|
Tuba GENÇ
tuba@annelik.org

Yıllardan beri
etrafımdaki annelerden
çocuğum okula başlıyor,
hangi okul daha iyi, nereye göndermeliyim, yakın mı olsun, özel
mi olsun şeklinde sızlanışlar ve heyecanlı araştırmalar
dinlemişimdir. Evet zor bir seçim olduğu belliydi ama kendi
çocuğum için bu arştırmaya girişene kadar anlamamışım onları.
Bunu şimdi çok iyi anlıyorum.
Bu güne kadar yuvalarından ayrılmamış küçük kuzucuklarımız ilk
defa okula başliyor. Bir insan yavrusu bu, bütün geleceği burada
yaşayacağı tecrübelere göre şekillenecek. Eğer gittiği bu ilk
okulu severse hayatı boyunca okulu sevecek ya da hayatı boyunca
okuldan nefret edecek.
Bu düşüncelerle okulları araştırmaya başladım. Önce
eve yakınlardan başladım doğal olarak ama daha sonra okulun ve
eğiticilerin kalitesinin ve beklentilerimize cevap vermesinin
eve yakın olmasından çok daha önemli olduğunu anladım. Çocuğun
gideceği okulu sevmesi çok önemli. Çocuğun okulu sevdiği, daha
gezerken anlaşılıyor; kendini rahat hissettiğinde kalkıp
oynuyor, etrafındakilerle ilgilenmeye başlıyor. Hatta
beğendiğini kendisi ifade ediyor.
Oğlum bana çok düşkün bir şekilde büyüdü.
Okul için bile olsa bu ayrılık onun kadar benim içinde zor
olucaktı. Doğru seçimin faydası burada ortaya çıktı. Mutlu bir
şekilde okula giden bir çocugu okula yollamak gerçekten çok
kolay oluyormuş;)
Gelelim püf noktalarına;
*Çocuğunuza okulun güzel
taraflarını bir çok arkadaşı olacağını vs gibi iyi özelliklerini
sürekli anlatın. Okulu sevdirin.
*Çocuğunuzu çok iyi tanıyın.
Gideceği okulda çocuğunuzun iyi ve kötü taraflarını çekinmeden
eğiticilere anlatarak çocuğunuzu tanıtın. Beklentilerini bilin
ve açıklayın. Unutmayın artık öğretmeni de sizinle aynı takımda.
Ev ve okuldaki uyum çocuğun başarısı için çok önemli.
*Gezdiğim
kadarı ile bir çok yuva ve anaokulunda öğretmenler çoğunlukla
meslek lisesi, çocuk gelişimi mezunu, bir kaç tanesi üniversite
mezunu. Öğretmen kadrosu ile ilgili bilgileri utanmadan sorun;
çocuğunuzu emanet edeceksiniz kim olduğunu bilmeye hakkınız var.
*Eğer
okul eve yakın olursa iyi bir artı, özellikle İstanbul gibi
büyük şehirlerde trafik dolayısı ile yollarda çok uzun süre
geçiricektir. Ama ben yine de okulun kalitesine daha çok önem
verin, derim.
*Yeni
doğmuş kardeşi varsa kendisini terk edilmiş hissetmemesini
sağlayın. Okula kendi iyiliği için gittiğini vurgulayın.
Başkalarının yanında veya onunla konuşurken onun okulda olduğu
zamanlarda kendinize ya da diğer çocuğunuza daha çok vakit
ayırabildiğinizi söylemeyin. Okula gitmesi gerektiği için
gidiyor siz daha iyi vakit geçiresiniz diye değil.
*Okul
binasının çocukların yaşayacağı uygun bir ortam olup olmadıgına
önem verin. Korkuluğu olmayan merdiven kenarları, acil çıkıslar,
temiz tuvaletler, hijyenik sınıflar, sosyal aktiviteler, kapı
görevlisi gibi.
*Servisle
gidicekse emniyet kemerinin mutlaka takılı olması... gibi (bu
arada Türkiye’de zorunlu olmasa da kendi arabanızda bile mutlaka
emniyet kemeri kullanın).
Aklıma gelenler kısaca böyle. Seçici olmakta çekinmeyin. Onlar
en önemli hazinemiz, yarınlarımızı onlara emanet edeceğiz.
 |