Merhaba Yerine 'Hani'
 

   Hani benim uykum? Özgürlüğüm? Başıboşluğum? Vurdumduymazlığım?

   Lisedeyken yorgun argın ve aç eve döndüğümde bir şeyler atıştırıp formamı bile çıkarmadan “şöyle bir kestirmek” amaçlı yatağıma uzanıp, inanılmaz ama bir sonraki sabah yerimden bile kıpırdamamış olarak (takriben 12- 14 saat sonra) uyandığımda formamın kırışıklığına bile aldırmadan okula gittiğim günleri sık sık hatırlayıp gülüyorum bugünlerde. Hatta hayretle dinleyecek birilerini bulup tekrar tekrar anlatmaktan büyük keyif alıyorum. Çünkü son bir buçuk yıldır bırakın deliksiz uyumayı üzerinde iki üç yama bulunan uyku bile uyumadım. (kızıma uyguladığım yanlış uyku stratejisi ile ilgili ki başlı başına bir konu bu) Durun ben “hani?”'lerime devam edeyim (fonda acıklı bir bağlama sesi).
   Hani benim saate bakmadan, kaygılanmadan, hesap yapmadan içine daldığım adımlarım, uzun ve dingin yürüyüşlerim? Hani benim haftada iki kez sinemada film izleme alışkanlığım? Hani benim bir kitap alıp köküne kadar okumadan elimden bırakmayışlarım? Hani biriktirdiğim, beslediğim, beklediğim ideallerim? (Bağlamayı keselim) Bir de akıllara zarar bir “üniversite yıllarım” başlığı vardır ki… Size; izlediğim film yarım kalmasın diye geciktiğim sınavları, sabaha kadar kurgu yaptığımız için uyuyakalıp giremediğim imtihanları anlatsam ne düşünürsünüz bilmiyorum.
   Bir de bunca sorumlulukla hemhal olmadan evvelki hayatıma dair çok tatlı birkaç enstantane vardır ki aklımda düşününce beni hafiften gülümsetir. Biri; kirli sepetine adı üstünde kirli olarak konan ama yıkanıp ütülenerek dolaplarıma geri dönen çamaşırlarım bir diğeri de; hasta olduğum geceler başımdan ayrılmayan annemin su isteğime şefkat ve ivedilikle cevap vermesidir (su hep ılıktır ve hep zor içerim ılıklığından dolayı ama olsun).
   Kızım on dokuz aydır hayatımda. Anne olma fikri ezelden beri sempati duyduğum anlamlar yüklediğim bir durumdu. Düşlediğim kadar varmış. Uykumu, özgürlüğümü, serseriliğimi, temiz çamaşır devri daimini alıp götürmüş, hayatımı parsellemiş olsa da tüm ideallerin ve tutkuların “aslında” ertelenebilir olduğunu öğretti bana. Anne olmanın hiçbir şeyle kıyaslanabilir bir durum olmadığını, bir duygu değil tüm seçkin duyguların bir karması olduğunu hissettirdi bana. Yorucu bir günün ardından boynuma dolanmış minik kolların, yanağıma bırakılmış bir busenin, huzurla uykuya dalmış küçük bir bedeni izlemenin beni ne kadar tamamladığını, ruhumda ki eksik gedikleri nasıl kapattığını anlattı bana.
   Kaçırdığım filmleri evde izlemek, yürüyüşleri bebek arabasıyla yapmak, bir kitabı taksitlere bölerek (ama peşin fiyatına tadında) okumak, uykusuz kalmaya alışmak (hatta 5 saat yeter de artar bile deyip kendini kandırmak), idealleri son kullanma tarihini unutmadan arada bir havalandırmak suretiyle gözümün önünde bir rafa kaldırmaksa; anne olmanın, küçük bir insanla birlikte yaşamanın hayatıma getirdiği yenilikler.

Ama son kez bağlama eşliğinde sormadan edemeyeceğim “hani ben?”

……..

Aklıma estikçe aklıma esen konularda yazmaya devam edeceğim : )

Yazan: Ayişe ALPASLAN

 

Tasarım: EvrenKENT

 
Ana Sayfa  -  Eğitim  -  Gelişim  -  Hamilelik  -  Yazarlar  -  Aktiviteler  -  Linkler  -  Forum
Hakkımızda  -  Üye Girişi  -  Foto Albüm  -  Çocuk Filmleri  -  Bize Ulaşın
 

©Tüm Hakları Saklıdır. 2007. Annelik.org    annelik@annelik.org