaşayan büyükannesi varmış. O günlerde büyükanne biraz rahatsızmış
ve annesi lezzetli bir elmalı kek pişirip, küçük bir sepete
güzelce yerleştirerek büyükannesine götürmesi için kırmızı
başlıklı kıza seslenmiş.
-“Kırmızı başlıklı kız!” demiş. “Bu sepetin içerisinde babaannene
götürmen için yiyecekler hazırladım. Güzelce onun karnını doyurup,
güneş batıp ortalık kararmadan eve dönmelisin.” Ve daha sonra
kırmızı başlıklı kızı ormana girmenin tehlikeli olduğu, patika
yoldan gitmesi gerektiği ve yabancılarla konuşmaması konusunda da
uyarmış.
Küçük kız:
-“Peki anneciğim. Ormana girmeden patika yoldan giderek babaannemin
yiyeceklerini verdikten sonra hemen eve döneceğim” demiş ve küçük
adımlarla yola koyulmuş. Çimenlerin üzerinde sek sek oynarken
burnu bahar çiçeklerinin o enfes kokusu ile dolunca...
-“Eveeeeet!” demiş kendi kendine. “Büyükanneme bu çiçeklerden bir
demet yapıp götürsem kimbilir ne kadar mutlu olur”.
Bir bakınmış etrafına. Ooooooooooooo, her yer çiçek doluymuş,
rengarenk. Sayamayacağı kadar çok renkte çiçek varmış. Kırmızı
başlıklı kız sadece ona kadar sayabildiği için hepsini sayması
imkansızmış. Bunları düşünürken bir yandan da çiçeklerden
toplamaya başlamış. Her eline aldığını bir kez koklayıp avucundaki
demete ekleyerek ilerlemiş. Öyle ki kırmızı başlıklı kız çiçek
toplamanın heyecanı içerisinde annesinin öğütlerini unutuvermiş.
Patika yoldan saparak ormana dalıp çiçek toplamaya devam etmiş.
Ormanda yaşayan kurt çok geçmeden kırmızı başlıklı kızı fark etmiş
ve günlerdir tek bir lokma yemediği için haince planlar yapmaya
koyulmuş. Hemen oracıkta kırmızı başlıklı kızı yiyemezmiş. Çünkü
ağaçların arkasındaki kulübede yaşayan oduncu buna izin vermezmiş.
Kurt planını yapıp kırmızı başlıklı kıza yaklaşmış.
-“Heyyyyy! Merhaba” demiş kocaman bir sesle.
Küçük kız karşısında kurdu görünce korkudan düşecek gibi olmuş. Ama
kurt ona gülerek yaklaştığı için korkulacak bir şey yok galiba
diye düşünmüş. Kurt kırmızı başlıklı kıza nereye gittiğini sormuş.
O da
-“Büyükannem rahatsız, bende ona yiyecek ve çiçek götürüyorum”,
demiş. Kurt:
-“Ne kadar güzel”, diye gülerek, “ben de sana yardım etmek
isterim”, demiş. “Ben önden gidip büyükannene çayı hazırlamasını
söyleyip senin geldiğini haber vereyim. Böylelikle karanlık
olmadan eve dönebilirsin”, diyerek önden yürümüş.
Kırmızı başlıklı kız bu duruma çok sevinip, kurdun ne kadar
iyiliksever bir hayvan olduğunu düşünp çiçek toplayarak yola devam
etmiş. Tabii annesinin ona yabancılarla konuşmaması, ormana
girmemesi konusundaki uyarılarını hiç aklına getirmemiş. Kurt
erkenden babaannenin kulübesine varıp kapıyı çalmış.
-“Kim o?” demiş babaanne. Kurt:
-“Benim babaanneciğim, kırmızı başlıklı kız”, demiş ve içeri
girmiş. Günlerdir bir şey yemediği için yaşlı babaanneyi bir
lokmada midesine indirmiş. Gecelikleri giyip babaannenin
gözlüklerini taktıktan sonra yatağa girip kırmızı başlıklı kızı
beklemeye koyulmuş. Bir süre sonra kırmızı başlıklı kız kulübeye
varmış.
-“Babaanne babaanne”, diye bağırarak kapıyı tıklatmış.
-“Gir kızım içeri”, demiş yaşlı kurt.
Kapıyı hafifçe aralayarak içeri girmiş kırmızı başlıklı kız. Kurt
ona:
-“Elindekileri bırak yatağa doğru gel, ben hastayım kalkamıyorum
evladım”, demiş.
Kırmızı başlıklı kız hayretle bakmış, babaannesinde değişik bir
şey varmış, her zamanki gibi değilmiş.
-“Babaanne”, demiş, “kolların niçin bu kadar büyük?”
-“Seni daha iyi kucaklayabilmek için”, demiş kurt.
-“Kulakların niçin bu kadar büyük peki?”
-“Seni daha iyi duyabilmek için.”
-“Peki gözlerin niçin kocaman?”
-“Seni daha iyi görebilmek için.”
-“Dişlerin neden bu kadar uzun?” Artık kurt dayanamamış ve
-“Seni yiyebilmek için”, diye bağırarak bir lokmada kırmızı
başlıklı kızı yutuvermiş.
Daha sonra kurdu bir uyku basmış ve yatağa uzanıp uykuya dalıp
horlamaya başlamış.
Ormana giderken kulübenin önünden geçen oduncu kurdun gürültülü
horlamasını duyarak
-“Babaanneye bir şey mi oldu acaba”, diye endişelenmiş.
İçeri baksam iyi olacak diye karar vermiş. Kulübeye girdiğinde
yatakta uyuyan kurdu görünce durumu anlamış. Hemen büyükanne ve
küçük kızı kurtarmak için kurdun karnını baltayla yarmış. Kırmızı
başlıklı kız ve büyükanne dışarı çıkınca birbirlerine sarılmışlar
ve oduncuyla birlikte kekleri afiyetle yemişler.
Kırmız başlıklı kız eve dönerken bir daha asla annesinin öğütlerini
unutmayacağına dair kendi kendine söz vermiş.
Hazırlayan: Dantelli Peri
dantelliperi@annelik.org
|